|
Galata Mahkemesi 114 Numaralı Sicil (H. 1083-1085 / M. 1672-1674) cilt: 54, sayfa: 848 Hüküm no: 640 Orijinal metin no: [144a-4] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Hüseyin Çelebi’nin, merhum Yusuf’un zimmetindeki alacağını varislerden talep ettiği
İşbu bâ‘isüˈl-kitâb Hüseyin Çelebi b. Mehmed meclis-i enverde mahmiye-i Galataˈya tâbi‘ kasaba-i Kasımpaşaˈda Yeldeğirmeni mahallesinde sâkin iken bundan akdem vefât eden el-Hâc Yusuf b. Abdullahˈın verâseti zevce-i metrûkesi Safiye bt. Abdullah ile sulbî kebîr oğlu Mustafaˈya ve sagīr oğulları Halil ve Abdullahˈa münhasıra olduğu şer‘an zâhir ve müte‘ayyin oldukdan sonra sagīrân-ı mezbûrânın tesviye-i emirlerine kıbel-i şer‘den mansûbe vasîleri ve vâlideleri mezbûre Safiyeˈnin vekîl-i müsecceli olan Mehmed Çelebi b. Hüseyin Kapudan mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip Dergâh-ı âlî solaklarının altmış birinci odası neferâtının mühimmâtına mevkūfe nükūda mukaddemâ mütevellî olan ( ) nâm kimesne asl-ı mal-ı vakf-ı mezbûrdan iki yüz esedî guruş müteveffâ-yı mezbûre hayatında târih-i kitâbdan iki sene mukaddem ikrâz ve teslîm ol dahi ba‘deˈl-istikrâz veˈt-tesellüm üzerine devr-i şer‘î ile ilzâm olunan bir senelik murâbahasına da otuz guruş ki cem‘an iki yüz otuz guruş oldukdan sonra mütevellî-i mezbûr fek edip yerine ben mütevellî olmağla meblağ-ı mezbûrun yüz otuz guruşunu müteveffâ-yı mezbûrun yedinden ahz ve istifâ edip bâkī yüz guruş kableˈl-istifâ fevt oldu hatta meblağ-ı mezbûr zimmetinde vakf-ı merkūme deyni olduğunu alâ ruûsiˈl-işhâd dahi etmekle hâlâ terekesinden biˈt-tevliye vasî-i mezbûrenin vekîlinden taleb ederim suâl olunsun dedikde gıbbeˈs-suâl veˈl-inkâr ve ba‘de talebiˈl-beyyine udûl-ı Müslimînˈden Ahmed Çelebi b. Mehmed ve Şa‘bân b. Mahmud nâm kimesneler li-ecliˈş-şehâde hâzırân olup isreˈl-istişhâd fiˈl-vâki‘ müteveffâ-yı mezbûr hayatında vakf-ı mezbûra iki yüz otuz guruş deynim vardır deyü huzûrumuzda ikrâr ve bizi işhâd eyledi biz bu husûsa şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyü her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iye eylediklerinde isre-ri‘âyet-i şerâ’itiˈl-kabûl şehâdetleri makbûle oldukdan sonra müteveffâ-yı mezbûr bâkī-i mezbûrdan küllen ve ba‘zan ahz veyâ havâle veyâ bir tarîkle zimmetini ibrâ’ etmediğine ba‘deˈt-tahlîf mûcebiyle hüküm birle mâ vaka‘a biˈt-taleb ketb olundu.
Fiˈl-işrîn min-Cumâdelâhire li-sene hamse ve semânîn ve elf.
Şuhûdüˈl-hâl: Mustafa Ağa b. Mehmed, Mahmud Odabaşı b. Ahmed, el-Hâc Halil b. Mustafa, Mehmed b. Bayram, İsa b. Halil, Hüseyin b. Ali, Ahmed b. Osman
|