.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 109
Hüküm no: 110
Orijinal metin no: [21a-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Emine Hatun bt. Hüsam’ın para vakfı kurduğu

Annesi fahrü’l-muhadderât Emine Hâtun bt. Hüsam kıbelinden âti’z-zikr olan vakıf ikrârına ve rücû‘ da‘vâsına vekâleti mezbûrenin kardeşi fahrü’l-müderrisîn Kayın Çelebi diye meşhûr Mevlânâ Mehmed Çelebi b. Hüsam ve Mevlânâ Ali b. Yakub’un şehâdetleri ile sâbit olan Mevlânâ Mehmed Çelebi b. el-merhûm el-mebrûr Mevlânâ Niksarî Muslihiddin Efendi, müvekkile-i mezbûresinin mülk-i sahîhinden ve hâlis-i malından ayırdığı râyicü’l-vakt yetmiş beş bin akçeyi niyet-i hâlisa ile vakfedip habsettiğini bi’l-vekâle ikrâr ve itirâf etti. Vâkıfe-i mezbûre meblağ-ı mezbûrun senede ona on bir üzre istirbâh ve istiğlâl edilmesini şart etti. Mu‘amele-i şer‘iyyenin mahmiye-i Kostantıniyye’deki ödeme iktidârına sâhib tüccâr ve zanâ‘at erbâbı ile yapılmasını, medyûnlardan rehn-i kavî ve kefîl-i melî alınmasını veya haseb-i iktizâ-i hâl ikisinden biri ile iktifâ edilmesini şart etti. Rıbh ve galleden hâsıl olacak mikdârdan mütevellî olacak kimesneye yevmî üç akçe ta‘yîn etti. Tevliye-i merkūmeyi de zevc-i halîli merhûm-i mezbûr Muslihiddin Efendi evkāfına mütevellî olacak kimesneye şart etti. Câbi olacak kimesneye yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Tenzîl-i celîlden günde beş cüz’ okunmasına yevmî beş akçe ta‘yîn etti. Tilâveti de müddet-i hayâtınca kendine ve kurrâdan ihtiyâr edeceği bir kimesneye şart etti. Vefâtından sonra günde beş cüz’ okunmasını ise, hâric-i hısn-i mahmiye-i merkūmedeki Edirnekapı kurbunda vâki‘ Emir Buhârî -aleyhi rahmetü’l-meliki’l-bârî- diye ma‘rûf merhûm ve mağfûrun-leh Şeyh zâviyesinde sabah namazlarından sonra müctemi‘an tilâvetini şart etti. Okunan cüz’lerden bir cüz’ün sevâbının seyyidü’l-kevneyn ve resûlü’s-sakaleynin rûhuna, bir cüz’ün sevâbının merhûme Cemile bt. el-merhûm Muslihiddin Efendi’nin rûhuna, bir cüz’ün sevâbının vâkıfe-i mezbûrenin annesi Hatice Hâtun’un rûhuna ve iki cüz’ün sevâbının vâkıfe-i mezbûrenin rûhuna hediye edilmesini şart etti. şart etti. Mesârif-i merkūmeden artanını ise vâkıfe-i mezbûrenin evlâdı beyninde ale’s-seviyye taksîm edilmesini şart etti. Evlâd-ı evlâdı, evlâd-ı evlâd-ı evlâdında da nesilleri kesilinceye kadar böyle olmasını şart etti. Zamân geçip de nesilleri kesilince zevâ’idin vücûh-i hayrât ve sunûf-i meberrâta sarfını şart etti. Tevliye, tebdîl, taklîl ve teksîri müddet-i hayâtınca kendi nefsine şart etti. Gallenin mesârif-i merkūmeye sarfı mümkün olmazsa tamâmının fukarâ-yı müslimîne sarf edilmesini şart etti. Sonra cemî‘ meblağ-ı mezbûru tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Sinan b. Mustafa’ya teslîm etti; o da tesellüm edip sâir vakıf mütevellîleri nasıl tasarruf ediyorsa meblağ-ı mezbûrda öyle tasarruf etti. Mütevellî-i merkūm vâki‘ ikrârı bi’l-muvâcehe tasdîk etti. Vakıf muamelesi böylece tamamlandığında vekîl-i merkūm, “Nakid vakfı eimme-i eslâf indinde câiz değildir, meblağ-ı mezbûru ve ecr-i misilden ziyâde olarak rıbhdan aldığınızı sizden taleb ediyorum.” diyerek vakıftan rücû‘ edip mütevellî yedindeki meblağ-ı mevkūf-i mezbûru geri istedi. Mütevellî-i mezbûr, Ensârî’nin İmâm Züfer’den naklettiği kavle göre nakid vakfının cevâzına temessüken meblağ-ı mezbûru geri vermekten ictinâb etti. Hâkim-i muvakki‘ huzûrunda murâfa‘a olunduklarında hâkim İmâm Züfer kavli üzre meblağ-ı mezbûrun vakfiyetinin sıhhatine ve mütevellî-i mezbûrun ecr-i misilden ziyâde aldığının tazmîninden zimmetinin berâetine hükmetti. Vekîl-i mezbûrun “Nakid vakfı rivâyet-i mezbûra göre sahîh olsa da imâm-ı merkūm indinde sıhhat lüzûmu müstelzim değildir. Hâkimin hükmüyle tazminâtdan kurtuldun amma meblağ-ı mezbûru hâlâ taleb ediyorum.” diyerek rücû‘ iddi‘âsını tekrar etti. Mütevellî, “İmâm Züfer’in mezhebine göre sıhhat lüzûmu müstelzim değilse de imâmeyn indinde sıhhat lüzûmu da ifâde eder.” diyerek i‘âdeden ictinâb etti. İcmâ‘ olmayan mesâilde hâkimin hükmüyle mesele hall ü fasl edileceğinden mütevellî hâkimden talebi gibi hükmetmesini istedi. Hâkim de vakf-ı mezbûrun sıhhatine ve lüzûmuna hükmetti ve hüküm hâvî olarak vakfı tescîl etti.


Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Cumâdelâhire sene seb‘în ve tis‘a mie.


Şuhûdü’l-hâl: ( )