.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H.1027/ M. 1618)
cilt: 13, sayfa: 414
Hüküm no: 628
Orijinal metin no: [74a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Mahmud Paşa, Dâye Hâtun ve Atik Ali Paşa vakıflarına ait dükkân ve evlerin kullanım hakkının İbrahim b. Cafer’in çocuklarına ait olduğu

Mahmiye-i İstanbul’da Çelebioğlu mahallesi sâkinlerinden olup, bundan akdem tarîk-i hâcda vefât eden merhûm İbrahim b. Cafer’in sulbiye sagīre kızı Fâtıma’nın kıbel-i şer‘den mansûb vasîsi olan İbrahim b. Ömer meclis-i şer‘-i kavîmde, merhûm-ı mezbûrun karındaşı olan Sefer b. Cafer ile mahmiye-i mezbûrede vâki‘ Ali Paşa-yı atîk vakfına bi’l-fi‘il mütevellî olan Mahmud Bey tarafından vekîl-i şer‘î olup, Mahmud b. Mehmed ve Süleyman b. Receb şehâdetleriyle isbât-ı vekâlet eden Mustafa b. Receb ve kezâlik mahmiye-i İstanbul’da Dâye Hâtun vakfına mütevellî olan Mahmud Çelebi b. Hayreddin tarafından vekîl olup, bimâ hüve tarîkü’s-sübût vekâleti sâbit olan Yusuf b. Abdullah nâm kimesneler mahzarlarında üzerlerine da‘vâ edip, Ali Paşa-yı atîk vakfından mahmiye-i mezbûrede Mercan Çarşısı’nda vâki‘ olup, etrâf-ı selâsesi yine vakf-ı mezbûr ve bir tarafı tarîk-i âm ile mahdûd olan bir bâb şerbetçi ve kebabcı dükkânı ve mahalle-i mezbûrede Dâye Hâtun vakfından olup merhûm-ı merkūm sâkin olduğu ma‘lûmü’l-hudûd menzil, icâre-i mu‘accele ve müeccele ile merhûm-ı mezbûrun taht-ı tasarrufunda olup, mütevellî-i vakf olanların mahtûm temessükü ile nice zamândan berî tasarruf edip, hattâ sene-i sâbıkada merhûm-ı merkūm Sefer hacc-ı şerîfe âzim oldukda, mezbûrân İbrahim’in ve Sefer’in zikr olunan dükkân ve menzilde ve ba‘zı emvâlde şirketleri olup ayrıldıklarında, zikr olunan mütevellîler ve sâir cemâ‘at-i Müslimîn huzûrunda zikr olunan dükkânda olan sermâye ve emlâk ve hukūklarını hesâb ve kitâb ettiklerinde, Mahmud Paşa vakfından olan bir bâb şerbetçi dükkânı mütevellîsi ma‘rifetiyle mezbûr Sefer’e ta‘yîn olunup, münâza‘un fîh olan şerbetçi ve kebabcı dükkânı ve menzil müteveffâ-yı mezbûre zikr olunan mütevellîler ma‘rifet ve rızâlarıyla ta‘yîn olunup, bu tarîk ile beynlerinde tevâfuk ve terâzi vâki‘ olup, mezbûr İbrahim münâza‘un fîh olan menzil ve dükkânı müstakil tasarruf ederken, hâlâ fevt olup, tasarrufu bi hasebi’l-emri’l-âlî sagīre-i mezbûreye intikāl etmeğin, mezbûr Sefer bî-vech-i şer‘î vaz‘-ı yed eyledi, suâl olunup merkūm Sefer’in yed-i âdiyesi ref‘ ve sagīre-i merkūme için vesâyetim hasebiyle ile bana teslîm ettirilmek taleb ederim dedikde, gıbbe’s-suâl merkūm Sefer cevâbında, hâl bu minvâl üzre mensûha olduğun bi’l-külliye inkâr edip, vasiyy-i mezbûrdan sıdk-ı makāline beyyine taleb olundukda, udûl-i Müslimînden Yusuf Bey b. Abdullah ve Halil Bey b. Süleyman ve Kenan b. Abdullah ve İskender b. Durmuş nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırûn olup, edâ-i şehâdet-i şer‘iyye edip, fi’l-vâki‘ merkūm İbrahim sefer-i hacca âzim oldukda karındaşı mezbûr Sefer ile mütevellîleri ma‘rifetiyle huzûrumuzda hesâb ve kitâb edip, zikr olunan menzil ve dükkânları beynlerinde taksîm edip, alâka-i şirketi kat‘ ettiklerinde, Mahmud Paşa vakfından olan şerbetçi dükkânının hakk-ı tasarrufda mütevellîsi ma‘rifeti ile mezbûr Sefer alıp, Ali Paşa-yı atîk vakfından olan şerbetçi ve kebabcı dükkânının ve Dâye Hâtun vakfından olan menzil-i sâbıku’z-zikrin hakk-ı tasarrufu mütevellîleri izin ve ma‘rifeti ile mezbûr İbrahim’in olup, bu tarîk ile tevâfuk ve terâzi üzre kat‘-ı şirket edip, herbiri hakk-ı me’hûz ve makbûzun mütevellîleri ma‘rifeti ile tasarruf ettirirken, mezbûr İbrahim fevt olup, hakk-ı tasarrufu bi hasebi’l-emri’l-âlî sagīre-i mezbûreye intikāl edip, mezbûrân mütevellîler dahi sagīre-i mezbûreye tefvîz edip, hak sagīre-i mezbûrenindir. Bu husûsa şâhidleriz, şehâdet dahi ederiz deyû edâ-i şehâdet-i şer‘iyye ettikleri[nde], ba‘de’t-ta‘dîl şehâdetleri hayyiz-i kabûlde vâkı‘a olmağın, mütevellîyân-ı mezbûrânın vekîlleri olan mezbûrân Mustafa ve Yusuf dahi gıbbe’l-istintâk vasiyy-i mezbûru tasdîk ve hâl bu vech üzre vâkı‘a olduğun ihbâr edip, hak her vechile sagīre-i mezbûrenin idiği zâhir olmağın, menzil-i mezbûr ve dükkân-ı mezkûreden mezbûrun yed-i âdiyesi ref‘ olunup, sagīre-i mezbûre için vasiyy-i mezbûre teslîm ile ilzâm olundu. Hurrire fî evâili Recebi’l-ferd li sene seb‘a ve ışrîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: El-Hâc Ali b. Abdullah, Hamza b. Mustafa, Nasûh b. Yusuf, Hasan b. Ali ve gayruhüm.