.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674)
cilt: 54, sayfa: 313
Hüküm no: 202
Orijinal metin no: [46b-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Merhum Halil Ağa’nın, karısı Nazikî’ye hibe ettiği ev hisselerine vasînin dahlinin engellenmesi

Mahmiye-i Galataˈya tâbi‘ kasaba-i Tophâne mahallâtından Firuzağa mahallesinde sâkine iken bundan akdem müteveffâ olan Halil Ağa b. Abdullah nâm kimesnenin verâseti zevce-i metrûkesi Nazikî bt. Abdullah ile sulbî sagīr oğlu Hasanˈa münhasıra olduğu şer‘an zâhir ve müte‘ayyin oldukdan sonra mezbûre Nazikî meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımüˈt-tevkīrde sagīr-i mezbûrun kıbel-i şer‘-i mutahhardan mansûb vasîsi ve müteveffâ-yı mezbûrun muhallefâtına vâzi‘uˈl-yed olan Ebûbekir b. () mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip zevcim müteveffâ-yı mezbûr sıhhatinde mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafı ba‘zan Medîne-i Münevvere Vakfı ile ba‘zan Kerîme Hatun mülkü ve bir tarafı Ali Çelebi vârislerine ve bir tarafı Emetullah nâm bikr mülkü ve bir tarafı tarîk-i âm ile mahdûd iki bâb beyt-i süflî ve bir kilârı ve bi’r-i mâ’ı ve kenîfi ve muhavvâtayı müştemil mülk menzilinin cânib-i kıblesinde olan beyt-i süflîyi ve kilârı ve zokak kapısının bir kanadını ifrâz edip yer yer alâmet-ifâsıla vaz‘ olundukdan sonra ba‘deˈt-tahlîf bana hîbe-i sahîha ile hîbe ve teslîm eyleyip ben dahi meclis-i hîbede ittihâb ve kabz edip minvâl-i muharrer üzre mülk-i mevhûbem olup mülkiyet üzre ben müfrez-i mezkûra mutasarrıfe iken hâlâ vasî-i mezbûr muhallefât-ı müteveffâ-yı mezbûrun olmak üzre vaz‘-ı yed eder suâl olunup kasr-ı yedine tenbîh olunması matlûbumdur dedikde gıbbeˈs-suâl ve akībeˈl-inkâr müdde‘iyye-i mezbûreden sıdk-ı mekāline mutâbık beyyine taleb olundukda udûl-ı Müslimînˈden Mustafa Efendi b. Mehmed el-imâm ve Hüseyin Bey b. Abdülcelil nâm kimesneler li-ecliˈş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup isreˈl-istişhâdiˈş-şer‘î fiˈl-vâki‘ müteveffâ-yı mezbûr Halil Ağa sıhhati hâlinde mülkü olan menzil-i mahdûd-ı mezkûrdan nısf olmak vech üzre bizim huzûrumuzda cânib-i kıblîsinden bir bâb beyt-i süflî ve kilârı ve zokak kapısının bir kanadını ifrâz eyleyip yer yer alâmet-i fâsıla vaz‘ eyledikden sonra ba‘deˈt-tahliye zevcesi merkūme Nazikî Hatunˈa hîbe-i sahîha-i şer‘î ile hîbe ve temlîk ve teslîm eyleyip ol dahi meclis-i hîbede ittihâb ve kabz ve temellük eyledi hâlâ müfrez-i mezkûre müdde‘iyye-i mezbûrenin mülk-i mevhûbesinden biz bu husûsa bu minvâl üzre şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinden sonra ba‘deˈt-ta‘dîl veˈt-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle vasî-i mezbûrenin kasr-ı yedine tenbîh birle mâ vaka‘a biˈt-taleb ketb olundu.

Hurrire fiˈl-yevmiˈr-râbi‘ min-Cumâdelûlâ li-sene erba‘a ve semânîn ve elf.

Şuhûdüˈl-hâl: Ali Bey b. Abdullah, Osman Beşe b. Ahmed, Murteza Bey b. Abdullah, İsmail Çelebi b. Mustafa el-imâm, Kabil Beşe b. Abdullah, Aynî Beşe