.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674)
cilt: 54, sayfa: 714
Hüküm no: 520
Orijinal metin no: [121a-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Sinoplu Şeyh Mahmud Efendi’nin terekesinin vekiller aracılığıyla Galata beytülmal emini Mehmed Ağa’dan teslim alındığı

Hâlâ medîne-i Sinobˈda Çolak Molla Hamza Efendi b. Muslı kıbelinden imzâsıyla mümzâ ve hatmiyle mahtûm ve târih-i kitâb senesi Saferüˈl-hayrıˈnın on yedinci günü târih ile müverrah kitâb-ı nakli vârid olup mazmûnu medîne-i Sinob kazâsı mahallâtından Saray kazâsına tâbi‘ Kütüklü nâm karye sâkinlerinden Himmet b. Mustafa nâm kimesne vech-i âtî üzere da‘vâ-yı sahîha-i şer‘iye ile mesbûk istişhâd-ı şer‘î sudûrundan sonra udûl-ı ricâlden olup karye-i mezbûre sâkinlerinden Ali b. Hamza b. Durmuş ve Veli b. Abdünnebi b. Emrullah nâm kimesneler nakl ve tahvîl içün mahâll-i cerh ve ta‘dîle li-ecliˈş-şehâde hâzırân olup şöyle edâ-i şehâdet-i şer‘iye ettiler ki fiˈl-asl karye-i mezbûre sâkinlerinden olup mahmiye-i Galataˈda sâkin iken bundan akdem fevt olup terekesi beytü’l-mâl yedinde mazbût olduğu istimâ‘ olunan Şeyh Mahmud Efendi b. Bilal ile müsteşhed-i mezbûr Himmet ammi oğulları der-müsteşhed-i mezbûrun babası merhûm ve mezbûr Mustafa ile müteveffâ-yı mezbûr Şeyh Mahmud Efendiˈnin babası mezbûr Bilal li-ebeveyn karındaşlardır ve mezbûrân Mustafa ve Bilalˈin babaları ismi Hızır ve ceddeleri ismi Tevekkülˈdür ve vâlideleri ismi Fatmaˈdır ve maskat-ı re’sleri karye-i mezbûredir ve müsteşhed-i mezbûr Himmet müteveffâ-yı mezbûr Şeyh Mahmud Efendiˈnin usûbet-i nesebiye cihetinden hasren vârisidir ve müteveffâ-yı mezbûr Şeyh Mahmud Efendiˈnin müsteşhed-i mezbûr Himmetˈden gayrı vârisi ve terekesine müstehakk-ı âhar olduğu ma‘lûmumuz değildir biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye ettiklerinde ba‘deˈt-ta‘dîl veˈt-tezkiye şehâdetleri makbûle oldukdan sonra müsteşhed-i mezbûr Himmet mahmiye-i mezbûrede muhallefât-ı merkūmeyi vaz‘-ı yed edenlerden da‘vâ ve taleb ve ahz u kabz ve kendüye isâle ve kabz ile mütevakkıf olduğu umûrun küllîsine ve ledeˈl-iktizâ sulh ve ibrâya işbu nâkılüˈl-kitâb Abdülkadir b. Maden nâm kimesneyi tarafından vekîl ve menâbına nâib nasb ve ta‘yîn eyledikde ol dahi vekâlet-i mezbûreyi kabûl ve hizmet-i lâzımesini edâya ta‘ahhüd eylediğini hâvî bulunmağın vekîl-i mezbûr Abdülkadir meclis-i şer‘de hâlâ mahmiye-i Galataˈda emîn-i beytü’l-mâl olup müteveffâ-yı mezbûrun terekesine biˈl-emâne vâzi‘uˈl-yed olan Mehmed Ağa b. Ali mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip müvekkilem mezbûrun mûrisi müteveffâ-yı mezbûrun terekesinden kendime âid olup taleb ederim deyü işbu nâkıl-i şer‘î ibrâz ve emîn-i mezbûr muvâcehesinde feth ü kırâet [ve] istintâk olundukda emîn-i mezbûru tereke-i mezkûreye vech-i muharrer üzere vaz‘-ı yedini ikrâr lâkin kitâb-ı mezbûrun mevlânâ-yı mezbûr kıbelinden reddini inkâr edicek vekîl-i mezbûrdan kitâb-ı mezkûrun mevlânâ-yı mezbûr kıbelinden vürûduna beyyine taleb olundukda zeyl-i kitâb naklinde isimleri mastûr olan şuhûd-ı tarîkden Mehmed b. Abdülcabbar ve Pîrî b. Mustafa nâm kimesneler li-ecliˈş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup fiˈl-vâki‘ işbu kitâb-ı nakli merkūm Hamza Efendi kıbelinden vârid olup bizim huzûrumuzda imzâ ve mühürlenip hatt-i hatmini bizi işhâd eyledi hâlâ işbu kitâb mevlânâ-yı mezbûr kıbelinden vârid olmuşdur biz bu husûsa [121b] şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü [her] biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde ba‘de ri‘âyet-i şerâ‘itiˈl-kabûl şehâdetleri makbûle oldukdan sonra mûcebiyle ba‘deˈl-hükm vekîl-i mezbûr emîn-i merkūm mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm edip müteveffâ-yı mezbûrun terekesinden emîn-i mezbûrun makbûzu olan ber-mûceb-i defter-i kassâm-ı askerî beş bin üç yüz elli akçenin iki bin dört yüz akçesini emîn-i mezbûr yedinden biˈl-vekâle ahz u kabz edip mâ‘adâsından emîn-i mezbûrun zimmetini vekâletim hasebiyle ibrâ’-i âm ile ibrâ’ ve ıskāt eyledim dedikde mâ vaka‘a biˈt-taleb ketb olundu.

Fiˈl-yevmiˈs-sânî-i aşer min-Rebî’üˈl-evvel li-sene hamse ve semânîn ve elf.

Şuhûdüˈl-hâl: İbrahim Beşe Çelebi b. Abdülbaki, Abdi Efendi b. Himmet, Ahmed Ağa b. Ali, Muslı Beşe b. İshak, Mustafa Beşe b. Abdullah, Mehmed Beşe b. Halil ve gayruhum.