|
İstanbul Mahkemesi 137 Numaralı Sicil (H.1236-1238 / M 1821-1822) cilt: 86, sayfa: 361 Hüküm no: 343 Orijinal metin no: [70a-1] Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Mihaliç voyvodası Ali Ağa b. Mustafa’nın, Salih Efendi b. Veliyüddin ve Tuzcu Hüseyin Ağa aleyhine açtığı buğday davasının henüz neticelenmediği
Mazbatadan derkenâr
Ma‘rûz[-ı dâ‘î-i devlet-i aliyyeleridir ki]
Derûn-ı arzuhâlde ismi mezkûr Mihaliç voyvodası el-Hâc Ali Ağa b. el-Hâc Mustafa nâm kimesne Çarşamba günü arz odasında huzûr-ı hazret-i Sadâret-penâhîde ma‘kūd meclis-i şer‘-i münîrde mahrûse-i Bursa ahâlîsinden sâhibey arzuhâl Debbâğ el-Hâc Salih Efendi b. Veliyüddin ve Tuzcu el-Hâc Hüseyin Ağa b. Osman nâm kimesne muvâcehelerinde bin iki yüz otuz altı senesi hılâlinde ben zikr olunan Mihaliç Voyvodası iken mahrûse-i mezbûrede vâki‘ Murâdiye levâzımı içün Mihaliç’den müretteb mahrûse-i Bursa keyli ile beş bin dokuz yüz on beş keyl hıntayı zikr olunan Mihaliç kazâsından mahrûse-i mezbûreye merkūmân Debbâğ el-Hâc Salih Efendi ve Tuzcu el-Hâc Hüseyin Ağa’ya irsâl eylediğimde zikr olunan hıntayı mahrûse-i mezbûrede sâkin imâret-i mezkûre mütevellîsi gāib ani’l-meclis el-Hâc İbrahim Ağa nâm kimesneye teslîm etmek üzere mezbûrâna emr eylediğimde onlar dahi hınta-i mezkûreyi ba‘de’l-kabûl ancak iki bin iki yüz kırk beş keylini mütevelli-i merkūm el-Hâc İbrahim Ağa’ya def‘ ve teslîm edüp ma‘adası olan üç bin altı yüz yetmiş keyli yedlerinde kalmağla hınta-i bâkīye-i mezkûre mahallinde mevcûde ise aynen müstehleke ise kezâlik mahallinde mislini mezbûrândan tazmîn taleb ederim deyü ba‘de’d-da‘vâ ve’l-istintak mezbûrân el-Hâc Salih Efendi ve el-Hâc Hüseyin Ağa dahi cevâblarında müdde‘î-i merkūm el-Hâc Ali Ağa’nın zikr olunan Mihaliç kazâsından Murâdiye İmareti levâzım[ı] içün beş bin dokuz yüz on beş keyl hınta olmak üzere bize irsâl eylediği hıntayı ber-vech-i muharrer emriyle mütevelli-i gāib-i merkūm el-Hâc İbrahim Ağa’ya teslîm edecek olduğumuzda mütevellî-i merkūm dahi gāib ani’l-beled karındaşı Mustafa Ağa nâm kimesneye teslîm etmek üzere bize emr eylediğinde biz dahi mütevellî-i merkūmun emriyle karındaşı mezbûra tekyîl ve teslîm eylediğimizde hınta-i mezkûre ancak beş bin üç yüz doksan keyl hınta olup ol mikdârını biz kabz ve ber-vech-i meşrûh teslîm etmemizle üzerimize red ve damân lâzım olmayup mâ‘adâsı olan beş yüz yirmi beş keyl hınta noksan olup kabz etmedik deyü ancak beş bin üç yüz doksan keyl hıntayı kabzlarını ve ber-vech-i muharrer emrini ikrâr ve mikdâr-ı makbûzlarını sâniyen mütevellî-i merkūmun dahi emriyle karındaşı merkūm Mustafa’ya teslîm da‘vâsıyla eyledikleri def‘lerini müdde‘î-i mezbûr ba‘de’l-inkâr mezbûrân def‘-i meşrûhlarından mütevellî-i gāib-i mezbûrun sâniyen emrini mütevellî-i mezbûrun huzûrunda da‘vâ ve isbât etmeleri tarafına tefhîm olunup ol vechile faysal verilmediği cerîdemizde mazbût olmağla imtisâlen li’l-emri’l-âlî sûret zabtı ihrâc İstanbul Mahkemesi’nden huzûr [-ı âlîlerine i‘lâm olundu.]
Fî 14 L sene [12]37
|