.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 37 Numaralı Sicil (H. 1022 - 1024 / M. 1613 - 1615)
cilt: 37, sayfa: 113
Hüküm no: 110
Orijinal metin no: [38a-3]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Derviş Çelebi ve Fâtıma Hatun’un babaları Mehmed Ağa b. Abdülmennân’dan miras kalan bahçeyi kardeşleri Ali Çelebi’ye satmaları

Mahmiye-i Galata müzâfâtından Beşiktaş mahallesinde sâkin iken vefât edip, menkūlâtından olan muhallefâtı düyûnuna vefâ etmeyip, zarûre-i deyni için akārâttan olan muhallefâtı dahi bey‘ olunması lâzım geldiği sikāt ihbârı ile hâkim-i muvakki‘-ı a‘lâ huzûrunda mukarrer ve muhakkak olan merhûm Mehmed Ağa b. Abdülmennân’ın sulbî sagīr oğlu Derviş Çelebi’nin tesviye-i umûruna vasiyy-i muhtârı olan Hüseyin Çelebi b. Behram ve sulbiye kızı fahrü’l-muhadderât Fâtıma Hâtun tarafından husûs-ı âti’l-beyâna vekîl olup, nehc-i şer‘î üzre vekâleti sâbite olan fahrü’l-eşbâh Kurd Çelebi b. Mustafa meclis-i şer‘-i şerîfde, müteveffâ-yı mezbûrun sulbî kebîr oğlu Ali Çelebi mahzarında takrîr-i kelâm edip, müteveffâ-yı mezbûrun muhallefâtından mahalle-i mezbûre kurbunda vâdide vâki‘ olup, hudûdun bir tarafı bâ‘zan tarîk-i âm ve bâ‘zan Mustafa ve Râziye Hâtun bağları ve bâ‘zan vâdi ve ba‘zan Murad Ağa bağına ve ba‘zan üstâd Ali bağına ve ba‘zan Hürmüz nâm zimmî bağına müntehiye olup, iki bâb tahtânî odaları ve iki sofayı ve bir ahırı ve iki dolap kuyusu ve iki havuz ve havuz üstünde tahtadan binâ olunmuş bir kasrı ve kenîfi ve bağı ve bostanı muhteviye olan hadîka beyne’t-tâlibîn ve’r-râgıbîn üç ay mikdârı müzâyede ve nidâ ve kirâren ve mirâren tâlibîne arz olunup, rağabât-ı nâs münkatı‘a oldukdan sonra mezbûr Ali Çelebi’nin üzerinde yetmiş beş bin fıddî-i Osmânî akçede karâr edip âhar tâlib ve râgıb olmamağın, hadîka-i merkūmeyi bi cümleti’l-hudûd merhûm-ı mezbûr Mehmed Ağa’nın zarûre-i deyni için meblağ-ı merkūm yetmiş beş bin akçeye mezbûr Ali Çelebi’ye bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ile bey‘ edip, semeni olan meblağ-ı mezbûr yetmiş beş bin akçenin otuz beş bin dört yüz yirmi iki akçesini mezbûr Ali Çelebi’nin babası müteveffâ-yı mezbûr zimmetinde olan otuz beş bin dört yüz yirmi iki akçe deynine takās edip, bâkī otuz dokuz bin beş yüz yetmiş sekiz akçesin mezbûr Ali Çelebi’nin yedinden bi’t-tamâm ve’l-kemâl ahz ve kabz eyledik. Ba‘de’l-yevm hadîka-i merkūme mezbûrun mülk-i müşterâsıdır, keyfe mâ yeşâ’ ve yahtâr mutasarrıf olsun deyû vesâyeten ve vekâleten ikrâr ve i‘tirâf ettiklerinde [38b] mezbûrların ber vech-i meşrûh sudûr eden ikrârlarını merkūm Ali Çelebi dahi bi’l-muvâcehe tasdîk ve bi’l-müşâfehe tahkīk etmeğin, mâ-vaka‘a alâ vukū‘ihî ketb ve tahrîr olunup yed-i tâlibe vaz‘ ve def‘ olundu. Tahrîren fî evâhiri Cumâdelâhire li sene selâse ve ışrîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Receb Halîfe b. Ârif el-İmâm, Hüseyin Bey b. Abdullah el-Müteferrika, Ali Çelebi b. Abdullah, Ali b. Mehmed el-Müezzin, Mehmed Çelebi b. Memi, Cafer Bey b. Abdullah el-Hammâmî, Mehmed Çelebi b. Mustafa, Mehmed b. Receb er-Reis, Ömer Bey b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.