.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 65 Numaralı Sicil (H. 1051 - 1053 / M. 1641 - 1644)
cilt: 39, sayfa: 346
Hüküm no: 301
Orijinal metin no: [85a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Sâkine bt. Ali’nin deli olduğu halde vakfettiği evin vakıf kabûl edilemeyeceği

Merhûm ve mağfûrun leh Hazret-i Ebî Eyyûb-i Ensârî evkāfına bi’l-fi‘l mütevellî olan bâ‘isü’l-kitâb fahrü’l-eşbâh Hasan Ağa b. Emrullah mahfil-i kazâda menzil-i âti’l-beyâna vâzı‘ü’l-yed idikleri mübeyyen olan Osman Beşe b. ( ) ve Musaffa b. Abdullah mahzarlarında da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip medîne-i Eyyûb’da Kasımpaşa mahallesinde sâkine olup bundan akdem vefât eden Sâkine bt. Ali nâm hâtunun mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir cânibi Mama Hâtun vakfı ve iki cânibi Fâtıma Hâtun vakfı ve bir cânibi tarîk-i âm ile mahdûd olup fevkānî ve tahtânî dört bâb odayı hâvî olan menzili bilâ-vâris vefât etmekle beytülmâle âid olup medîne-i mezbûrede vâki‘ beytülmâl emâneti vakf-ı mezbûra mütevellî olanlara ta‘yîn olunmağın vakıf için zabt olunmak lâzım iken mezbûrân Osman ve Musaffa menzil-i mezkûra bi gayr-ı vech-i şer‘î vaz‘-ı yed ederler suâl olunup yed-i âdiyesi üzerinden kasr ve vakıf için bana teslîm ettirilmek taleb ederim dedikde gıbbe’s-suâl mezbûrân Osman ve Musaffa cevâblarında fi’l-hakīka menzil-i mahdûd-ı mezkûr müteveffât-ı mezbûrenin mülkü olup âmme-i tasarrufâtı nâfize olduğu hâlde vakf ve süknâsını bize şart ve ta‘yîn edip meşrûtumuz olmağla vaz‘-ı yed ederiz dediklerinde gıbbe’l-istintâk mütevellî-i mezbûr cevâbında müteveffât-ı mezbûre Sâkine mecnûne olup cünûnu hâlinde tasarrufu nâfiz değil iken menzil-i mezkûru vakf ve şart edip cünûnu hâlinde vefât eylemişdir vakfı sahîh ve câiz değildir bu husûsa şeyhülislâm ve müfti’l-enâm Yahya Efendi hazretlerinden yedimde fetvâ-yı şerîfe vardır deyip ibrâz eyledikde nazar olunup "Hind-i mecnûne cünûnu hâlinde maraz-ı mevtinde mülkü olan bir menzilini hizmetinde olan Zeyneb ecnebîyeye vakf edip bu da bilâ-vâris fevt olup emîn-i beytülmâl dahi Hind’in vakfı sahîh değildir deyû menzil-i mersûmu zabt ettikde Zeyneb mezbûre Hind bana vakf etti deyû zabta kādire olur mu; el-cevâb, olmaz" deyû buyurulmağın mezbûrân Osman ve Musaffa’dan vâkıfe-i mezbûre âkile ve tasarrufâtı nâfize olduğu hâlde vakf ve şart eylediğine beyyine taleb olundukda ikāmet-i beyyineye kādir olmamağla mütevellî-i mezbûr Hasan Ağa’dan müdde‘âsını mübeyyine beyyine taleb olundukda udûl-i müslimînden olup mahalle-i mezbûre sükkânından es-Seyyid Mustafa Efendi b. es-Seyyid Zeynelâbidin ve es-Seyyid Mustafa Efendi b. es-Seyyid Ahmed ve Davud Efendi b. Ahmed ve Sefer Efendi b. Veli el-İmâm mahfil-i kazâya li ecli’ş-şehâde hâzırûn olup istişhâd olunduklarında fi’l-hakīka vâkıfe-i mezbûre Sâkine Hâtun menzil-i mahdûd-ı mezkûru vakf eylediği hâlde mecnûne olup hattâ cünûnu hâlinde vefât eyledi biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyip edâ-i şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiyye şehâdetleri makbûle olmağla vakf-ı mezbûrun adem-i sıhhatine hükm olunup mâ vaka‘a ketb olundu. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâsıtı Şevvâli’l-mükerrem li sene selâse ve hamsîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: İlmüddîn Efendi b. Süleyman el-İmâm, el-Hâc Davud Halîfe el-Müezzin el-İmâm, Mustafa Çelebi b. Mehmed, Şaban b. Kenan, Mustafa Çelebi b. Süheyl.