|
Rumeli Sadareti Mahkemesi 80 Numaralı Sicil (H. 1057-1059/M. 1647-1649) cilt: 15, sayfa: 105 Hüküm no: 87 Orijinal metin no: [22b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Ümmühâni bt. Mehmed Çelebi’nin ferâğ davasında Atâullâh Çelebi b. Mustafa ile sulhu
Mahmiye-i İstanbul’da Çerağī Hamza mahallesinde sâkin iken vefât eden Mehmed Çelebi b. Sinan’ın sulbiye kebîre kızı Ümmühâni Hâtun meclis-i şer‘-i hatîrde, işbu râfi‘ül-kitâb Atâullâh Çelebi b. Mustafa mahzarında tav‘an ikrâr ve takrîr-i kelâm edip merhûme Sufiye Fâtıma Sultan Vakfı’ndan olup mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafı tarîk-i âm ve iki tarafı tarîk-i hâssa ve bir tarafı vakf-ı mezbûrdan olup Fâtıma nâm hâtun tasarrufunda olan odaya müntehî cemî‘ menzil icâre-i mu‘accele ve beher şehr onar akçe icâre-i müeccele ile bundan akdem vefât eden babam mezkûr Mehmed Çelebi’nin ile’l-vefât taht-ı tasarrufunda olup ba‘de vefâtihî menzil-i mezbûrun nısfı bana ve nısf-ı âharı dahi sulbî sagīr oğlu karındaşım Hüseyin’e intikāl eyledikde, ben sagīr olduğum hâlde kıbel-i şer‘-i enverden mansûbe vasîmiz olan vâlidemiz Saliha Hâtun bt. Mustafa cemî‘ menzil-i mezbûru zarûret-i nafaka için mezbûr Atâullâh Çelebi’ye on iki bin cedîd akçeye vakf-ı mezbûr mütevellîsi ma‘rifetiyle tefvîz ve teslîm edip ol dahi tefevvüz ve tesellüm eyledikden sonra bedel-i tefvîz olan on iki bin akçeyi yedinden tamâmen ahz u kabz eylemişdi. Hâlâ ben âkil olmağla cemî‘ menzil-i mezbûrun nısf-ı şâyi‘inde olan altı bin akçesi bedel-i tefvîz mislinden noksân-ı fâhişledir deyû da‘vâ ve nısf hissemi ahz murâd eylediğimde, beynimizde münâza‘ât-ı kesîre ve muhâsamât-ı şedîde vâkı‘a olmuşdu. El-hâletü hâzihî beynimizde muslihûn tavassut edip da‘vâ-yı gabn-ı mezbûrdan beni mezbûr Atâullâh Çelebi ile üç bin iki yüz cedîd akçe üzerine inşâ-i akd-i sulh eylediklerinde, ben dahi sulh-ı mezbûru kabûl ve bedel-i sulh olan üç bin iki yüz akçeyi mezbûr Atâullâh Çelebi’nin yedinden tamâmen alıp kabz edip mârrü’z-zikr nısf menzil da‘vâsından ve târih-i kitâba gelince cemî‘ da‘vâdan berî olup mezbûr Atâullâh Çelebi’nin zimmetini ibrâ eyledim. Min ba‘d mezbûr Atâullâh Çelebi üzerine bi vechin mine’l-vücûh ve sebebin mine’l-esbâb da‘vâ ve hakkım kalmadı dedikde, gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’t-tâsi‘ ve’l-ışrîn min şehri Rebî‘ilevvel li sene tis‘a ve hamsîn ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Ali Çelebi b. Mustafa korucu, Ahmed Çelebi b. Ali el-kâtib, el-Hâc Mehmed b. Hızır el-Hammâmî, Yusuf Bey b. ( ), Mehmed Bey b. Hasan.
|