.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 19 Numaralı Sicil (H. 1028 - 1030 / M. 1619 - 1620)
cilt: 24, sayfa: 455
Hüküm no: 615
Orijinal metin no: [101a-2, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Fâtıma Hâtun bt. Yusuf’un evini vakf ettiği

Elhamdü lillâhi’l-vâkıfı alâ ahvâli’l-enâm el-feyyâz el-kerîm zi’l-mülk ve’l-ikrâm ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-enbiyâ’i’l-izâm ve alâ âlihi’l-fihâm ve ashâbihi’l-kirâm ammâ ba‘d işbu mazmûnunda vakıf kurma ikrârını muhtevî sahîh şer‘î bir hüccet ve sarîh mer‘î bir vesîkadır. Sâhibe-i hayrât ve râgıbe-i meberrât Fâtıma Hâtun bt. Yusuf, meclis-i şerî‘at-ı şerîfe-i garrâ ve mahfil-i tarîkat-i münîfe-i zehrâda hâzıre olup işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar sâhibi ve mâliki olduğu elinde ve taht-ı tasarrufunda bulundurduğu medîne-i Ebâ Eyyûb el-Ensârî -radiye anhu Rabbühü’l-Bârî- mahallâtından Takyecibaşı mahallesinde kâin olan fevkānî iki, tahtânî bir beyti, selâmlığı, su kuyusunu, bahçeyi ve havluyu hâvî ve bir tarafdan İbrahim b. ( ) mülkü, diğer tarafdan Fâtıma Hâtun bt. Kasım mülkü, öbür tarafdan Kâmile bt. Abdullah mülkü ve diğer tarafdan da tarîk-i âm ile mahdûd bulunan cemî‘-i menzilini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve kâffe-i menâfi‘ ve merâfıkı ile hasbeten lillâhi’l-aliyyi’l-azîm ve taleben li merzâti’r-Rabbi’r-Rahîm niyet-i hâlise ve taviyye-i vâfiye ile haps edip vakf ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Süknâyı evvelâ rûhu bedeninde olduğu müddetçe kendisine şart etti. Sonra sûre-i İhlâs-ı her gün üç kere okuyup sevâbını vâkıfe-i mûmâ-ileyhânın rûhuna hediye etmeleri ve menzilin meremmeti üzerlerine olmak üzre önce müddet-i hayâtınca amcasının kızı Ümmî Hâtun bt. Hasan nâm hâtuna, sonra Gülendam bt. Abdullah, Sehergâh bt. Abdullah ve Mülâyim bt. Abdullah nâm âzâdlı câriyelerine, sonra neslen ba‘de neslin isra gıbbe aslin bunların evlâdına evlâd-ı evlâdına nesilleri kesilince de -el-iyâzü billâh min kahri’l-feyyâz- Medîne-i münevvere fukarâsına şart etti. Tevliyye-i hasbiyyeyi Hüsam Efendi b. Abdurrahman’a, nezâreti de mahalle-i mezbûre ahâlîsine şart etti. Sonra menzil-i mezbûru mütevellî-i mezbûra teslîm etti. O da tesellüm edip sâir vakıf mütevellîleri gibi tasarrufuna aldı. Mütevellî-i mezbûr, vâkıfe-i merkūmenin vâki‘ ikrârını vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Hâl bu minvâl üzre iken vâkıfe-i mezbûre İmâm-ı A‘zam’ın adem-i lüzûm-ı vakıf ictihâdına binâen vakf-ı mastûrdan rücû‘ edip menzil-i merkūmun mülküne i‘âdesini taleb etti. Mütevellî-i mezbûr da İmâm Ebû Yusuf’un vâkıfın mücerred kavli ile vakfın lâzım hâle geldiği ve İmâm Muhammed eş-Şeybânî’nin mevkūfun mütevellîye teslîminden i‘tibâren vakfın lâzım hâle geldiği ictihâdlarına istinâden redden imtinâ‘ etti. Nizâ‘ ve muhâsama edip hâkimin huzûrunda mürâfa‘a olunduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh bu husûsda cârî olan eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı da bilerek, vakıf cihetini evlâ ve ercah görüp vakfın sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Bu sûretle menzil-i mezbûr, tebdîl ve tağyîri câiz olmayacak ve vakfiye şartlarına muhâlefet edilemeyecek lâzım bir vakıf hâline geldi. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm" ve ecrü’l-vâkıf ale’llahi’l-cevâdi’l-kerîm.


Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Zilhicce eş-şerîfe sene tis‘a ve ışrîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-kuzât Musli Efendi b. ( ), Mehmed Efendi b. Hemdem el-İmâm, Abdülaziz b. Hüsameddin, Mehmed Bey b. Cafer el-Cündî, Mehmed Bey b. Şaban Bevvâb-ı sultânî, Mustafa b. Ömer, Hamza Beşe b. Abdullah er-Râcil