|
Eyüp Mahkemesi 163 Numaralı Sicil (H. 1147-1149 / M. 1734-1736) cilt: 67, sayfa: 274 Hüküm no: 208 Orijinal metin no: [72a-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Terkos nahiyesinin Bosna köyü ahalisinden isimleri yazılı kişilerin, Yeniçeri Ali Odabaşı b. Abdullah’a, aynı köydeki çiftlik, tarla ve çayırlarının satışından dolayı borçlu olduklarına hükmolunduğu
Dergâh-ı âlî -dâme mahfûfen bi’l-ma‘âlî- yeniçerilerinin Altmışıncı Cemâ‘at odası mütekā‘idlerinden olup mahrûse-i Edirne’den İstanbul’a gelir iken Çekmece-i Kebîr kurbünde bi-kazâillâhi te‘âlâ vefât eden Ali Odabaşı b. Abdullah’ın zâhirde vâris-i ma‘rûfu olmayıp terekesi cânib-i Beytü’l-mâl’e âid olmağın tâife-i mezbûrenin Beytü’l-mâlini kabza me’mûr olup hâlâ mahmiye-i İstanbul’da Yeniçeri Beytü’l-mâl Emîni olan fahrü’l-akrân el-Hâc İbrahim Ağa b. Mehmed tarafından husûs-ı âti’l-beyânda vekîl olduğu Mehmed Sa‘[î]d Efendi b. İbrahim ve İbrahim Beşe b. Abdullah şehâdetleriyle şer‘an sâbit ve sübût-i vekâletine hükm-i şer‘î lâhık olan işbu râfi‘u’l-kitâb Kapı Kethudâsı İsmail Ağa b. Mustafa meclis-i şer‘-i şerîf-i enverde Havâss-ı Refî‘a kazâsı muzâfâtından Terkos nâhiyesine tâbi‘ Bosna nâm karye sükkânından Mustafa Beşe b. Murad ve Boşnak Hasan b. Abdullah ve diğer Mustafa b. Hasan mahzarlarında bi’l-vekâle üzerlerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edüp karye-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan es-Seyyid Mehmed Efendi ve es-Seyyid Halil Ağa tasarruflarında olan çiftlik ve iki tarafdan tarla ve bir tarafdan tarîk-ı âm ile mahdûd bir bâb fevkānî oda ve bir bâb tahtânî oda ve bir samanhâne ve bir anbâr ve bir ahır ve bir su kuyusu ve bahçeyi muhtevî çiftlik ta‘bîr olunur menzil ile ma‘lûmü’l-mikdâr tarla ve çayırlarını müteveffâ-yı mezbûr Ali Odabaşı târih-i kitâbdan iki buçuk sene mukaddem ale’l-iştirâki’s-seviy mezbûrûn Mustafa Beşe ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa’ya bin beş yüz guruşa her birine bey‘ ve temlîk ve teslîm eylediğinde onlar dahi her biri bi’l-iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabûl eylediklerinden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûrun bin beş yüz guruşu müteveffâ-[yı] mezbûr Ali Odabaşı kable’l-ahz fevt olmağla meblağ-ı mezbûr bin beş yüz guruşu yedinden [mezbûrûndan] bi’l-vekâle taleb ederim; suâl olunup alıverilmesi matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl mezbûrûn Mustafa Beşe ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa târih-i kitâbdan iki buçuk sene mukaddem çiftlik-i mezbûr ile tarla ve çayırları ale’l-iştirâki’s-seviy bin beş yüz guruşa iştir[â] eylediklerini ikrâr lâkin meblağ-ı mezbûrun altı yüz guruşunu müteveffâ-yı mezbûr Ali Odabaşı’ya her birimiz hayatında huzûr-ı Müslimînde def‘ ve teslîm ol dahi yedimizden ahz u kabz edüp bâkī zimmetimizde dokuz yüz guruş kalmışdır deyü def‘le mukābele edicek gıbbe’l-istintâk ve’l-inkâr mezbûrûn Mustafa Beşe ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa’dan def‘-i meşrûhalarına mutâbık [ve] mübeyyine beyyine taleb olundukda udûl-i ahrâr-ı ricâl-i Müslimînden karye-i mezbûre sâkinlerinden es-Seyyid Mehmed Efendi b. Ömer ve es-Seyyid Mehmed b. Ahmed nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup isre’l-istişhâd, fi’l-hakīka müteveffâ-yı mezbûr Ali Odabaşı târih-i kitâbdan iki buçuk sene mukaddem karye-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan es-Seyyid Mehmed Efendi ve es-Seyyid Halil Ağa tasarruflarında olan çiftlik ve iki tarafdan tarla ve bir tarafdan tarîk-ı âm ile mahdûd bir bâb fevkānî oda ve bir bâb tahtânî oda ve bir samanhâne ve bir anbâr ve bir ahır ve bir su kuyusu ve bahçeyi muhtevî çiftlik ta‘bîr olunur menzil ile ma‘lûmü’l-mikdâr tarla ve çayırlarını ale’l-iştirâki’s-seviy mezbûrûn Mustafa Beşe ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa’ya bin beş yüz guruşa bey‘ ve temlîk onlar dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve temellük ve kabz eylediklerinden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr <> bin beş yüz guruşdan altı yüz guruşunu <> mezbûrûn Mustafa ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa müteveffâ-yı mezbûr Ali Odabaşı’ya def‘ ve teslîm edüp bâkī zimmetlerinde dokuz yüz guruş kalıp ve çiftlik-i mahdûd-ı mezkûr ile tarla ve çayırları mezbûrûn Mustafa Beşe ve Boşnak Hasan ve diğer Mustafa’nın mülk-i müşterâları ve hakk-ı sırfları olmuşdur; biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz; şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye etdi[kde] ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle ba‘de’l-hükm mâ-hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb ketb olundu.
Fî 18 min-Şevval sene [1]148.
Şuhûdü’l-hâl: es-Seyyid Ahmed Efendi b. es-Seyyid Mehmed, İbrahim Çelebi b. Mustafa, Mehmed Said Efendi b. Mehmed, Mehmed Çelebi b. Mustafa, Mehmed Çelebi, Mustafa Çelebi b. Ömer, Ali Çelebi b. Mustafa.
|