|
Üsküdar Mahkemesi 84 Numaralı Sicil (H.999-1000/ M.1590-1591) cilt: 10, sayfa: 127 Hüküm no: 80 Orijinal metin no: [9a-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Tenzile Hâtun bt. Hızır’ın vakfiye sûreti
el-Hamdü lillâhi rabbi’l-âlemîn ve’s-salâtu alâ seyyidinâ Muhammedin efdalü’l-mürselîn ve alâ âlihi ve sahbihî ecma‘în, imdi, işbu aşağıdaki husûsları muhtevî sahîh ve şer‘î bir hüccetdir. Mahrûse-i Üsküdar mahallâtından Hâcce Hâtun mahallesi sâkinlerinden Tenzile Hâtun bt. Hızır, dünyanın fânî, âhiretin bâkī olduğunu idrak edince meclis-i şer‘a gelip niyyet-i sâfiye ve taviyyet-i vâfiye ile mahalle-i mezbûrede vâki‘, bir tarafdan Memi b. Hüseyin mülkü, diğer tarafdan Kamer Hâtun mülkü, öbür tarafdan vâkıfe-i mezbûre mülkü ve diğer tarafdan da Hâcce Hâtun Vakfı ve Ali b. ( ) mülkü ile mahdûd, tahtânî bir beyti ve selamlığı hâvî mülk menzilini cümle hudûdu ile vakfedip habsetti. Ve orada süknâyı önce kayd-ı hayâtla kendine, sonra yaşadığı sürece Sâkine bt. Hüseyin nâm kadına, sonra o kadının evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına sonra batnen ba‘de batnin nesilleri kesilinceye kadar evlâd-ı evlâd-ı evlâdına sonra mezbûre Sâkine’nin ( ) nâm zevcine sonra onun evlâdına, sonra evlâd-ı evlâdına sonra batnen ba‘de batnin ve karnen ba‘de karnin nesilleri kesilinceye kadar evlâd-ı evlâd-ı evlâdına, sonra mahalle-i mezbûre mescidinde imâm olacak kimesneye şart etti. Tevliye-i hasbiyyeyi mescid-i mahalle imâmı Halil Hâce b. Şuayb’a şart etti. Vâkıfe-i mezbûre menzili sonra mütevellî Halil Hoca’ya teslîm etti. Hâl bu minvâl üzere iken vâkıfe-i mezbûre vakıfdan cayıp evi geri istedi. Mütevellî-yi mezbûr buna karşı çıkınca hâkimin huzûrunda murâfa‘aya çıktılar. Vakfın sıhhatine ve lüzûmuna karâr verilmesi talebinden sonra hâkim sıhhat ve lüzûm husûsunda e’imme-i müctehidîn indindeki ihtilâfı bilerek ve sıhhat ve lüzûm kavlini tercîh ederek vakf-ı mezbûrun sıhhatine ve lüzûmuna hükmetti. Böylelikle vakıf, satılamaz, rehnedilemez, temlîk edilemez, mîrâsa konu olmaz şekilde sahîh ve lâzım bir vakıf haline geldi. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ sem‘ihi fe-innemâ ismuhû ale’l-lezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Cumâdelûlâ sene elf.
Şuhûdü’l-hâl: Mehmed b. Behrâm, Hasan b. Turhan, Nasûh b. Yusuf, Ali b. Hamza, Mustafa b. Şehsuvar
|