.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 89
Hüküm no: 72
Orijinal metin no: [13a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Vezir İbrahim Paşa’nın kurduğu vakıflar

Sebeb-i tahrîr-i hurûf oldur ki, Vezîr-i mükerrem, düstûr-i ekre[m], sâhibü’n-nefsi’l-kudsiyye ve’l-kemâlâti’l-ünsiyye, melce’ü’z-zu‘afâ melâzu’l-gurebâ, el- mahsûs bi inâyeti’l-meliki’l-mennân vezâretten mütekāid olan İbrahim Paşa hazretleri b. Abdurrahman kıbelinden âtiyyü’z-zikr olan vakfı ikrâra ve rücû‘a ve bu bâbda mühim olan her emre Mevlânâ Hasan b. Mustafa el-imâm ve Mevlânâ el- Hâc Yusuf b. Abdullah el-imâm ve Mevlânâ Sıyami b. Emrullah el-imâm ve Fethullah b. el- Hâc Ahmed nâm kimesneler şehâdetleriyle vekâleti sâbit olan fahrü’l-müderrisîn zahrü’l-muhassılîn Molla Harun b. Abdülganî nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfde âti’z-zikr olan vakfa tescîl için mütevellî nasb olunup ve tevliyeti şühûd-i mezkûr şehâdetleriyle sâbit olan Şücâ‘ Bey ibni Abdullah nâm kimesne mahzarında ikrâr ve takrîr-i merâm edip müvekkilim mezbûr İbrahim Paşa hazretleri vaktâ ki bundan akdem tevfîr-i hayrâta tâlib ve teksîr-i meberrâta râgıb olup câmi‘ ve medrese ve mekteb ve sâir vücûh-i hayrâtı tekmîle sâ‘î olup li hamdillah cem‘îsi ber vech-i ecmel tamâm oldukdan sonra bunların erbâb-ı vezâyifi için nice nice emlâk-i evkāf vakf edip mufassalan kitâb-ı vakfiye yazdırmışlar idi. Hâlâ dahi hayrâtı ziyâde olmağa tâlib ve umûr-i hasenâtı mütezâyid olmağa râgıb olup sâbıkan kitâbet olunan vakfiyede mastûr olan arâziden mahmiye-i İstanbul’da Silivrikapısı kurbunda Bevvâb Karagöz mahallesinde vâki‘ olup bir tarafından Aydın b. Abdullah eytâmı mülkü ile ve üç tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd olan bir kıt‘a vakıf yerleri üzerinde kendi malları ile binâ ettikleri üç bâb fevkānî, sekiz bâb tahtânî odaları ve âbhâneleri ile mektebhâneyi ve mektebhâne altında iki bâb dükkânı ve arâzi-i mevkūfe-i mezbûreden mahalle-i mezbûrede vâki‘ olup bir tarafdan tarîk-i âm ve bir tarafdan tarîk-i hâs ile ve bir tarafdan Kasım b. Abdullah çayırı ile ve Hasan b. Bâli mülkü ile mahdûd olan arz-ı mevkūfe üzerinde kendi malları ile binâ ettikleri yedi bâb tahtânî odaları, müstakil âbhâneleri ve su kuyuları ile ve mahmiye-i mezbûrede Küçük Ayasofya mahallesinde beş gurfe altında iki ahırı ve her birinin önünde hâce sebili, iki su kuyusunu ve cüneyneyi müştemil olup bir tarafından Mehmed Çavuş mülkü ile ve bir tarafından merhûm Mevlânâ Hoca Hayreddin Vakfı ile ve iki tarafından tarîk-i âm ile mahdûd olan mülk menzillerini dahi vakıf ve habs eylediler ve sâir evkāflarına ilhâk eylediler. Gayri evkāfları gibi icâreye verilip hâsıl olan ücreti kitâb-ı vakfiyye-i sâbıkasında mastûre olan mesârife sarf oluna. Ve bunlardan mâ‘adâ on bin tâmmü’l-vezn sahîhü’l-ayar filori dahi kendi mallarından ifrâz ve cümle menâllerinden mümtâz kıldıklarından sonra hasbeten lillâhi’l-azîm ve ibtigāen li marzâti’r-rabbi’r-rahîm vakıf ve habs eylediler ve şöyle şart eylediler ki zikr olunan meblağ onu on bir akçe olmak hesâbı üzre rehn-i kavî yahud kefîl-i melî ile mu‘âmele-i şer‘iyye olup [13b] hâsıl-ı erbâh-ı âide ve gallât-ı vâridesinden Silivrikapusu kurbunda binâ buyurdukları câmi-i şerîflerinde hergün ba‘de salâti’z-zuhr otuz kimesne cem‘ olup bi’t-tertîl, lâ bi’s-sür‘a ve’t-ta‘cîl her biri Kur’ân-ı azîm ve furkān-ı kerîmden birer cüz’ tilâvet edip yevmî iki akçe vazifeye mutasarrıf ola. Evvelâ vakf olunan on bin filoriye ve sâniyen vakf olunan on bin filori ki cem‘an yirmi bin filori olup cümlesine bir kimesne mütevellî olup yevmî on beş akçe verile. Ve iki kimesne dahi câbi olup yevmî dörder akçe verile. Ve vakfiyye-i sâbıkada altı kimesne İhlâshân ta‘yîn olunmuş idi. Hâlâ dört kimesne dahi ta‘yîn eylediler ki yevmî ikişer akçe ile on kimesne İhlâshân olalar. Ve zikr olunan cüz’lerin biri câmi-i mezbûr imâmına ve biri sâ‘atîsine ve dördü dört nefer müezzinine ve biri câmi-i mezbûr mukābelesinde olan mektebhânenin mu‘allimine ve biri halîfesine meşrût ola. Ve zikr olunan İhlâshânlık dahi bunlara meşrût ola. Ve kendi kullarından ve hazinedârbaşısı iken fevt olan Davud b. Abdullah’ın vakf ettiği otuz bin akçenin vakfiyetini kabûl edip ve ana yirmi bin akçe dahi ilhâk edip vakf eylediler. Ve şöyle şart eylediler ki: Nehc-i mezbûr üzre muamele-i şer‘iyye olunup câmi-i mezbûrda kuşluk vaktinde on kimesne cem‘ olup her biri bir cüz’-i şerîf tilâvet edip yevmî birer akçe verile. Ve vakfiyye-i sâbıkada akār meremmâtı için ta‘yîn ettikleri iki yüz bin akçenin zikr olunan elli bin akçenin câbisi akār-ı câbi olan kimesne olup vazifesine iki akçe dahi zammolunup cihet-i cibâyet cümle altı akçe ola. Ve evkāf kâtibine üç akçe dahi ziyâde olup cümle vazifesi on akçe ola. Ve evkāfın müsâ‘adesi oldukda İhlâshân on beş oluncaya dek ziyâde ola. Ve zikr olunan elli bin akçenin zevâ’idi hıfz olunup câmi‘-i şerîf-i mezbûr mahallesinin avârızına ve sâir tekâlîf-i örfiyesine sarf oluna. Ve her kim câmi‘-i mezbûr evkāfına mütevellî olur zikr olunan elli bin akçeye dahi ol mütevellî ola ve zikr olunan on cüz’ün tilâvetinin biri câmi‘ imâmına ve biri sâ‘atîsine ve dördü dört müezzinine ve biri mezbûr mu‘allime ve biri dahi mezkûr halîfeye meşrût ola. Ve zikr olunan cihât utekāya ve evlâd-ı utekāya ve evlâd ve evlâd-ı utekāya karnen ba‘de karnin, batnen ba‘de batnin meşrût olup ve tevliyet tebdîl ve tağyîr mâdemki hayâtta ola kendiye meşrût olup ve eğer el-iyâzü billah câmi‘ ve mescid ve medrese harab olup ta‘mîre kābiliyet olmayacak olursa mahsûl-i evkāf, mezbûr utekāya ve evlâd-ı utekāya bi kadri’l-istihkāk tevzî‘ oluna. Ve bunlar münkariz olurlarsa fukarâya tevzî‘ oluna deyû şart eylediler. Ve bu cümle mevkūfâtı mezbûr mütevellîye bi’t-tamâm ve’l-kemâl teslîm eyleyip ol dahi tesellüm ve kabz edip sâir mütevellîler evkāfta tasarruf ettikleri gibi ettikde mukırr-ı mezbûru mezkûr mütevellî bi’l-muvâcehe tasdîk edicek mezbûr vekîl vekâlet-i mahkiyesi ile asl-ı vakıftan rücû‘a ve mütevellî-i mezbûrun yedinden istirdâda şürû‘ edip da‘vâ eyledikde zikr olunan evkāfın sıhhatine ve lüzûmuna cemî‘ şerâit-i hükme ri‘âyet olundukdan sonra hükm olundu. Tahrîren fî evâili Cumâdelâhire sene 970.


Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Süleyman, Mehmed Çelebi b. Süleyman, Abdullah b. Abdullah, İbrahim b. Mustafa, Ahmed b. Mustafa, Nasûh Bey b. Abdullah ve gayruhüm mine’l-hâzırîn