|
Bab Mahkemesi 54 Numaralı Sicil (H. 1102 / M. 1691) cilt: 20, sayfa: 439 Hüküm no: 536 Orijinal metin no: [96b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Ayşe ve Nâime bt. Hasan Çelebi’nin Hasan Bey b. Halil’de alacaklı olması
Vilâyet-i Anadolu’da Aydıncık Kazâsı’na tâbi‘ Toklu nâm karye sâkinlerinden iken bundan akdem vefât eden Hasan Çelebi b. Ali nâm kimesnenin verâseti, zevce-i metrûkesi Sâliha bt. İvaz ve sulbiye kebîre kızları Ayşe ve Nâime ve sulbî kebîr oğlu Mehmed’e münhasıra olup, ba‘dehû mezbûr Mehmed dahi vefât edip, verâseti vâlidesi mezbûre Sâliha’ya ve kız karındaşları mezbûrân Ayşe ve Nâime’ye münhasıra olup, ba‘dehû mezbûre Sâliha dahi vefât edip, verâseti sadriye kebîre kızları mezbûretân Ayşe ve Nâime’ye münhasıra olduğu zâhir oldukdan sonra mezbûretân Ayşe ve Nâime nâm hâtunlar taraflarından husûs-ı âti’l-beyâna vekîlleri olduğu zâtlarını ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifân Mehmed Çelebi b. Şaban ve Halil Çelebi b. Nasuh şehâdetleriyle şer‘an sâbit ve sübût-ı vekâleti mahkûmun-bihâ olan mezbûre Ayşe’nin zevci işbu râfi‘ü’l-kitâb Ahmed Beşe b. Abdullah meclis-i şer‘-i şerîfde, Saray-ı Sultânî kapıcılarından Hasan Bey b. Halil mahzarında bi’l-vekâle üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip, müteveffâ-yı evvel-i mezbûr Hasan Çelebi’nin mülkü olup, karye-i mezbûrede vâki‘ beyne’l-ahâlî ma‘lûmü’l-hudûd zât-ı eşcâr bahçe ber vech-i meşrûh müvekkiletân-ı mezbûretâna bi’l-irsi’ş-şer‘î intikāl edip, hâlâ taht-ı tasarrufunda iken bundan akdem merkūm Hasan Bey bahçe-i mezbûre mülk-i müşterâmdır, ben de îcâr ederim deyu karîben vefât eden mezbûre Sâliha yedinden bi gayri vech-i şer‘î kırk guruşunu ve bir mikdâr pekmezini ahz u kabz etmişdi. Hâlâ merkūm Hasan Bey’e suâl olunup, meblağ-ı mezbûr ile makbûzu olan pekmezin mislini bana red ve teslîme tenbîh olunmak bi’l-vekâle matlûbumdur dedikde, gıbbe’s-suâl merkūm Hasan Bey cevâbında, bin seksen yedi senesinde müteveffâ-yı mezbûr Hasan Çelebi hayâtında mülkü olan bahçe-i mezkûreyi dört yüz elli guruş semen-i makbûzuna bana bey‘, ben dahi ba‘de’l-iştirâ doksan dokuz târihinde bir senede otuz guruşa mezbûre Sâliha’ya hayâtında îcâr, ol dahi istîcâr etmekle, icâre-i mezbûreden ancak bana sekiz guruşunu ve mârru’z-zikr pekmezden on altı vakıyye pekmezini ahz u kabz etmişdim deyicek, müdde‘î-i mezbûr Ahmed Beşe istintâk olundukda [ve] cevâbında, bey‘-i mezbûru bi’l-külliye inkâr etmeğin, merkūm Hasan Bey’den bey‘-i mezbûra beyyine taleb olundukda, ityân-ı beyyineden izhâr-ı acz edip, müvekkiletân-ı mezbûretânın tahlîfi mevkūf kılındıkdan sonra, vekîl-i merkūm Ahmed Beşe’den ziyâde on iki guruş da‘vâsına beyyine taleb olundukda, kezâlik ityân-ı beyyineden izhâr-ı acz edip istihlâf etmeğin, mezbûr Hasan Bey’e kabzını i‘tirâf eylediği meblağ-ı mezbûrdan ziyâde on iki guruş dahi mezbûre Sâliha’dan ahz u kabz etmediğine yemîn teklîf, ol daha alâ vefki’l-mes’ûl yemîn billâhi’l-aliyyi’l-a‘lâ etmeğin, mûcebince merkūm Hasan Bey’in kabzını i‘tirâf eylediği yirmi sekiz guruş ve on altı vakıyye pekmezin mislini vekîl-i mezbûr Ahmed Beşe’ye red ve teslîme merkūm Hasan Bey’e tenbîh olunup, mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’s-sâlis min Recebi’l-ferd sene 1102.
Şuhûdü’l-hâl: Osman Bey b. Abdülkādir, Es-Seyyid Abdülkādir b. Ömer, el-Hâc Mustafa b. Mehmed, Osman Bey b. Hasan.
|