.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599)
cilt: 35, sayfa: 305
Hüküm no: 391
Orijinal metin no: [56b-2]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Subaşı Hızır’ın Ali Bey’e borcu olduğu ve Ali Bey’in boğularak öldüğünün şahitlerce ifade edildiği

Mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından Keklikçi mahallesi sâkinlerinden Ali Bey b. Bahşi nâm bevvâb-ı sultânînin li eb ve üm karındaşı olan Mehmed Bey b. Bahşi nâm Bevvâb-ı sultânî meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-bünyân ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-erkânda hâlen mahrûse-i Galata’da subaşı olan Hızır b. Abdullah muvâcehesinde takrîr-i da‘vâ edip karındaşım mezkûr Ali Bey Bursa’ya giderken gemisi pârelenip deryâya gark olmuş, vâris-i ma‘rûfu olduğum cihetden garîk-i mezbûr Ali Bey’in merkūm Hızır Subaşı zimmetinde beş yüz guruş hakkı vardır, şer‘le suâl olunup mûcebin taleb ederin dedikde gıbbe’s-suâl mezkûr Hızır Subaşı cevâb verip garîk-i mastûr Ali Bey altına tebdîl etmek için yetmiş akçe hesâbı üzre üç yüz elli guruş ki yirmi dört bin beş yüz akçe eder alıp kabz etmiş idim ve lâkin meblağ-ı merkūm yirmi dört bin beş yüz akçenin yirmi bin beş yüz akçesini hâl-i hayâtında verip bâkī zimmetimde dört bin akçe hakkı kalmışdır mezkûr Mehmed Bey karındaşı merhûm-ı mezbûr Ali Bey’in vefâtını isbât eylesin bâkīsini dahi edâ edeyin dedikde fi’l-vâki‘ müdde‘î-i mersûmdan mastûr Ali Bey’in vefâtına beyyine taleb olundukda udûl-i müslimînden Ali Bey b. Mehmed ve İbrahim b. Mehmed ve Mustafa b. İbrahim nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘e hâzırûn olup gıbbe’l-istişhâdi’ş-şer‘î şöyle edâ-i şehâdet-i şer‘iyye eylediler ki mahmiye-i Galata kapılarından Kireçkapısı demekle ma‘rûf olan kapıda Mudanya’ya gider bir gemiye binmiş idik mersûm Ali Bey dahi esbâbını getirip ol gemiye koyup ba‘zı maslahatı ile mukayyed iken gemi te’hîr etmeyip Mudanya cânibine revâne olup bi avnillâhi te‘âlâ vusûl müyesser oldukdan üç gün sonra deryâ yüzünde üç meyyit zuhûr edip acaba kimin ola deyip deryâya varılıp görüldükde birisi mezkûr Ali Bey olup fi’l-hâl taşra çıkarıp kefenleyip ve namazını kılıp defn etmişizdir, mevtinde şâibe [ve] şübhe yoktur bu husûsa şâhidiz ve şehâdet dahi ederiz dediklerinde ba‘de ri‘âyeti’l-şerâiti’l-kabûl şehâdetleri hayyiz-i kabûlde vâkı‘a oldukdan sonra mâ vaka‘a alâ vukū‘ihî ketb ve tahrîr olunup yed-i tâlibe vaz‘ olundu ki vakt-i hâcetde mübeyyin-i hâl ola. Hurrire fi’t-târihi’l-mezbûr. Şuhûd: Es-Sâbikūn