|
Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563) cilt: 11, sayfa: 55 Hüküm no: 11 Orijinal metin no: [2a-2] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Tavâşî Ahmed Ağa b. Abdurrahman’ın kurduğu para vakfı
Sebeb-i tahrîr-i kitâb budur ki, Münşi-i hayrât ve mebde-i hasenât olan iftihârü’l-emâcid ve’l-ekârim, câmi‘u’l-mehâmid ve’l-mekârim el-vâsık bi mezîd-i inâyeti’l-meliki’l-mennân Tavâşî Ahmed Ağa b. Abdurrahman dâme ızzuhû meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfde ikrâr ve itirâf edip kırk bin fıddî râyicü’l-vakt akçeyi cümle malımdan ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile sâirlerinden mümtâz kıldığımdan sonra (…) hasbeten lillâhi te‘âlâ vakıf ve habs eyledim ve mahmiye-i Üsküb’de Semekpazarı kurbunda vâki‘ olup lede’l-ahâlî sâhibine intimâ’larıyla ma‘lûm ve meşhûd olmağın tahdîd ve ta‘yînden ganî olan bir menzilimi dahi vakıf ve habs eyledim ve şöyle şart eyledim ki: Zikr olan menzil icâreye verile. Ücretinden ne hâsıl olursa hıfz olunup mahmiye-i mezbûrede Hayrullah mescidinde imâm olanlara yevmî bir akçe verilip, imâm-ı mezbûr hergün ba‘de salâti’l-fecr bir kere Sûre-i Yâsîn tilâvet edip sevâbını benim rûhuma hediye ede. Ve meblağ-ı mezbûr her onu on bir olmak hesâbı üzre istiğlâl ve istirbâh olunup medyûnlardan rehn-i kavî ve kefîl-i melî alına. Ve hâsıl olan rıbhından kasaba-i Malkara’da Hacı Hızır Mescidi’ne her kim imâm olursa yevmî iki akçe verile. Ve her kim müezzin olursa yevmî iki akçe verile. Şol şart ile ki mezbûrân imâm ve müezzinden her biri her gün bir cüz’-i şerîf tilâvet edip sevâbını rûhuma hediye edeler. Ve mescid-i mezbûrda olan iki çerağlarda yanacak muma her senede yirmi akçe verile. Ve müezzin zikr olunan çerağları vaktinde yakıp ve söndürmek lâzım oldukda söndürdüğü için her senede otuz akçeye mutasarrıf ola. Ve kasaba-i mezbûrede olan Câmi‘-i atîk’te her kim müezzin olursa Cum‘a günlerinde cemâ‘at-i müslimîn Cum‘a namazına hâzır oldukları vakitte merhûm Mehmed Ağa rûhu için Fâtiha okuyanlara Allah te‘âlâ rahmet eylesin diye hâzır olan cemâ‘atten tilâvet-i sûre-i Fâtiha’yı istid‘â edip ve kendi dahi rûhum için bir kere Sûre-i Fâtiha tilâvet edip sevâbını rûhuma hediye ederse her ayda altı akçeye mutasarrıf ola. Ve her kim câmi-i mezbûrda imâm olursa her gün ba‘de salâti’l-fecr bir kere sûre-i Yâsîn tilâvet edip sevâbını rûhuma hibe ederse imâm-ı mezbûra yevmî bir akçe verile. Ve bir senede yüz akçe mezkûr Hacı Hızır Câmi‘inin mahallesinin fukarâsının avârızına sarf oluna. Ve avârız olmadıkça zikrolunan meblağ Semendire kazâsının tevâbi’inden karye-i Tebur’da ihdâs eylediğim çeşme meremmetine sarf oluna. Ve eğer meremmet lâzım olmaz ise asıl mâla zammoluna ve yevmî bir akçe mütevellîye verile. Ve karındaşım Mehmed’in oğlu olup hâlâ Galatasarayı’nda içoğlanı olan Ali Bey hayâtta oldukça evkāfıma mütevellî ola. Ve eğer ol Galatasarayı’ndan çıkmayıp âhirete intikāl ederse ve çıkdığından sonra fevt oldukda utekāmdan Keyvan b. Abdullah mütevellî ola. Ve andan sonra utekāmın eslahı mütevellî ola. Onlardan sonra evlâd-ı utekānın eslahı mütevellî olalar. Ba‘de’l-inkırâz re’y-i hâkime müfevvâz olup bir sâlih ve müstakīm ve yerli yurtlu mâldar kimesneyi mütevellî ede. Ve sâlifü’z-zikr olan akārı ve nukūdu hâlâ tescîl için mütevellî nasb eylediğim Kara Yusuf b. Abdullah nâm kimesneye teslîm eyledim. Ol dahi tesellüm ve kabz edip mütevellîler sâir evkāfta tasarruf ettikleri gibi tasarruf eyledi dedikde mukırr-ı mezbûru mezkûr Kara Yusuf bi’l- muvâcehe tasdîk ettiğinden sonra vâkıf-ı mezbûr istirdâd-ı asl-ı mâla ve mezkûr mütevellînin ecr-i mislinden zâid vazife-i mu‘ayyene deyû aldığı mâlı istirdâda ve akār-ı mezbûrun vakfiyetinden rücû‘a şürû‘ edip Hz. İmâm-ı A‘zam katında vakf-ı akārda lüzûm yoktur diye nakz ve hücûm edip ve eimme-i selâsemiz rıdvânullâhi aleyhim ecma‘în katlarında denânîr ve derâhimin dahi vakfı sahîh değildir ve ana mebni olan şürûtun dahi adem-i sıhhati mukarrer olmağla mütevellînin ecr-i mislinden ziyâde aldığı vazife helâl olmamağın ziyâdesi bana teslîm olunmak taleb ederim dedikde mütevellî vazifesini sıyâneten sadr-ı kitâba tevkī‘-i refî‘ vâki‘ olan hâkim-i nâfizü’l-ahkâmdan cevâza ve lüzûma zâhib olan imâmlar re’yleri üzre hüküm taleb edilecek hâkim-i müşârunileyh vakf-ı akārın sıhhatine ve lüzûmuna imâmeyn-i hümâmeyn kavillerince ve vakf-ı nukūdun sıhhatine İmâm Züfer’den İmâm Ensârî [2b] rivâyeti üzre hükmedip lâkin vâkıf bu mertebe ile kanâ‘at etmeyecek meblağ-ı mezbûru almağa kāil olup İmâm Züfer katında sıhhat-i vakfa lüzûm lâzım değildir. Ve zikr olan sıhhate hüküm lüzûmu îcâb eylemez diye meblağ-ı mezbûru taleb edicek mezkûr mütevellî sıhhate hükm olunmak ile mücmâ‘un aleyh olucak imâmeyn-i mezbûreyn re’ylerinde dahi sahîh olmuş oldu. Onların re’ylerinde hod sıhhat lüzûmdan müfârakat olunmaz deyû lüzûmuna dahi hüküm taleb edicek hâkim-i mûmâileyh meblağ-ı mezkûrun vakfının lüzûmuna dahi hükmedip tescîl etti. Min ba‘d naks ve nakzına mecâl muhâl oldu. Ba‘de zâlik vâkıf-ı mezbûr şöyle takrîr-i merâm eyledi ki: Bundan akdem vefât eden karındaşlarım merhûm Mustafa Bey ve merhûm Behrâm Bey hâl-i hayâtlarında sülüs malların sübül-i hayrâta sarfa vasiyyet edip ve zikr olunan vasiyyetlerini tenfîze beni vasiyy-i muhtâr eylemişler idi. Ben dahi mezbûrların vefâtlarından sonra mezkûr Mustafa Bey’in sülüs-i malından yedi bin akçe ve merhûm Behrâm Bey’in sülüs malından iki akçe ifrâz edip rûhları için vakfeyledim ve mezbûr mütevellîye teslîm eyledim ki kendi evkāfıma kim mütevellî olursa buna dahi ol mütevellî ola. Bunu vech-i meşrûh üzre her onu on bir olmak hesâbı üzre istiğlâl ve istirbâh oluna, meblağ-ı mezbûrun rıbhından yevmî iki akçe mezkûr Hacı Hızır mescidinde her kim müezzin olursa ana verile. Her gün ba‘de salâti’s-subh bir cüz’-i şerîf tilâvet edip sevâbını mezbûr Mustafa Bey rûhuna hibe ede. Ve mâdem ki Kalender nâm kimesne hayâtta ola. Her gün ba‘de salâti’l-asr mescid-i mezbûrda sûre-i Amme tilâvet edip sevâbını mezbûr Behrâm Bey rûhuna hediye edip her senede iki yüz akçe verile. Ve ba‘dehû mescid-i mezbûrda her kim imâm olursa sûre-i mezbûreyi ol tilâvet edip sevâbını mezkûr Behrâm Bey rûhuna hediye ede. Ve zikr olan vakıfların cem‘inde tebdîl ve tağyîr ve sâir tasarrufât-ı şer‘iyye mezkûr karındaşım oğlu Ali Bey’in yedinde ola dediğinden sonra mezbûr Ahmed Ağa’nın vech-i meşrûh üzre vasiyy-i muhtâr idüğü ve mezbûr Mustafa Bey ile Behrâm Bey’in sülüsleri meblağ-ı mezbûra vefâ eylediği tarîk-i şer‘î üzre hasm-ı şer‘î mahzarında sâbit olduğundan sonra mezbûr vasînin ettiği vakfın sıhhatine ve tasarrufunun şer‘iyyetine hâkim-i mûmâileyh hükmetti. Ba‘de zâlik mezkûr Ahmed Ağa şöyle vasiyyet eyledi ki: Kasaba-i mezbûrede mezkûr Hacı Hızır Mahallesi’nde vâki‘ olup bir tarafından Mûytâb Sâlih b. Abdülhay mülkü ile ve bir tarafından Kara Yusuf b. Abdullah mülkü ile ve bir cânibinden Hatice Hâtun bt. Abdullah mülkü ile ve bir tarafından tarîk-i âm ile mahdûd olup iki bâb fevkānî ve bir bâb tahtânî evleri ve kileri ve ahırı ve suffeyi ve otluk anbarı ve samanlığı ve su kuyusunu müştemil olan menzil ve kazâ-i Malkara tevâbi‘inden Güney nâm karyede vâki‘ olup lede’l-ahâlî ma‘lûmü’l-hudûd olmağla tahdîd ve ta‘yînden ganî olan menzil cemî‘ tevâbi‘leri ve levâhıkları ve âmme-i menâfi‘ ve mürâfıkları ile damları ile ve üç kıt‘a çatma anbarları ile ve içinde olan davarları ile ve içinde olan âlât-ı zirâ‘at ve hırâsetleri ile cümlesine ve mahrûse-i Üsküb’de Hacı Menteş mahallesinde vâki‘ olup bir tarafdan Kâtib İbrahim b. Abdullah mülkü ile ve bir tarafından Nalband Hüseyin b. Abdullah mülkü ile ve bir tarafından tarîk-i âm ile mahdûd olup dört bâb fevkānî evleri, altlarında ahırı ve kuyuyu ve helâyı müştemil olan menzilin cemî‘sine benim mevtimden sonra mezbûr karındaşım oğlu Ali Bey ve hayâtta bulunup mutasarrıf olup mâlik ola. Ve Malkara kazâsında olan çiftlikteki kulların cemî‘sinin ıtknâmelerin vere. Ve hayâtta oldukça mâlikâne tasarruf ede. Ve mezbûr Ali Bey âhirete intikāl ettikde zikr olan emlâki ne veche dilerse sarf ede. Ve eğer Ali Bey benim hîn-i mevtimde hayâtta bulunmayacak olursa zikr olan emlâk utekāmın ve evlâd-ı utekāmın olup kimesne tasarruflarına mâni‘ ve müzâhim olmaya deyicek mâ vaka‘a bi’t-taleb kayd olundu. Tahrîren fî evâili âhiri’r-rebî‘ayn sene seb‘în ve tis‘a mie.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-a‘yân Ali Bey b. Abdullah emîn-i şehr ve Ferhad Bey b. Abdullah kâtibü’l-harci’l-hâs ve el-Hâc Fâik Kethüdâ b. Abdullah ve Haydar Ağa b. Abdullah ve Mehmed Ağa b. Abdullah ez-zevvâk ve Mesih Ağa b. Abdullah ve Acem Ağa b. Abdullah ve Ferhad Ağa b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.
|