.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Rumeli Sadareti Mahkemesi 21 Numaralı Sicil (H. 1002-1003/M. 1594-1595)
cilt: 12, sayfa: 45
Hüküm no: 1
Orijinal metin no: [1b-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Rumeli Kazaskeri ve Şeyhülislâm Zekeriya Efendi b. Bayram’ın vakfiyesi

Bismihî subhânehû, Şeyh-i meşâyih-i islâm müfti’l-enâm Zekeriya Efendi Hazretlerinin vakfiye-i şerîfeleridir ki teberrüken bed’ olundu. Hamdele ve salvele. Meclis-i şer‘-i şerîfde hâzır olup hâl-i hayâtı ve kemâl-i sıhhatinde, işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar silk-i mülkünde ve taht-ı tasarrufunda bulunan, Dârü’s-saltanati’s-seniyye mahmiyye-i Kostantıniyye mahallâtından Kovacı Dede mahallesinde vâki‘ cemî‘-i medrese ve Dârü’l-hadîsi cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ile ibtigāen li-merdâti’llâhi’l-cemîl, habs, te’bîd, tasadduk ve vakf eyledi. Medrese, on iki odayı, vâkıf-ı mezbûrun yedi sene evvel beyt ve Dârü’l-kurrâ arasında binâ ettirip vakfettiği ve içinde medfûn bulunduğu Dârü’l-hadîste kâin, Dârü’l-kurrâya mücâvir ve mülâsık bir dershâneyi, pencereli müşterek duvarı, su kuyusunu, avluyu, odaların nihâyetinde bulunan helâları, şimâl cihetinde altında sıbyân-ı fukarâ ve fukarâ-i sıbyânın ta‘lîmi için kullanılan mekteb bulunan alçı ile sıvanmış iki dükkânı hâvî olup, bir taraftan Dârü’l-hadîs, diğer taraftan tarîk-ı âm, öteki taraftan tarîk-ı hâs, diğer taraftan da Hüseyin Ağa b. Abdülmennân ile mahdûddur. Dârü’l-hadîs ise, on üç odayı, dershâneyi, Dârü’l-kurrâyı ve ikisi arasında bulunan çeşmeyi hâvî olup bir taraftan medrese-i cedîdeye mülâsık, diğer taraftan tarîk-ı âm, öteki taraftan fahrü’l-ulemâ Saçlı-zâde Seyyid Abdülkādir mülkü, diğer taraftan da Hüseyin Ağa b. Abdülkerim ez-za‘îm mülkü ile mahdûddur. Vâkıf-ı mezbûr, mezkûr Dârü’l-hadîs kurbunda vâki‘, altında dört dükkân bulunan fevkānî üç beyti hâvî, iki taraftan merhûm Kovacı Dede vakfı, bir taraftan Mustafa Çavuş mülkü, diğer taraftan tarîk-ı âm ile mahdûd cemî‘-i menzilini de vakfetti. Sultan Selim Hân mahallesinde kâin, fevkānî bir beyti, tahtânî iki beyti ve selâmlığı hâvî bulunan, bir taraftan tarîk-ı âm, diğer taraftan zâviye, öteki taraftan Sûrî diye ma‘rûf kimesne mülkü, diğer taraftan da Ahmed Çelebi el-mülâzım mülkü ile mahdûd bulunan cemî‘-i menzilini vakfetti. Şeyhî Bey’den iştirâ edilen, mahrûse-i Kostantıniyye mahallâtından Cebeci mahallesinde vâki‘, Sultan Selim Hân -aleyhi’r-rahme ve’r-rıdvân- hamamı kurbunda kâin, fevkānî bir selâmlığı, içinde tahtânî iki beyt ve selâmlık bulunan iç avluyu hâvî, bir taraftan Keyvan b. Abdullah mülkü, iki taraftan Mehmed Çelebi el-kādî mülkü, diğer taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd cemî‘-i menzilini de vakfetti. Mahmiye-i mezbûre mahallâtından Nişancı mahallesinde kâin, üzerinde iki oda bulunan bir dükkânı hâvî, bir taraftan zimmî Toma mülkü, diğer taraftan zimmî Dimitri mülkü, iki taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd bulunan cemî‘-i menzilini vakfetti. Mahmiye-i mesfûrede dâhil-i bâb-ı Fener’de vâki‘ Cafer Subaşı mahallesinde kâin, otuz sekiz kapılı, her kapısı fevkānî ve tahtânî iki odayı hâvî, helâyı, avluyu, sükkân-ı hucurât ile müşterek kullanılan su kuyusunu müştemil olan, bir taraftan Süleyman Bey er-râcil mülkü, diğer taraftan Hâce Hayreddin mülkü ve İlyas Bey mülkü ve Cafer Subaşı vakfı ve iki taraftan da tarîk- âm ile mahdûd cemî‘-i hucurâtı da cümle hudûdu ve tevâbi‘i ile vakfetti. Ebvâb-ı mahmiyye-i Kostantıniyye’den dâhil-i bâb-ı Balat’ta vâki‘ el-Hâc İsa mahallesinde kâin, fevkānî dört beyti, fırını, helâyı, tahtapûşu, üç tahtânî beyti, su kuyusunu, fırını, mahzen-i kebîri, on beş zirâ‘ ölçüsünde arz-ı hâliyeyi hâvî, bir taraftan Yahudi Yasef v. Mosi mülkü, diğer taraftan Foskeri bt. İsak el-Yahudiyye mülkü, öteki taraftan Yahudi İliya v. Bâli mülkü, diğer taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd bulunan cemî‘-i menzilini cümle hukūku ile vakfetti. Yine mahalle-i mezbûrede vâki‘ olup dört beyti, iki fırını, su kuyusunu, kireçhâne, boya dükkânını, buzhâneyi hâvî, bir taraftan Mehmed Ağa mülkü, üç taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd cemî‘-i menzilini cümle hukūku ile vakfetti. Dâhil-i bâb-ı Balat’ta vâki‘, üzerinde iki oda bulunan, bir taraftan Yahudi David mülkü, zimmî Dıranoz mülkü, iki taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd üç dükkânını vakfetti. Ebvâb-ı medîne-i mastûradan Bâb-ı Cebe Ali’de kâin, Ayasofya-i kebîr Vakfı’na ödenen senevî mukāta‘ası on beş akçe olan kayıkhanesini vakfetti. Dâhil-i bâb-ı Fener’de vâki‘, bir taraftan namazgâh, diğer taraftan kale duvarı, öteki taraftan bahçe, diğer taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd cemî‘-i dükkânını vakfetti. Ali Bey karyesinde vâki‘, meyve ağaçlarını ve sebzeleri hâvî, iki taraftan tarîk-ı âm, diğer taraftan nehr-i cârî, diğer taraftan da Mustafa Çelebi eytâmı mülkü ile mahdûd bulunan cemî‘-i bostanını vakfetti. Merhûm-i merkūm -gufire lehû el-hayy el-kayyum- medîne-i Bursa’da vâki‘ kapan ta‘bîr edilen mevzi‘de kâin sekiz odasını ki altlarında iki mahzenli iki dükkân bulunan cihet-i garbîde vâki‘ beş oda ve altlarında üç dükkân ve üç mahzen bulunan cihet-i şarkîde vâki‘ üç odayı hâvîdir; bir taraftan a‘lemü’l-ulemâ Molla Çelebi diye ma‘rûf merhûm Abdülkerim Efendi mülkü, diğer taraftan Ferruh Kethüdâ mülkü, öteki taraftan Fâtıma bt. Abdullah nâm hâtun mülkü ve merhûm İbrahim er-Râyis vakfı, diğer taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd ve mukāta‘a-i arzı senevî kırk üç akçe olan, yirmi akçesi İbrahim er-Râyis vakfı’na, on akçesi Çırak Bey vakfına, yedi akçesi Arab Mehmed vakfı’na, yedi akçesi el-Hâc İlyas vakfı’na, iki akçesi de mesâili ribâ için ödenen cemî‘-i hucurât-ı mezkûreyi de cümle tevâbi‘ ve hukūku ile vakfetti. Mahrûse-i Bursa’da vâki‘ Balık pazarı dâhilinde kâin, bir taraftan tarîk-ı âm, diğer taraftan Sırçalı Medrese, öteki taraftan Darbhâne ile mahdûd olan cemî‘-i dükkânını da evânî-i nuhâsiyesi ile birlikte cümle hukūku ile vakfetti. Mahrûse-i Bursa çarşılarından Uzun Çarşı’da kâin, tabh-ı ta‘âm için hâzırlanmış, bir taraftan tarîk-ı âm, diğer taraftan Ali b. Abdullah’ın dükkânı, öteki taraftan Yusuf b. Ali’nin dükkânı ile mahdûd bulunan cemî‘-i dükkânını dahi âmme-i hukūkuyla vakfetti. Mahrûse-i mezbûrede Kale altı ta‘bîr edilen mevzi‘de merhûm Davud Paşa arâzisi üzerinde kâin, bir taraftan el-Hâc Ahmed dükkânı, diğer taraftan Hasan el-Bosnavî mülkü, iki taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd bulunan cemî‘-i dükkânı da kâffe-i hukūku ve menâfî‘i ile vakfetti. Irgandı köprüsü yanında vâki‘, bir taraftan nehir, diğer taraftan tarîk-ı âm ve tarîk-ı hâs ile mahdûd bulunan altı dükkân ve beş odasını dahi cümle hukūku ve tevâbi‘i ile vakfetti. Mahrûse-i Bursa’da vâki‘ Balık pazarı çarşısında kâin, bir taraftan Mehmed b. Ali mülkü, diğer taraftan vâdi, diğer taraftan da tarîk-ı âm ile mahdûd olan on odasını vakfetti. Kaplıca-i atîk kurbunda vâki‘ nehr-i cârî üzerinde dönen ve hudûdu inde’l-ahâlî ma‘lûm bulunan değirmenini vakfetti. Eğri kapak diye ma‘rûf bir kimesneden iştirâ edilen, Cadde-i kebîr’in altında vâki‘ Etciler nâm mevzi‘de kâin, birisi, iki taraftan tarîk-ı âm ve Çoban Bâli bahçesi ile mahdûd, diğeri bir taraftan vakıf bahçe diğer taraftan tarîk-ı âm ile mahdûd olan iki bahçesini cümle hudûdu ve hukūku ile vakfetti. Zikredilen bahçenin üstünde yer alan, üç taraftan tarîk- âm ve bir taraftan merhûm Kādirî Efendi bahçesi ile mahdûd diğer bir bahçesini de cümle hudûdu ve hukūku ile vakfetti. Eğri kapak nâm kimesnenin bahçesine bitişik olan, bir taraftan Üskübî vakfı, diğer taraftan tarîk-ı hâs ve diğer taraftan da Sefer b. Abdurrahman mülkü ve hadîka-i mezbûre ile mahdûd olan bahçesini de bahçesini de cümle hukūku ile vakfetti. Sefer b. ( )’den iştirâ edilen, bir taraftan tarîk, diğer taraftan vâkıf-ı mezbûr vakfı ile mahdûd bulunan bahçesini cümle hukūku ile vakfetti. Mahrûse-i Bursa’da vâki‘ Deveciler nâm mevzi‘de kâin, hudûdu inde’l-âhâlî ma‘lûm olan odalarını vakfetti. Bu diyârda çalışan küçük büyük bütün mumcular tarafından miktarı ma‘lûm olan mum dükkânındaki hissesini vakfetti. Râyicü’l-vakt iki yüz bin akçesini dahi vakfetti. Meblağ-ı mezbûrun mütevellî-i emîn yedi ile senede noksansız, ziyâdesiz ona on bir rıbh üzre rehn-i kavî ve kefîl-i melî ile ve geri ödeme iktidârına sâhib olan, insânlar arasında doğru sözü ve hüsn-i mu‘âmelesiyle şöhret bulmuş, emîn ve müstakīm mülk sâhibi ve zengin ticâret ve san‘at ehli ile yapılacak mu‘âmele ile istiğlâl ve istirbâh edilmesini şart etti. Musakkafât-ı mezkûrenin icâre-i mu‘tâde ile icâreye verilmesini şart etti. Derâhim-i merkūme ve akārât-ı mersûme rıbhından Allah te‘âlânın rızık olarak nâsib ettiğinin mütevellî indinde bulunan câbî ma‘rifetiyle toplanıp evvelâ aşağıda zikredilecek mukāta‘ât-i evkāfa sarf edilmesini şart etti: Zikri geçen bahçelerin mukāta‘asına senevî dört bin sekiz yüz altmış akçe verilmesini şart etti. Sultan-ı azîmü’ş-şân ed-dâric ilâ medârici’r-rahme ve’r-rıdvân Sultan Orhan vakfı mukāta‘asına senevî iki yüz elli akçe, merhûm ve mağfûrun leh İvaz Paşa Vakfı’na senevî üç yüz akçe, İbn Figân diye ma‘rûf kimesne vakfına iki yüz akçe, Kapan Musa Vakfı’na sekiz yüz otuz akçe, merhûme-i mebrûre Dâye Hâtun Vakfı’na iki bin dokuz yüz akçe, Hundi Hâtun Vakfı’na iki yüz otuz akçe verilmesini şart etti. Kapan-ı meyve kurbunda vâki‘ odaların mukāta‘ası için senevî kırk üç akçe, Balık pazarındaki odaların mukāta‘ası için şehrî on dört akçe, aşçı dükkânı için şehrî otuz altı akçe verilmesini şart etti. Sonra vakf-ı merhûm -gufire lehû el-hayyu’l-kayyum- cümle vakıf gelirlerinden yevmî elli akçeyi medrese-i mezkûrede müderris olacak kimesneye tayin etti. On iki odada kalan ulûm-i dîniyye ve fünûn-ı edebiyye talebe ve müste‘idînden her birine haftanın her günü ulemâ ve müderrisînden fünûn-ı mu‘tebereden usûl ve furû‘ ve ilm-i me‘ânî ve kelâm dersi almaları ve seyyid-i evvelîn ve âhirîn sallallâhu aleyhi vesellemin, ashâbının, cemî‘-i enbiyâ ve mürselînin ve vâkıf-ı mezbûrun ve eimme-i müctehidînin ve sâir ulemâ ve sâlihînin ve cemî‘-i müslimîn ve müslimâtın ve mü’minîn ve mü’minâtın ervâhına du‘â ve senâ etmeleri kaydıyla yevmî dört akçe ta‘yîn etti. Medrese-i şerîfede mu‘îd olan kimesneye, talebe-i ilme, muhtasârât ile ilim kapılarını açması ve vecd-i icâde içinde öğretmesi kaydıyla yevmî beş akçe ta‘yîn etti. Bevvâb-ı medreseye yevmî iki akçe ta‘yîn etti ve bevvâbın sâlih ve tâlibü’l-ilm olmasını şart etti. Yevmî yirmi akçeyi, mülâzemetten fâriğ olarak bihâr-ı kütüb-i mu‘tebereden hadîs-i nebevî, kütüb-i mu‘tebere-i fıkhiyyeden İmam-i hümâm Sadrü’ş-şerî‘a’ nın kitâbını, Şakāyık-ı Numan’da tavzîh edilen Dekāik-i Numan’a da muttali‘ olarak tedrîs ve ta‘lîm edecek sâlih, âlim ve mütâla‘aya kādir ve hucurât-ı mezkûrede süknâya muhtac kimesnelere, içlerinden birinin münâvebe ile her gün vâkıfın rûhu için okuması, diğerlerinin derste hâzır olmaları, açık bir özr-i şer‘î hâricinde devâmsızlık yapmamaları kaydıyla ta‘yîn etti. On üç odada kalanların her birine pazartesi ve perşembe günleri vâkıf-ı mezbûrun türbesinde ictimâ‘ ederek Kur’ân-ı azîm ve furkān-ı kerîm’den birer cüz’ tilâvet etmeleri kaydıyla yevmî bir buçuk akçe ta‘yîn etti. Odalarda kalmayı, ister müderris ister kadı olsun önce fukarâ-i mülâzımîne sonra sâir mülâzımîn-i muhtâcîne şart etti. Haftada iki gün merkad-i şerîfinde kütüb-i tecvîd tedrîs edecek mücevvid kimesneye yevmî yedi akçe, dersi dinleyecek on talebeye de yevmî iki akçe ta‘yîn etti. Kapı ve türbe arasında binâ edilmiş sebîlde çalışan ve bu mekânda bulunan susak kimesnelere su veren iki kimesnenin her birine yevmî iki akçe ta‘yîn etti. Meşk denilen yerden taksîr ve ihmâl etmeden yazın günde üç, kışın iki def‘a sebîle su taşıyan sakaya yevmî beş akçe ta‘yîn etti. Sebîle konulup sebîldeki suyu soğutmak üzre her sene bin akçeyi yaz aylarında buz iştirâ edilmesine ta‘yîn etti. Dârü’l-hadîsi süpüren ferrâşa yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Her gün nâfileten lillâhi te‘âlâ iki rek‘at namaz kılıp vâkıf-ı mezbûrun rûhuna du‘â eden sâlih bir kimesneye yevmî bir akçe ta‘yîn etti. İki cihetten birinin sâkīlerden birine tevcîh edilmesini, diğerinin mütevellî re’yi ile ta‘yîn edilmesini şart etti. Kuyudan su çekmeye kādir güçlü bir kimesneye her gün kuyudan su çekip Medreseye ve Dârü’l-hadîse konulmuş ahşabdan ma‘mûl musluklu iki abdestliği doldurması için yevmî iki akçe ta‘yîn etti. Mütevellînin isterse iki ciheti de iki akçeye yapmak üzre bir kişiye tevcîh edebileceğini veya haseb-i iktizâ-i hâl isterse ciheti ayırıp iki kişiye verebileceğini kaydetti. Vâkıfın türbesinde her gün tecvîd ve tertîl üzre vâkıf-ı mezbûrun vakfettiği latîf rahle üzerinde yine vâkıf-ı merkūmun vakfettiği ve vefâtından sonra merkadine konulmasını şart ettiği mushaf-ı şerîfden bir aşr okuması için ehl-i Kur’ân’dan güzel sesli bir kimesneye yevmî ( ) ta‘yîn etti. Mekteb-i şerîfde mu‘allim olan kimesneye yevmî beş akçe, halîfe olan kimesneye üç akçe ta‘yîn etti. Mütevellînin mektebde ta‘lîm gören on muhtac yetîm çocuğa veya vakfın durumu müsâ‘idse ve ondan fazla öğrenci mevcûdsa daha fazlasına elbise, ayakkabı, gömlek ve pantolon iştirâ etmesini ve aralarında ayrım yapmadan Kadir gecesi onları giydirmesini şart etti. Evkāfına mütevellî olacak kimesneye tevliye hakkı olarak yevmî on akçe ta‘yîn etti. Tevliyeyi de müddet-i hayâtınca sulbî oğlu Yahya Efendi’ye, sonra vâkıf-ı mezbûrun erşed evlâdına sonra batnen ba‘de batnin nesilleri kesinceye kadar onun evlâdına şart etti. Nesilleri kesilince âzatlı kölelerinin en sâlihine, sonra hâkimin re’yi ile tevliyeye ehil bir kimesneye şart etti. Vakıf câbîsine mahmiye-i Kostantıniyye’de vâki‘ evkāfının gelirini toplaması için yevmî beş akçe ta‘yîn etti. Hesâb kavânîn ve kavâ‘idini bilen, Kostantıniyye’de vâki‘ evkāfın iç ve dış umûrunu gün be gün ay be ay yazacak kâtibe yevmî iki akçe ta‘yîn etti. Mahrûse-i Bursa’da vâki‘ evkāfın umûrunu yazacak diğer kâtibe yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Mahrûse-i Bursa’da vâki‘ vakıf bahçelerde çalışmak ve buraları muhafaza etmek, ağaç dikip sulamak üzre, bağ ve bostan zirâ‘atinde mâhir olan bahçıvana yevmî üç akçe ta‘yîn etti. Dârü’l-hadîs sükkânından bir kimesneye buranın sâkinlerine beş vakit namazda imâm olması için yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Bu emâneti içlerinden en çok verâ‘ sâhibi ve muttakīsine şart etti. Salavât-ı hamsede ezân okuyacak ve kāmet getirecek müezzine yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Dârü’l-hadîs odalarından birinde kalmayı ve tasarruf etmeyi orada bevvâb olacak kimesneye şart etti ve sabâh akşam kapısını açıp kapatmak için yevmî bir buçuk akçe ta‘yîn etti. Vâkıfın türbesine konulan vakıf kitâbların hâfız-ı kütübü olan sâlih ve emîn kimesneye yevmî üç akçe ta‘yîn etti ve hâfız-ı kütübün kitâb sandığını haftada iki gün açıp, zâyi‘ olduğunda yeni bir nüsha iştirâ edip noksanı tamâmlaması için kitâbın değerine müsâvî veya değerinden ziyâde rehin alarak tâlibîne vermesine şart etti. Medîne-i münevverede medfûn bulunan halîle-i cemîlesi el-merhûme ed-dâric ilâ rahmeti rabbihâ el-mu‘în Sakine Hâtun bt. Kutbü’l-ârifîn Şeyh Bahâüddin nâm zevcesinin rûhuna Medîne-i münevverede cüz-i şerîf tilâvet edecek kimesneye senevî altı tâmmü’l-vezn sahîhü’l-ayâr altın sikke ta‘yîn etti. Mütevellînin bu altı altın sikkeyi her sene emânet sâhibi ve ma‘lûmu’l-hâl olan hüccâcdan biri ile göndermesini, irsâl ve îsâlde ihmâl etmemesini şart etti. Ecel şerbetini içip rabbinin davetine icâbet etmesinden sonra türbesinde münâvebe ile oturup rûhuna du‘â etmeleri, tesbîh ve tehlîlde bulunmaları için iki kişiden her birine yevmî üç akçe ta‘yîn etti ve mütevellîye imkān elverdiğinde vazîfelerini artırmaya izin verdi. Çeşme umûru için senevî yüz akçe ta‘yîn etti. Mektebin ve medrese dersliğinin hasırı için senevî yüz akçe ta‘yîn etti. Türbesinde her gece iki kandil yakılmasını ve sabâha kadar söndürülmemesini şart etti ve bu işin meûnetini ve sıbyân-ı mektebin kışın ısınması için kuru odun iştirâ edilmesi işini ve diğer mühim husûsların îfâsını isrâf ve tebzîr etmeden ifâ etmek üzre mütevellîye tefvîz etti. Tarîk ve istihkāk bakımından ellili medresede tedrîse ehil evlâdı ve mülâzımı var ise medresede ders vermeyi evlâd-ı evlâdına sonra mülâzımlarına şart etti. Tedrîs talebiyle mülâzemetten ayrılan mülâzımlar varsa Dârü’l-hadîsde tedrîsi, tedrîs şartlarına kādir mülâzımlara, bunlar yoksa başkalarına şart etti ve mülâzımları ve mürtezikayı evlâd-ı kirâmıyla sonra ahfâdıyla birlikte vakfa hasbî nâzır kıldı. Zevâ’id-i vakıfdan sulbî kızlarının her birine yevmî altı akçe ta‘yîn etti ve sâlifü’l-beyân zevâ’id-i evkāfın nevâib-i dehr ve tevârık -ı zamân için mütevellî yediyle biriktirilmesini şart etti. Vakıf rakabesinin her zamân cihât-ı mezkûreye takdîmini şart etti. Vefâtından sonra bunun adâlet ve insâf ölçüleri dâhilinde takibini mahzâ mezkûr oğlunun re’yine tefvîz etti. Vâkıf-ı mezbûr sonra imzâsı ve mührüyle mümzâ ve mahtûm olan vakıf defterinde isimleri mastûr olan cemî‘-i kütüb-i mu‘tebereyi, menkūl mâlların vakfını câ’iz gören eimme-i kibârın kavline uyarak vakfetti. Vâkıf-ı mûmâ ileyh cemî‘-i evkāf-ı merkūmeyi ve kütüb-i mersûmeyi mütevellî nasbettiği aynü’l-a‘yân Ahmed Çelebi b. Ali’ye teslîm etti. O da tesellüm etti ve tescîlden sonra vakfa ilhâk edilen medrese-i cedîde ve âtiyyü’l-beyân bazı akār hâricindekileri tescîl ettirdi. A‘lemü’l-ulemâ Mevlâna Hüsam Çelebi Efendi Anadolu kazaskeri iken husûsen ve umûmen evkāf-ı mezkûrenin sıhhatine ve lüzûmuna hükmetti. Ki bu esnâda vâkıf birinci def‘a Rumeli kazaskeri idi. Vâkıf-ı mezbûr sonra ikinci def‘a Rumeli kazaskeri olduğunda evkāf-ı müseccelesine bazı akārâtı daha ekledi ve Şeyhülislâm olmasından sonra da evkāfına ilhâk etme ve tescîl ettirme niyeti ile medrese-i cedîdenin inşâsına başladı. Lâkin ecel şerbetini içip rabbine kavuştuğu için bazı evkāfı tescîl edilemedi. Ki bunlar işbu vesîkanın başında hudûdu mezkûr olan Medrese-i cedîde ve Şeyhî Bey’den iştirâ edilen menzil, Sefer nâm kimesneden iştirâ edilen, mahrûse-i Bursa’da bulunan, bahçe, dâhil-i Bâb-ı Balat’ta bulunan üç dükkân, Nişancı mahallesinde bulunan bir menzil, mahmiye-i Kostantıniyye’de vâki‘ Bâb-ı Balat’ta kâin iki menzildir. Vâkıf-ı mersûm Zekeriya Efendi’nin oğlu, Semâniye medreselerinin birinde müderris olan efdalü’l-ulemâ’i’l-muhakkıkīn ekmelü’l-fuzalâi’l-musakkıkīn Yahya Efendi bunların baştan tescîlini taleb etti. Vâkıf-ı mezbûrun, ilk mütevellîden sonra mütevellî nasbettiği ve cemî‘-i evkāfı kendisine teslîm ettiği fahrü’l-akrân Süleyman Bey b. Abdülmennân üzerine Rumeli kazaskeri huzûrunda takrîr-i da‘vâ edip dedi ki, işbu akārât-ı mevkūfe-i ma‘dûde, müteveffâ babamın mülkünde idi ve veresesine intikāl etti; mütevellî-i mezbûr ise bizim kabz ve taksîm etmemize mâni‘ olmakdadır. Mütevellîye sorulduğunda, müdde‘î-i mezbûrun babası yani muşârun ileyh merhûm Zekeriya Efendi, müdde‘î-i mezkûrun iddi‘â ettiği cemî‘-i akārâtı vakfetmiş, önceki evkāfına ilhâk edip bana teslîm eylemiş ve vakfı üzerinde musır olarak vefât etmişdi. Ben de teslîmden i‘tibâren tevliyem hasebiyle evkāfa tasarruf etmekteyim diye cevâb verdi. Müdde‘î-i mezkûr bunu inkâr etti. Mütevellî, vakfın vâkıf-ı mezbûrdan sudûruna, teslîme ve bu niyet üzre fevt olduğuna dâir şâhid gösterdi. Zâl Paşa medresesinde müderris olan umdetü’l-muhakkıkīn Mehmed Efendi b. Şaban ve fahrü’l-kuzât İbrahim Efendi b. Abdi ve zahrü’l-vülât Ali Çelebi b. Hasan ve usvetü’l-müderrisîn Hasan Efendi b. Ali ve fahrü’l-cuyûş ve’l-a‘yân Mustafa Çavuş b. Şaban nâm kimesneler vâkıf-ı merhûm Zekeriya Efendi b. Bayram, hâl-i hayâtı ve kemâl-i sıhhatinde iddi‘â edilen cemî‘-i akārâtı vakfetmiş ve mütevellî-i mezkûra teslîm etmiş, evvelki evkāfına ilhâk etmiş ve bu niyet üzre vefât etmişdir diye şehâdet ettiler. Şehâdetleri ba‘de’t-ta‘dîli’ş-şer‘î ve’t-tezkiyeti’ş-şer‘iyye inde’ş-şer‘ makbûl ve mûteber olmağın mûcibince hükmedildi. Hâkim-i mûmâ ileyh bunun üzerine akārât-ı mezkûrenin vakfiyetine ve sıhhatine ve imâmeyn-i hümâmeyn İmam-ı sânî Ebû Yusuf ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî kavli üzre sıhhatin lüzûmdan mufârakat etmeyeceği ictihâdına binâen ve mesâil-i evkāfta eimme-i eşrâf beyninde cârî ihtilâfı da bilerek husûsen ve umûmen lüzûmuna hükmetti. Evkāf-ı sâbıka ve lâhıka bu sûretle sahîh, müseccel, lâzım ve tebdîl ve tağyîri câ’iz olmayacak şekilde bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ sem‘ihî fe-innemâ ismuhû ale’l-lezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıf ve’l-hâkim ala’llâhi’l-kerîm.” Cerâ zâlike ve hurrire fî evâsıtı Rebî‘ilâhir sene isneteyn ve elf mine’l-hicreti’n-nebeviyye el-Mustafaviyye, aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî efdalü’s-salât ve ekmelü’t-tahiyye mine’llâh feyyâzü’l-avârık mâ hattâ kâtib ve hakeme hâkim ve vakafe vâkıf.


Şuhûdü’l-hâl: Medîne-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî’de vâki‘ Şah Sultan Medresesi müderrisi a‘lemu’l-ulemâ’i’l-ahyâr Mevlâna Derviş Mehmed Efendi b. el-Müvellâ Abdülcebbâr, Kaptan Ali Paşa Medresesi müderrisi a‘lâ el-ulemâ’i’l-muhakkıkīn Mevlâna Nefes-zâde Muslihiddin Efendi, Vâkıfın medresesinde müderris olan Mevlâna Seyyid Mehmed b. Seyyid Mehmed, mefharü’l-müderrisîn Sa‘dî-zâde Mehmed Çelebi b. ( ), fahrü’l-cuyûş Yusuf Çavuş b. Abdülmennân, Mehmed Ağa Medresesi müderrisi kıdvetü’l-mühâdimi’l-kirâm Azmî-zâde Mustafa Çelebi b. Pîr Mehmed ve gayruhüm mine’l-hâzırîn