|
İstanbul Mahkemesi 137 Numaralı Sicil (H.1236-1238 / M 1821-1822) cilt: 86, sayfa: 277 Hüküm no: 253 Orijinal metin no: [50a-2] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Şeyh Abdurrahim-i Mısrî vakfının tevliyet davasının mahallinde görülmesi gerektiği
Vakfiye istid‘âsı
Mukābele şüd
Ma‘rûz[-ı dâ‘î-i devlet-i aliyyeleridir ki]
Sâdır olan fermân-ı âlîlerine imtisâlen işbu arzuhâl ve derkenârlara nazar olundukta medîne-i Karahisâr-ı sâhibde vâki‘ Kasımpaşa ma‘a Vakf-ı Şeyh Abdurrahim-i Mısrî Vakfı’nın vazîfe-i mu‘ayyene ile tevliyetine mutasarrıf olan aslah ve erşed evlâd-ı vâkıfdan es-Seyyid Hüseyin fevt ve tevliyet-i mezkûre mahlûle olmağla tevliyet-i mezkûre ber-mûceb-i vakfiye-i ma‘mûlün-bihâ batn-ı ûlâda olan aslah evlâda meşrûta olmak üzere müteveffâ-i mezbûrun karındaşları İbrahim ve Şerîfe Fâtıma aslah ve erşed evlâd-ı vâkıfdan derecede kendilere müsâvî evlâd-ı vâkıf olmayup nevbet-i tasarruf mezbûrâna münhasıra olduğu isimleri nâ-ma‘lûm sikāt-ı sahîhati’l-kelimat ihbâr eylediler deyü tevliyet-i merkūme iştirâken mezbûrâna tevcîh buyrulmak recâsına medîne-i mezbûre nâibi arz eylediği meâl-i i‘lâmdan ve tevliyet-i merkūme aslah ve erşed evlâd-ı vâkıfdan olmak üzere Baba Mustafa mahlûlünden el-yevm müteveffâ-i mezbûr es-Seyyid Hüseyin’in üzerinde mastûr olup ancak Şeyh Abdurrahim b. Mevlânâ Alâaddin Vakfı’nın sekiz yüz seksen sekiz senesi târihiyle müverraha mukayyed olup derkenâr buyrulan Arabiyyü’l-ibâre vakfiye mefhûmunda tevliyet-i merkūme merkūmun karnına ve ba‘dehâ karnının ebnâsına ve ebnâ-yı ebnâsına ve ba‘dehum karnının kızlarına neslen ba‘de neslin ve fer‘an ba‘de aslin deyü tahrîr olunmuş ve Kasımpaşa Vakfiyesi mukayyed olmayup ma‘an tevcîh oluna gelüp ve bin yüz kırk beş senesinden berü ba‘zan batn-ı ûlâda olan evlâd-ı vâkıfa ve ba‘zan mutlaka evlâd-ı vâkıfa tevcîh olunarak te‘âmül olunduğu derkenârlardan müstebân olup bu sûretde te‘âmül bir karar üzere olmadığından mâ‘adâ müteveffâ-i mezbûr es-Seyyid Hüseyin’in üç nefer kızları olmak üzere tevliyet-i merkūme ile yine müteveffâ-i mezbûrun üzerinde olan Mimar Ayas tevliyetinin kendilere tevcîhini istid‘â eyledikleri bir kıt‘a arzuhâlleri bâlâsına şer‘le rü’yet olunmak bâbında bu dâ‘îlerine hitâben fermân-ı âlî sâdır olup lâkin tarafeyn mahallinden olmalarıyla tarafeynin vekîlleri birbir hasm-ı şer‘î olmamağla murâfa‘a mümkün olmadığından gayrı nâib-i mûmâ-ileyhin arzı dahi bi’l-muvâcehe murâfa‘a ile olmayup gıyâb-ı hasmla ihbâr ile verilmiş idüğü zâhir olmağın bu takdîrce müteveffâ-i mezbûrun karındaşları mezbûrân ile üç nefer kızları sâir evlâd-ı vâkıf dahi var ise mevcûd oldukları hâlde bi’l-muvâcehe şer‘le murâfa‘a olunup şer‘an nevbet-i tasarruf kimin ise zahîre ihrâc ve ba‘dehû hükm-i şer‘îyi mübeyyin i‘lâm olunmak üzere nâib-i mûmâ-ileyhe hitâben fermân-ı âlîşân sudûru muktezâ-yı maslahat idüğü İstanbul Mahkemesi’nden huzûr [-ı âlîlerine i‘lâm olundu.]
Fî 21 C sene 1237
|