.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 18 Numaralı Sicil (H. 1086-1087/M. 1675-1676)
cilt: 18, sayfa: 262
Hüküm no: 232
Orijinal metin no: [58a-2]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Mustafa Çelebi b. Yusuf’un vârislerinin babalarına ait olduğu gerekçesiyle istedikleri evin daha önce babası tarafından satılmış olduğu

Fi’l-asl Havâss-ı Aliyye kazâsı müzâfâtından Büyük Çekmece nâhiyesine? tâbi‘ Tatarcık nâm karye ahâlîsinden olup mahmiye-i İstanbul’da Şehremini kurbunda Aydın Kethüdâ mahallesinde sâkin [iken] bundan akdem vefât eden Mustafa Çelebi b. Yusuf nâm kimesnenin veresesi zevcesi Ayşe bt. Mehmed nâm hâtun ile sulbî kebîr oğulları Mehmed ve Osman ve sulbî kebîre kızı Sâliha’ya münhasıra olduğu şer‘an mütehakkik oldukdan sonra mezbûrûn Mehmed ve Osman ve Sâliha kendi taraflarından asâleten ve vâlideleri Ayşe tarafından husûs-ı âti’l-beyâna vekîl oldukları nehc-i şer‘î üzre sâbit olmağla vekâleten meclis-i şer‘-i şerîfde karye-i mezbûre sâkinlerinden iken bundan akdem vefât eden Hüseyin nâm kimesnenin hasren vârisleri olup karye-i mezbûrda vâki‘ zikri âtî menzili vâzı‘ü’l-yed oldukları mütehakkik olan babası İbrahim nâm kimesne ile kızı Rukiye nâm hâtun taraflarından husûs-ı âti’l-beyâna vekîller olduğu mezbûre Rukiye’nin zâtına ma‘rifet-i şer‘î ile ârifân olan Davud b. Abdullah ile mezbûr Mehmed şehâdetleri ile şer‘an sâbit olan Mustafa b. Abdullah nâm kimesne mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip karye-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan kuşçu Mehmed mülkü ve bir tarafdan Kadir Kulu demekle ma‘rûf Veli Beşe mülkü ve bir tarafdan İbrahim Beşe mülkü ve bir tarafdan babamız müteveffâ-yı mezbûrun âhar menzilesinden olan bağı ile mahdûd büyût-ı adîdeyi müştemil menzil baba[mız] müteveffâ-yı mezbûrun ile’l-vefât mülkü olup ba‘de vefâtihî menzil-i mezbûr irsen bize intikāl etmiş iken, hâlâ müvekkilân-i mezbûrân İbrahim ve Rukiye müteveffâ-yı mezbûr Hüseyin terekesinden olmak üzre bi gayr-i vech-i şer‘î vâzı‘ü’l-yed ederler hâlâ vekîl-i mezbûr Mustafa’ya suâl olunup mezbûrân İbrahim ve Rukiye menzil-i mezbûrdan kasr-ı yed edip bize teslîm etmek üzre tenbîh olunmak matlûbum[uz]dur dediklerinde gıbbe’s-suâl vekîl-i mezbûr Mustafa cevâbında müdde‘iyûn-ı mezbûrûn babaları müteveffâ-yı mezbûr Mustafa hayâtında karye-i mezbûrda vâki‘ menzil-i mahdûd-ı mezbûrunu yedi bin akçe semen-i makbûzu müteveffâ-yı mezbûr Hüseyin kezâlik hayâtında bey‘ ve teslîm ol dahi iştirâ ve tesellüm edip hattâ müteveffâ-yı mezbûr hayâtında şuhûd mahzarında ikrâr dahietmiş idi deyû def‘ mukābele edicek gıbbe’l-istintâk ve’l-inkâr mezbûr Mustafa’dan def‘-i mezbûrunu mübeyyine beyyine taleb olundukda karye-i mezbûr ahâlîsinden olup misâfir[en] mahmiye-i mezbûrede İbrahim Beşe mahallesinde sâkin Veli b. Abdülkādir ve Ali b. Mustafa nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırân olup işhâd olunduklarında fi’l-hakīka müteveffâ-yı mezbûr Mustafa hayâtında karye-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan kuşçu Mehmed mülkü ve bir tarafdan Kadir Kulu demekle ma‘rûf Veli Beşe mülkü ve bir tarafdan İbrahim Beşe mülkü ve bir tarafdan yine kendi mülkü olan bağı ile mahdûd büyût-ı adîdeyi müştemil menzilini bi cümleti’t-tevâbi‘ ve’l-levâhık yedi bin akçeye müteveffâ-yı mezbûr Hüseyin’e bey‘ ve teslîm ve kabz-ı semen edip ol dahi iştirâ ve tesellüm ettiğini bizim huzûrumuzda ikrâr ve bizi [58b] işhâd etmiş idi biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz, şehâdet dahi ederiz deyû her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iyye ettiklerinde şâhidân-ı mezbûrânın keyfiyyeti hâllerini suâl için savb-ı şer‘den irsâl olunan Mevlânâ Mustafa Efendi b. Abdülaziz zikr olunan İbrahim Paşa mahallesine varıp ahâlîsinden İmâm Abdullah Efendi b. Mahmud ve Müezzin İsmail b. Receb ve Hasan Efendi b. Mehmed ve Mustafa Çelebi b. İbrahim ve Ahmed Efendi b. Mustafa ve el-Hâc Ali b. Receb ve Yusuf Dede b. Abdullah ve Mahmud Dede b. Bâli ve Abdülbâkī Çelebi b. Mustafa ve Nasûh Beşe b. Yusuf nâm kimesnelerden şâhidân-ı mezbûrânın keyfiyyeti hâllerini suâl eyledikde her birisi şâhidân-ı mezbûrân için adl ve makbûlü’ş-şehâdedir deyû haber verdiklerini mahallinde tahrîr ve ma‘an irsâl olunan Mehmed b. Mahmud ile meclis-i şer‘a gelip alâ vukū‘ihi inhâ ve takrîr etmekle şer‘an ve alenen ta‘dîl ve tezkiyye oldukdan sonra şehâdetleri makbûle olmağın mûcebince müdde‘iyûn-ı mezbûrûn ber vech-i muharrer bî-vech mu‘ârazadan men‘ olunup mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’l-hâdî ve’l-ışrîn min Saferi’l-hayr li sene seb‘a ve semânîn ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-akrân el-Hâc Kemal Bey Kethüdâ-yı Hazret-i Efendi, Fahrü’l-akrân Hüseyin Ağa b. Üveys, Musa Halîfe b. Receb, el-Hâc Kasım b. Receb ve gayruhüm.