.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüp Mahkemesi 163 Numaralı Sicil (H. 1147-1149 / M. 1734-1736)
cilt: 67, sayfa: 307
Hüküm no: 235
Orijinal metin no: [81b-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hüseyin Çelebi b. İsmail’in, Selim Ağa b. Mehmed’i kendisine vasî tayin ettiğine ve İbrahim Çelebi b. Mustafa’nın müteveffâya olan borcunu adı geçen vasiye ödemesine hükmolunduğu

Husûs-ı âti’l-beyânın mahâllinde istimâ‘ ve tahrîr[i] içün savb-ı şer‘-i enverden me’zûnen bi’l-hükm irsâl olunan Mustafa b. Hüseyin <> medîne-i hazret-i Ebî Eyüb el-Ensârî -aleyhi rahmetü Rabbihi’l-Bârî-de Baba Haydar Nakşibendî mahallesinde vâki‘ Ser-şem‘gerân-ı hâssa olan Ahmed Ağa’nın sâkin <> oldukları menzile varup zeyl-i kitâbda muharrerü’l-esâmî Müslimîn huzûrunda akd-i meclis-i şer‘-i Nebevî etdikde menzil-i mezbûrede sâkin iken bundan akdem vefât eden Hüseyin Çelebi b. İsmail’in ber-vech-i âtî vasîyy-i muhtâr[ı] olduğunu iddi‘â eden işbu râfi‘u’l-kitâb Selim Ağa b. Mehmed meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda müteveffâ-yı mezbûrun medyûnu İbrahim Çelebi b. Mustafa mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edüp müteveffâ-yı mezbûr Hüseyin Çelebi b. İsmail b. Abdullah fevtinden üç gün mukaddem, ben bi-emrillâhi te‘âlâ vefât eylediğimde cemî‘ terekem ve zimem-i nâsda olan hukūkum ahz u kabz olunup sünnet-i seniyye üzere techîz ve tekfînim görüldükden sonra düyûn-ı müsbetem ba‘de’l-îfâ bâkī kalan terekemin sülüsünden üç bin akçe ıskāt-ı salâtım içün harc ve sarf oluna ve on <> guruşa bir Mushaf-ı Şerîf iştirâ olunup sulehâdan tilâvete kādir bir kimesneye verile ve üç guruş dahi ulemâdan bir kimesne[ye] verilip rûhum içün bir hatm-i şerîf tilâvet <> eyleye ve bâkī terekem dahi sagīre kızım Emine’nin zamân-ı rüşd ve bulûğuna değin hıfz oluna deyü huzûr-ı Müslimînde vasiyet ve ber-minvâl-i muharrer vesâyâsını tenfîze [beni] vasîyy-i muhtâr nasb ve ihtiyâr edüp ben dahi ber-vech-i muharrer vesâyet-i mezbûreyi muvâcehesinde ba‘de’l-kabûl mezbûr Hüseyin Çelebi musırrân alâ-îsâihî fevt olmağla müteveffâ-yı mezbûrun mezbûr İbrahim Çelebi zimmetinde cihet-i karzdan beş guruş hakkı olup kable’l-ist[î]fâ fevt olmağla bi’l-vesâye taleb ederim, suâl olunup alıverilmesi matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl mezbûr İbrahim Çelebi cevâbında, müteveffâ-yı mezbûra cihet-i mezkûreden ol kadar guruş deyni olduğunu ikrâr lâkin müdde‘î-i mezbûrun ber-vech-i muharrer vesâyetini inkâr edicek müdde‘î-i mezbûrdan müdde‘âsını mübeyyine beyyine taleb olundukda udûl-i ricâl-i Müslimînden medîne-i mezbûrede Nişâncıpaşa mahallesinde sâkin Osman Çelebi b. Mustafa ve Mehmed Ağa b. Abdurrahman nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i ma‘kūd-ı mezkûra hâzırân olup isre’l-istişhâd, fi’l-hakīka müteveffâ-yı mezbûr Hüseyin Ağa b. İsmail b. Abdullah fevtinden on gün mukaddem, ben bi-emrillâhi te‘âlâ vefât eylediğimde cemî‘ terekem ve zimem-i nâsda olan hukūkum ahz u kabz olunup sünnet-i seniyye üzere techîz ve tekfînim görülüp ve düyûn-ı müsbetem ba‘de’l-îfâ bâkī terekemin sülüsünden üç bin akçe ıskāt-ı salâtım içün harc ve sarf oluna ve on guruşa bir Mushaf-ı Şerîf iştirâ olunup sulehâdan tilâvete kādir bir kimesneye verile ve üç guruş dahi ulemâdan bir kimesne[ye] verilip rûhum içün bir hatm-i şerîf tilâvet eyleye ve bâkī terekem dahi sulbiye sagīre kızım Emine’nin zamân-ı rüşd ve bulûğuna değin hıfz oluna deyü bizim huzûrumuzda vasiyet ve ber-vech-i muharrer vesâyâsını tenfîze işbu müdde‘î-i mezbûr Selim Ağa’yı vasîyy-i muhtâr nasb ve ihtiyâr eyledikde ol dahi muvâcehesinde vesâyet-i mezkûreyi ba‘de’l-kabûl mezbûr Hüseyin Çelebi musırrân alâ-îsâihî fevt oldu; biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz; şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle ba‘de’l-hükm ve’t-tenbîh vâki‘ hâli [82a] Mevlânâ-yı mezbûr mahâllinde ketb ü tahrîr ba‘dehû ma‘an ba‘s olunan Çukadâr Hüseyin Çelebi ve Muhzır es-Seyyid Mehmed ile meclis-i şer‘a gelüp her biri alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr etmeğin mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’s-sâlis ve’l-işrîn sene 1149.

Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Ağa b. Ahmed, Osman Çelebi b. Abdullah, Osman Ağa b. Mehmed, Süleyman Ağa b. Osman, Memiş Beşe b. Mustafa, Mehmed Ağa b. Mehmed Efendi.