|
Galata Mahkemesi 90 Numaralı Sicil (H. 1073 - 1074 / M. 1663) cilt: 40, sayfa: 334 Hüküm no: 427 Orijinal metin no: [64a-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Şâkire Hâtun bt. Şaban’ın inşa ettiği menzil vakfiyesi
Elhamdülillâhi el-vâkıfı alâ külli hâl el-muttali‘i alâ me‘âlî hâl fi’l-bâl âlimi’l-gaybi ve’ş-şehâdeti’l-kebîri’l-müte‘âl ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma‘în ve alâ men tebi‘ahüm bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbın tahrîr ve inşâsına bâ‘is ü bâdî budur ki mahmiye-i Galata’ya tâbi‘ kasaba-i Tophâne mahallâtından Ekmekçibaşı mahallesi sâkinelerinden sâhibetü’l-hayrât ve râgıbetü’l-hasenât Şâkire Hâtun bt. Şaban meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde vakf-ı âti’l-beyâna li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ve ta‘yîn eylediği mahalle-i mezbûre imâmı Mustafa Efendi b. Receb mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î edip mahalle-i mezbûrede vâki‘ iki tarafdan Emine bt. Cafer nâm hâtun mülkü ve bir tarafdan tarîk-i âm ve bir tarafdan tarîk-i hâs ile mahdûd ve mümtâz olup tabaka-i ulyâda iki bâb beyti ve sofayı ve tabaka-i vustâsı iki bâb beyti ve iki kenîfi ve bi’r-i mâyı ve muhavvatayı müştemil olan mülk menzilimi hasbeten lillâhi te‘âlâ ve taleben li merzâti rabbihi’l-a‘lâ bin altmış dokuz senesi Muharremü’l-harâmının yirmi beşinci günü kasaba-i merkūmede hilâfeten müvellâ olan es-Seyyid Ahmed Efendi huzûrunda vakf [ve] haps edip süknâsını hayâtda olduğumca kendi nefsime ve bi emrillâhi te‘âlâ vefâtımdan sonra sadrî oğlum Mehmed’e ve li ebeveyn kız karındaşım kızı hâzıra bi’l-meclis Şahbeyi bt. Mehmed nâm Hâtun ile karındaşı Ali Bey’e ve biri fevt oldukda hissesi âhara intikāl edip ba‘de vefâtihimâ evlâdlarına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdlarına batnen ba‘de batnin sâkin ve mutasarrıf olalar ve mezbûr Ali hayâtda oldukça mütevellî olup ba‘de vefâtihî evlâdı ve evlâd-ı evlâdı mütevellî olup ve vakf-ı mezbûrun tebdîl ve tağyîri merreten ba‘de uhrâ yedimde ola. İyâzen billâh ba‘de inkırâzi’l-kül menzil-i mezbûr Medîne-i münevvere -şerrefehallâhü te‘âlâ- evkāfına mülhak olup menzil-i mezbûr Medîne-i münevvere mütevellîsi yediyle ecr-i misli ile îcâr olunup hâsıl olan ücreti medîne fukarâsına irsâl oluna ve ta‘mîr ve termîmi mütevellî-i mezbûr yediyle ola deyû şart ve ta‘yîn eylemişidim lâkin tebdîl [ve] tağyîr merreten ba‘de uhrâ yedimde olmağla şart-ı mezkûreyi tebdîl edip menzil-i merkūmun süknâsını yine ke’l-evvel hayâtda olduğumca kendi nefsime ve bi emrillâhi te‘âlâ vefâtımdan sonra sadrî oğlum Mehmed’e, onun dahi vefâtından sonra tarîk-i âm tarafında olan bir bâb ulyâ oda ve bir bâb vustâ oda ve bir sofa ve bir bâb tahtânî oda mezbûre Şahbeyi ile karındaşı gāib ani’l-meclis mezbûr Ali Bey’in meşrûtaları olup sâkin ve mutasarrıf olalar ve mezbûre Şahbeyi vefât ettikden sonra tasarrufu karındaşı mezbûr Ali Bey’e intikāl edip ba‘de vefâtihî evlâdına ve evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına batnen ba‘de batnin sâkin [ve] mutasarrıf olalar ve tarîk-i hâs tarafında vâki‘ bir bâb ulyâ ve bir bâb vustâ ve bir bâb tahtânî odalar diğer karındaşım oğlu Ali Çavuş b. Sinan ile kız karındaşı Meryem Hâtun’un meşrûtaları olup sâkin ve mutasarrıf, kezâlik mezbûre Meryem vefât ettikde tasarrufu karındaşı mezbûr Ali Çavuş’a intikāl edip ba‘de vefâtihî evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına batnen ba‘de batnin sâkin ve mutasarrıf olalar deyû sene-i mezbûre Rebî‘ülâhiri’nin üçüncü günü mahkeme-i mezbûrede hilâfeten müvellâ olan Mustafa Efendi huzûrunda şart ve ta‘yîn eyleyip lâkin vakf-ı mezbûrun merreten ba‘de uhrâ tebdîl ve tağyîri yedimde olmağla şart-ı mezbûra nâdime olmağın mâdâm ki hayâtda olam menzil-i mezbûrun süknâsını evvelâ kendi nefsime, vefâtımdan sonra sadrî oğlum mezbûr Mehmed’e, ba‘de vefâtihî kız karındaşım kızı hâzıra bi’l-meclis olan mezbûre Şahbeyi ile karındaşı gāib-i mezbûr Ali Bey’e ale’l-iştirâki’s-seviy tasarruf edeler deyû şart ve ta‘yîn etmekle ve mezbûr Ali Çavuş ile mezbûre Meryem Hâtun’u şart-ı mezbûr ve menfa‘at-i vakıfdan ihrâc ve kasr-ı yedlerini mülâzım-ı şart ve ta‘yîn ile beyân edip mezbûrân Ali Çavuş ve Meryem menzil-i mezbûrdan kasr-ı yed edip ancak mezbûre Şahbeyi ile karındaşı gāib-i mezbûr Ali Bey şart-ı mezbûr üzre tasarruf edip ba‘de vefâtihimâ evlâdları ve evlâd ve evlâd-ı evlâdları ale’l-iştirâki’l-mezbûr sâkin ve mutasarrıf olalar ve ta‘mîr ve termîmi lâzım geldikde nevbetinde mutasarrıf olanlar ta‘mîr edeler. Mâdâm ki ben hayâtda olam, cihet-i tevliyyet dahi yedimde olup vefâtımdan sonra mezbûr Mustafa Efendi mütevellî ola ba‘de vefâtihî re’y-i hâkimü’ş-şer‘le bir recül-i sâlih mütevellî ola ve ba‘de inkırâzi’l-kül menzil-i mezbûr üslûb-ı sâbık üzre Medîne-i münevvere evkāfı’na mülhak olup mütevellîsi yediyle ecr-i misli ile îcâr ve hâsıl olan galle Medîne-i münevvere fukarâsına irsâl oluna deyû bin yetmiş bir senesi Şa‘bâni’l-mu‘azzamı’nın yirmi üçüncü günü kasaba-i mezkûrede hilâfete müvellâ olan Mehmed Efendi huzûrunda şart ve ta‘yîn eylemişidim lâkin vech-i muharrer üzre olan şurût-ı kuyûdun merreten ba‘de uhrâ tebdîl ve tağyîri yedimde olduğuna binâen hâlâ yine şurût-ı mezkûreyi tebdîl edip şöyle şart ve ta‘yîn eyledim ki: Gāib-i mezbûr Ali Bey’i dahi şart-ı [64b] mezkûr üzre menfa‘at-i vakıfdan ihrâc edip ancak menzil-i mahdûd-ı mevkūf-ı mezkûru evvelâ mezbûre Şahbeyi Hâtun’a şart-ı mezkûr üzre tasarruf edip ba‘de vefâtihî evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı evlâdı sâkin ve mutasarrıf olalar ve ta‘mîr ve termîmi lâzım geldikde nevbetinde mutasarrıf olanlar ta‘mîr edeler. Mâdâm ki ben hayâtda olam cihet-i tevliyyet dahi yedimde olup vefâtımdan sonra mezbûr Mustafa Efendi mütevellî ola ba‘de vefâtihî bir recül-i sâlihe tevcîh-i hâkimü’ş-şer‘le mütevellî ola ve ba‘de inkırâzi’l-kül menzil-i mezbûr üslûb-ı sâbık üzre Medîne-i münevvere evkāfı’na mülhak olup mütevellîsi yediyle ecr-i misli ile îcâr ve hâsıl olan galle Medîne-i münevvere evkāfı’na mülhak olup mütevellîsi yediyle ecr-i misli ile îcâr ve hâsıl olan galle Medîne-i münevvere fukarâsına irsâl oluna ve hâlâ ta‘yîn [ve] tahsîs eylediğim şurût-ı kuyûd ile amel olunup ba‘de’l-yevm tebdîl ve tağyîr olunmaya deyû hatm-i kelâm ve tebyîn-i merâm eyleyip menzil-i mezbûru mütevellî-i mezbûr Mustafa Efendi’ye teslîm eyledim ol dahi vakfiyyet üzre tesellüm ve kabz eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vâkıfe-i mezbûre vakf-ı mezkûrdan rücû‘ ve menzil-i mezbûru kemâkân silk-i mülküme istirdâd murâd ederim deyû mütevellî-i merkūm ile hâkim-i muvakki‘-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsnü-me’âb huzûrunda müterâfi‘ân ve fasl-ı hasma tâlibân olduklarında hâkim-i müşârün-ileyh -esbağallâhu te‘âlâ ni‘amehû aleyh- dahi tarafeynin kelâmında fikr-i dakīk ve te’emmül-i enîk edip cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görmeğin vakf-ı mezbûrun sıhhat-i lüzûmuna alâ re’yi men yerâhu mine’l-eimmeti’l-müctehidîn hükm-i şer‘î ve kazâ-i mer‘î edip min ba‘d nakz [ve] nakzına mecâl muhâl oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm” ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâdis min Zilhicceti’ş-şerîfe li sene selâse ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm Abdülgaffâr Efendi, fahrü’l-kuzât Hasan Efendi b. Hüsameddin, fahrü’l-kuzât Nasuh Efendi b. Yusuf, umdetü’l-kuzât Mehmed Efendi b. Abdülkerim, Abdülkerim b. Mehmed, Mehmed Efendi el-Kadı, Mustafa Çelebi b. Receb, Ahmed Yazıcı b. Mehmed, Mehmed Efendi b. el-Kâtib, Ahmed Çelebi b. Mahmud, el-Hâc Kılıç b. Şaban, el-Hâc Mehmed b. ( ), el-Hâc Mehmed b. Abdullah el-Hallâk, Bayram b. Kalafatî, Âbid b. Mustafa, Muharrem b. Receb ve gayruhüm.
|