.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::. 

Balat Mahkemesi 1 Numaralı Sicil (H. 964-965/ M. 1557-1558)
cilt: 41, sayfa: 308
Hüküm no: 568
Orijinal metin no: [79a-1, Arapça]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Sitti Hatun bt. Hilmi Çelebi’nin İstanbul ve Kastamonu’daki ev ve dükkanlarını vakfettiği

Sâhibetü’l-hayrât ve’l-hasenât ve zübdetü’l-muvakkarât kıdvetü’l-muhassanât Sitti Hatun bt. merhûm Hilmi Çelebi kıbelinden vakıf ikrarına ve sonra rucû da‘vâsına vekâleti Muhyiddin Halife b. el-Hâc Mirza ve Hasan Sûfî b. Hüseyin’in şehâdetleri ile sâbit olan Mevlânâ Emrullah Çelebi b. Muhyiddin şöyle ikrâr eyledi ki, müvekkile-i mezbûresi, niyyet-i hâlise ve taviyye-i sâfiye ile işbu ikrârın kendisinden sudûruna kadar mâliki olduğu ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu, mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından Muhtesib Karagöz mahallesinde vâki‘, dâhilî ve hâricî muhavvatalı, muhavvata-i dâhiliyesi tahtânî üç hâneyi, sofayı, iki odayı, hamamı, su kuyusunu, diğer odayı, ahırı, bahçeyi ve iki kenîfi müştemildir, muhavvata-i hâriciyesi ise tahtânî bir beyti, kasrı, ahırı, odayı, sofayı, su kuyusunu, diğer üç odayı, gölgeliği, diğer sofayı, iki kenîfi müştemildir, bir tarafından Mehmed Bey mülkü, bir tarafından Ahmed Bey b. Abdülkerim mülkü, tarafeynden de tarîk-ı âm ile mahdûd bulunan cemî‘ menzilini ve Vilâyet-i Anadolu’da vâki‘ Kastamonu kasabasında kâin hamamın nısf-ı şâyi‘ini ve yine kasaba-i merkūmede vâki‘ iki bozahanenin nısf-ı şâyi‘ini ve yine kasaba-i mezbûrede vâki‘ iki başhâne dükkânının nısf-ı şâyi‘ini ve yine kasaba-i mezbûrede vâki‘ kapan ta‘bîr edilen mîzânın nısf-ı şâyi‘ini ve yine kasaba-i mezbûrede vâki‘, mîzân-ı mezbûr kurbünde Kale altı ta‘bîr edilen yerdeki, vâkıfe-i mezkûrenin babasına intimâı cihetiyle sâhip olduğu şöhretinden sebeb tahdîd ve ta‘yinden müstağnî bulunan cemî‘ dükkânları cümle hudûdu ve kâffe-i hukukuyla müddet-i hayâtınca evvelâ kendi nefsine habsedip vakfetti. Sonra her birinin icâre-i mu‘tâde üzere hasbe mâ cerâti’l-âdetü, icâreye verilmesini şart etti. Hâsıl olan ücret-i kirâdan yevmî dört akçeyi her bir kārîye yevmî iki akçe verilmek üzere Kur’ân-ı azîm ve Furkān-ı kerîmden iki cüz okunmasına şart etti. Kırâatı da neslen ba‘de neslin fer‘an gıbbe aslin ile’l-inkırâz evlâdına, evlâd-ı evlâdına şart etti. Vakfa mütevellî olacak kimseye yevmî dört akçe şart etti. Masrafdan ziyâdesini ile’l-inkırâz evlâdına, evlâd-ı evlâdına şart etti. Nesilleri kesildiğinde mütevellîye verilenden ziyâdenin vazîfe-i mukaddere ile kırâat-ı eczâ-yı Kur’âna sarf edilmesini şart etti. Tevliyede tassarrufu, tebdîl, tağyîr, tezyîd ve tenkīsi nefsine âid kıldı. Sonra sadece tevliyeyi ile’l-inkırâz evlâdına, evlâd-ı evlâdına, ba‘de’l-inkırâz hâkimin münâsib göreceği kimseye şart eyledi. Sonra cemî‘ menzil ve dekâkini, tescîl ve tekmîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Mevlânâ Muhyiddin Halife b. el-Hâc İmirza’ya teslîm eyledi. O da tesellüm edip sâir mütevelliler gibi tasarruf eyledi. Vaki‘ ikrâr mütevellî-yi mezkûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzere iken vekîl-i mezbûr evkāf-ı mezbûrenin vakfiyyetinden rucû‘ edip müvekkile-i merkūmesinin mülküne idhâlini talep etti. Mütevellî-yi mezkûr bundan imtinâ‘ edip hâkim huzûrunda murâfa‘a ve muhâsama ettiklerinde hâkim-i muvakkı‘ a‘lâhu, eimme-i müctehidîn -rıdvânullahi te‘âlâ aleyhim ecma‘în- re’ylerine tevfîkan sıhhat-i vakfa ve lüzûmuna hükmetti. Vakıf bu suretle sahîh, lâzım, tebdîl ve tağyîri, miras ve tevârüsü mümkün olmayan bir vakıf oldu. Fe-men beddelehu el-âyetü.

Fî evâhiri Şevvâl sene 965

Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Süleyman, Bâli Bey b. Abdullah, Mevlânâ Ubeydullah b. Şeyh Tâhir, Ahmed b. Mustafa, İbrahim b. Mustafa, Abdi b. Ahmed, el-Hâc Ahmed b. Ali, Muharrem b. Yusuf, el-Hâc Abdullah b. Abdullah ve gayrühüm mine’l-hâzırîn