.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Bab Mahkemesi 54 Numaralı Sicil (H. 1102 / M. 1691)
cilt: 20, sayfa: 437
Hüküm no: 535
Orijinal metin no: [96a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


İstanbul’da bulunan Eğinli zimmilerden Eğin cizyedarınca mükerrer cizye talep olunmaması

Sah Âsitâne-i sa‘âdetimde cizyelerin verdiler ise, vilâyeti harâcı mütâlebesiyle rencîde olunmayalar deyu buyuruldu. Devletlü ve sa‘âdetlü ve merhametlü sultânım hazretleri sağ olsun, Bu zımmîler bunda vücûda gelip, üzerlerimize edâsı lâzım gelen cizyelerimiz cem‘ine me’mûr olanlara tamâmen edâda kusûrlarımız yoğiken Eğin kefereleri hilâf-ı şer‘ tekrâren yerli cizyesi taleb ve rencîde etmeleriyle, bundan akdem huzûr-ı saadetde husamâlarımız ile murâfa‘a olunup ve Defterhâne’ye nazar olundukda, isimlerimiz defterde mastûr olmayıp mu‘ârazadan men‘ olmağın, sultânım hazretleri defterdâr efendiye hitâben fermân-ı âlî ihsân etmeğin, yedimizde olan fermân-ı şerîfimiz alıkonulup, yüz bir senesinin verdin yüz iki senesini kâğıd eyleyem deyu cevâb ve bu fakîrler perâkende re‘âyâ değiliz, yüz iki sene[sini] edâ eyledik, bin yüz bir senesi bekāyası için perâkende re‘âyâdan tahsîl olunmak için bâkīkulu tarafından mübâşir ta‘yîn olunmağın, zımmîler arz [için] bu fakîrleri gönderip, hâllerimiz mükedder olmuşdur, merhametlü sultânımdan recâ olunur ki, zemân-ı adâletinizde zulme rızâ-i şerîfiniz yokdur, hâlimize merhamet buyur recâsına arzuhâl olunup, bâkī fermân sultânım hazretlerinindir. Fukarâ-yı Eğin re‘âyâsı El-emru hasbemâ yasturu fîh Harrerehû’l-fakīr ileyhi te‘âlâ Sunullah el-me’mûr bi istimâ‘i’l-umûri’ş-şer‘iyyeti’l-askeriyye -gufire leh- Bin yüz bir senesine mahsûb olmak üzre Eğin keferesinin üzerlerine edâsı lâzım maktû‘ cizyelerin cem‘ine me’mûr olan el-Hâc Ali Ağa b. İbrahim nâm kimesne, mahmiye-i mezbûrede meclis-i şer‘-i hatîr-i lâzımü’t-tevkīrde, mahmiye-i mezbûrede mutavattın kefere tâifesinden işbu ashâbü’s-sifr Aznavar v. Ağya ve Kirkor v. Mercan ve Bedros v. Polat ve Mardiros v. Ohan ve Mikail v. Vartaris ve Gasbar v. Murad ve Zakar v. Serkis ve David v. Serkis ve Mardiros v. Agob ve Aritun ve Ağacan ve Aritun v. Kazar ve Minas v. Sukyas ve Fahrad v. Avanos ve Haçador v. Yadra? ve Hokah? v. Avanos ve Asayi v. Asvador ve Minas v. Şahbaz ve Mardiros v. Ağya ve Mankono v. Safer ve Bogos v. Serkis ve Sukyas v. Minas ve Haçador v. Serkis ve Gazar v. Masak? ve Mardiros v. Mercan ve Oseb v. Serkis ve Melkon v. Fehrad ve Bogos v. Abraham ve Emircan v. Sefer ve Abraham v. Sahak ve Aleksan v. Mankasar ve Bogos v. Gazar ve Elmas v. Anderiyas ve Hazer v. Mardiros ve Mikail v. Agob ve Serkis v. Mardiros ve Haçik v. Aslan ve Bogos v. Kazar ve Eremya v. Gasbar ve Markos v. Aslan ve Agob v. Melkon ve Sekyas v. Yani ve David v. Bağdasar ve Kirkor v. Avanos ve Kesber v. Melkon ve Haçador v. Melkon, Avadik v. Serkis ve Bağdasar v. Serkis ve Abraham v. Mircan ve Bogos v. Mercan ve Serkis v. Tatos ve Bağdasar v. Mıgırdiç ve Karbid v. Mıgırdiç ve David v. Serkis ve Ohan v. Kazar ve Serkis v. Tatos ve Hazar v. Fabide ve Matos v. Kalos ve sâir Ermeni zımmîler muvâcehelerinde takrîr-i kelâm edip, mezbûrûnun dedeleri fi’l-asl kazâ-i mezbûr[dan] olup gelip, İstanbul’da tavattun ve te’ehhül etmeleriyle bin elli bir senesinde Eğin keferesi maktû‘ cizyelerine kayd ve tahrîr olunmuş idi. İşbu elli bir senesinin tahrîr defterini ibrâz edip bunlardan maktû‘ cizye taleb eylediğimde bunların babaları ve dedelerinin ve kendilerinin tahrîr defterinde isimleri bulunmayıp ve bu âna dek Eğin Kazâsı keferesi için maktû‘ cizye verdikleri yoğiken, ba‘zı ergen kefere tâifesi bana maktû‘ cizye vermişdi deyu bunlardan dahi bin yüz bir senesine mahsûb olmak üzre maktû‘ cizye taleb eylediğimde, onlar dahi cevâblarında, zikr olunan tahrîr defterinde babaları ismi kayd olunduğunu inkâr ve bunu dahi isbât eylemediğimden mâ‘adâ biz yave kefere tâifesinden her sene üzerimize edâsı lâzım gelen cizyemizi bu âna değin yave keferesi cizyedârına verip, Eğin keferesi için maktû‘ cizye verdiğimiz yokdur deyu te‘allül ve ahvâllerimiz der-i devlete i‘lâm ettiklerinde, taraf-ı şehriyârîden sâkin oldukları yerde üzerlerine edâsı lâzım gelen yave cizyelerin verip, ellerinde yave keferesi cizyedârı tarafından kâğıdları oldukdan sonra Eğin keferesi maktû‘ cizyedârı olan tarafından bin yüz bir ve bin yüz [iki] ve sâir seneler için maktû‘ cizye talebi ile rencîde olunmaya deyu yedlerine fermân-ı şerîf verilmekle, [96b] huzûr-ı hâkimü’ş-şer‘de yedlerinde olan fermân-ı şerîf mûcebince mezbûrûndan vech-i muharrer üzre cizye talebinden men‘ olunduğundan sonra yedimde olan sûret-i defterde mezbûrûnun isimleri tahrîr olunmayıp ve müdde‘âmı dahi isbâtdan âciz olup, bu âna değin mezbûrûndan maktû‘ cizye alına gelmemekle, min ba‘d mezbûrûndan ben dahi cizye taleb etmemek üzre ta‘ahhüd edip, mezbûrûn ile aslâ ve kat‘â cizyeye müte‘allik da‘vâ ve nizâ‘ım kalmamışdır. Ba‘de’l-yevm mezbûrûndan maktû‘ cizye taleb etmem dedikde, gıbbe’t-tasdîk mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’s-sânî ve’l-ışrîn min Cemâziyelevvel li sene isneteyn ve mi’e ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Hasan Efendi el-kâtib, Mustafa Efendi Ali el-kadı, Kadızâde Mehmed Efendi, Mehmed Çelebi b. Haydar el-muhzır, Ahmed Çelebi b. Piyâle el-muhzır, Ahmed b. Ali.