|
Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563) cilt: 11, sayfa: 132 Hüküm no: 155 Orijinal metin no: [29a-2, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hâssa terzilerinden Bölükbaşı Hüseyin’in Uzun Şücâ mahallesindeki evini vakfettiği
Hâssa terzilerinden Bölükbaşı Hüseyin b. Abdullah, mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından Uzun Şuca‘ mahallesinde vâki‘ üzerinde oda bulunan tahtânî iki beyti, su kuyusunu, bahçeyi, ahırı, anbarı, helâyı ve avluyu müştemil, bir tarafdan merhûm Ali Paşa Vakfı, diğer tarafdan Dülger Sinan Vakfı, öteki tarafdan Dilber Hâtun Vakfı ve diğer tarafdan da tarîk-i hâs ile mahdûd mülk menzilini cümle hudûdu ve kâffe-i hukūku ile niyet-i hâlisa ve taviyye-i sâfiye üzre habsedip vakfettiğini ikrâr etti. Süknâyı, müddet-i hayâtınca önce kendisine sonra evlâdına, sonra müddet-i hayâtınca zevcesi Yasemin’e, nesilleri kesilinceye kadar neslen ba‘de neslin zükûr ve inâsdan evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Sonra âzatlı kölesine sonra nesilleri kesilinceye kadar âzatlı kölesinin evlâdına şart etti. Sonra menzil-i mezbûrun âdet üzre icâre-i mu‘tâde ile kirâya verilmesini şart etti. Allahü te‘âlâ’nın rıbhdan ve galleden rızık verdiğinden yevmî iki akçeyi Kur’ân-ı kerîmden iki cüz’ okuyup birinin sevâbını vâkıfın kendi rûhuna, diğerininkini Azize bt. İbrahim nâm merhûme zevcesinin rûhuna hediye etmeleri şartıyla kārîlere ta‘yîn etti. Kalanın menzil-i mezbûrun ta‘mîrine sarf edilmesini şart etti. Menzil-i mezbûru ta‘mîr edicek kimesne bulunmazsa bu mikdârın Mısır muhârebesinde vefât eden merhûm Sinan Paşa’nın evkāfına katılmasını şart etti. Mezbûr Sinan Paşa evkāfına mütevellî olan kimesnenin bu vakfa da mütevellî olmasını şart etti. Menzilin bir odasında müddet-i hayâtınca Hurşid bt. Abdullah’ın oturmasını şart etti. Vâkıf sonra menzil-i merkūmu tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Hüseyin b. Abdullah’a teslîm etti. O da teslîm alıp mütevellî olarak tasarrufuna aldı. Mütevellî-i mezbûr vâki‘ ikrârı vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Vâkıf-ı mezbûr, Ebû Hanîfe kavlince vakfın adem-i lüzûmunu delil göstererek vakf-ı mezkûrdan rücû‘ etti. Mütevellî-i mezbûr da imâmeynin kavline istinâden geri vermekten ictinâb etti. Mesele hâkimin huzûrunda murâfa‘a olundukda hâkim imâmeynin kavline göre vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükmetti. Vâkıf böylece tebdîl ve tağyîri kimesne için câiz olmayacak şekilde tescîl edilip sahîh ve lâzım bir vakıf hâlini aldı. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ sem‘ihî fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehu”
Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Şa‘bân sene 970
Şuhûdü’l-hâl: ( )
|