.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


İstanbul Mahkemesi 148 Numaralı Sicil (H. 1241-1242 / M. 1826-1827)
cilt: 90, sayfa: 74
Hüküm no: 26
Orijinal metin no: [5a-5]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hatice bt. Ahmed’in, Mehmed Usta b. Osman’ın dükkân müştemilatı mahallini evine ilave etmek istediği

Ma‘rûz

Zikri câ’î husûsu bi’l-iktizâ mahâllinde mu‘âyene ve ber-nehc-i şer‘î istimâ‘ için cânib-i şer‘-i enverden me’zûnen irsâl olunan Kâtib es-Seyyid Salih Afîf Efendi dâ‘îleri İstanbul’da Süleymâniye kurbünde Kâtib Şemseddin mahallesinde Bâb-ı Şeyhülislâmî civârında Dökmeciler caddesinde vâki‘ merhûm Mi‘mâr Sinan Vakfı müstagallâtından bir bâb kebabcı dükkânına varıp esnâf-ı merkūme kethudâsı Hüseyin Ağa ve yazıcısı Mehmed Efendi ve mütevellîsi Mehmed Emin Ağa ve yiğitbaşısı Mehmed Usta ve sâir mazbûtü’l-esâmî Müslimîn huzûrlarında akd-i meclis-i şer‘-i nebevî ettikde dükkân-ı mezkûra bâ-temessük-i mütevellî bi’l-icâreteyn mutasarrıfe olan zâtı mu‘arrefe Hadîce bt. Ahmed nâm hatun meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda dükkân-ı mezkûr derûnunda mevcûde mukayyed ve bâ-fermân-ı âlî mu‘teber gedik ta‘bîr olunur âlât-ı lâzıme-i ma‘lûmeye bâ-hüccet-i şer‘iyyeye şirâen müstakillen mâliki olan esnâf-ı merkūmeden Mehmed Usta b. Osman muvâcehesinde mu‘ayyene olunan dükkân-ı mezkûrun verâsında kâin bir tarafdan benim menzilim ve bir tarafdan dükkân-ı mezkûr ve bir tarafdan Mehmed Ağa menzili ve taraf-ı râbi‘i tarîk-ı âm ile mahdûd mağaza mahâllini menzilime ilâve murâd eylediğimde mezbûr Mehmed Usta mahâll-i mezkûr kadîmden beri dükkân-ı mezkûr müştemilâtından olmak üzre zabt ve tasarruf olunagelmişdir deyü -sah sah sah sah sah sah- [5b] müdâhale etmekle suâl olunup mahâll-i mezkûru vech-i meşrûh üzre menzilime ilâveye müdâhale etmemeğe merkūm Mehmed Usta’ya tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde ol dahi cevâbında mahâll-i mezkûr ber-minvâl-i muharrer kadîmden beri gediğine mâlik olduğum dükkân-ı mezkûr müştemilâtından olmağla gedik sahibleri isti‘mâl edegelmişlerdir deyü takrîrini ve fi’l-vâki‘ mahâll-i mezkûr dükkân-ı mezkûr müştemilâtından olup kadîmden beri gedik sahibleri tasarruf ve isti‘mâl edegeldiklerini mezbûre Hadîce Hatun tasdîk ve bu makūle mukayyed ve mu‘teber kebabcı dükkânlarının cemî‘ müştemilâtı heyet-i kadîmesi üzre isti‘mâl olunup şekl-i âhara tebdîl ve tağyîr olunmaması bâ-fermân-ı âlî şurût-ı nizâm-ı mer‘iyyelerinden olunduğu esnâf-ı hâzırûn-ı merkūmûn ihbâr etmeleriyle bu sûretde mezbûre Hadîce Hatun’un mahâll-i mezkûru bilâ-mûcib menziline ilâve dâ‘iyesi hilâf-ı nizâm olduğunu kendüye tefhîm edip ancak dükkân-ı mezkûr vüs‘atlice olduğuna nazaran husûs-ı mezkûrun bi’t-terâzî bir hüsn-i sûrete rabtıyla tanzîm ve beynlerini ıslâha havâle eylediğini kâtib-i mezbûr dâ‘îleri mahâllinde ketb ve tahrîr ve ma‘an meb‘ûs ümenâ-i şer‘le meclis-i şer‘-i şerîfe gelip alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr ettikden sonra mezbûre Hadîce Hatun’un sulbî kebîr oğlu ve tarafından husûs-ı âtîde vekîl-i müseccel-i şer‘îsi Mustafa Ağa b. Ömer meclis-i şer‘-i enverde merkūm Mehmed Usta muvâcehesinde esnâf-ı merkūmûn bi-ecma‘ihim hazır oldukları hâlde bi’l-vekâle takrîr-i kelâm edip mahâll-i mezkûrun mecmû‘unu ilâve dâ‘iyesinden sarf-ı nazar ile ancak mahâllinde mu‘âyene ve alâmât-ı fâsıla vaz‘ ve tebyîn olunduğu üzre mevzû‘a direk mahâllinden terbî‘an kırk zirâ‘ verâ mahâllini menzil-i mezkûra ilâveye merkūm Mehmed Usta râzı oldukda ben dahi vâlidem müvekkilem mezbûre Hadîce Hatun’un mâlından mezbûr Mehmed Usta’ya teberru‘an beş yüz guruş add ve tamamen işbu meclis-i şer‘de def‘ ü teslîm ve umûruna sarfla istihlâke bi’l-vekâle emreylediğimde ol dahi ahz ü kabz ve emrim üzre umûruna sarfla istihlâk ettikden sonra dükkân-ı mezkûrun kirâ-yı kadîmi olan beher şehr sekiz guruşun ikişer guruşunu bi’r-rızâ tenzîl ile ba‘de fesh-i akdi’l-icâre bâkī kalan dükkân ve mağaza mahâllini <> bi-cümleti mâ-yeştemilühu ve yahvîhi işbu bin iki yüz kırk iki senesi Muharreminin on beşinci gününden i‘tibâren beher şehr altışar guruş kirâ kavliye aded-i şuhûr beyân olunmaksızın yine mezbûr Mehmed Usta’ya bi’l-vekâle îcâr ve teslîm eylediğimde ol dahi ber-vech-i muharrer istîcâr etmekle fîmâ-ba‘d kirâ-yı mezkûru mâh-be-mâh cevrü ezâ etmeksizin mutasarrıfesi vâlidem mezbûreye edâ ve teslîme ve ber-vech-i muharrer menzile ilâve olunan terbî‘an kırk zirâ‘ verâ mahâlline kat‘an müdâhale ve ta‘arruz etmemeğe mezbûr Mehmed Usta ta‘ahhüd eylediğinde ben dahi mezbûr Mehmed Usta’nın müstakillen mâlı olup vâlidem mezbûrenin asla alâkası olmayan gedik-i mezkûru keyfe mâ yeşâ zabt ve tasarrufuna ve âhar mahâllini menzile ilâve dâ‘iyesiyle hilâf-ı şurût-ı nizâm gediğinin mahv ve ibtâline tesâddî etmemeğe bi’l-vekâle ta‘ahhüd etmemizle bi’l-cümle husûs-ı mezkûra ve meblağ-ı müstehlek-i merkūmun istirdâdına cemî‘ hukūk-ı şer‘iyyeye müte‘allika âmme-i da‘vâdan tarafeynden her birimiz âharın zimmetini ibrâ-i âmm-ı sahîh-i şer‘î ile bi’l-asâle ve bi’l-vekâle ibrâ ve ıskāt ve her birimiz ber-vech-i muharrer âharın ibrâsını asâleten ve vekâleten kabûl edip bu vechile bi’t-terâzî hüsn-i sûrete rabt ile beynimiz ıslâh ve tanzîm olunarak külliyen kat‘-ı nizâ‘ eyledik deyü mukırr-ı vekîl-i mezbûr Mustafa Ağa’nın bi’l-vekâle cemî‘ takrîrini merkūm Mehmed Usta tasdîk eylediği İstanbul Mahkemesi’nden huzûr.

Fî 16 M sene [1]242