|
Üsküdar Mahkemesi 84 Numaralı Sicil (H.999-1000/ M.1590-1591) cilt: 10, sayfa: 101 Hüküm no: 20 Orijinal metin no: [3a-5] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Sitti Hâtun bt. Hasan’ın, Hüsrev b. Abdullah’ın cariyelerini kandırdığı iddiası
Mahmiye-i Bursa’da Ömer Bey mahallesinde sâkine Sitti Hâtun bt. Hasan mahfil-i kazâda mahrûse-i Üsküdar’da Kefçe mahallesinde sâkin Attâr Hüsrev b. Abdullah mahzarında da‘vâ edip Ruhsânî nâm câriyemi Safiye nâm avret ayartıp mezbûr Hüsrev’in evine götürüp ya al ya satıver deyip ve koyup gitmiş mezbûr câriyemi Sitti nâm avretin câriyesiyim mezbûre Safiye beni satmak ister deyip mezbûr Hüsrev’in hâtunu Ayşe’ye haber verip ve mezbûr Hüsrev avretinden bu haberi işitmiş iken avretine ma‘rifet-i şer‘îsiz câriye verilmesin deyu tenbîh eylemeden mezbûre Safiye gelip almış gitmiş bu câriye ile bir câriyem dahi gitti buluveresiz dediğinde mezbûr Hüsrev’den suâl olundukda cevâb verip ne câriye geldiğinde ne gittiğinde hâzır değil idim câriye Sitti Hâtun’un câriyesiyim demeğin hâtunum getirene teslîm evlâdır deyu mülâhaza ile geri mezbûra satmaya vermiş câriyeden suâl eylen ve Üsküdar halkından suâl eylen eğer bir cürmüm zuhûr ederse hakkımdan gelin deyip evvelâ câriyeden suâl olundukda cevâb verip biz iki câriye idik mezbûretân Safiye ve Saime birbirimizden ayırıp beni yalnız mezbûr Hüsrev evde değil iken hâtununa iletip ya al ya satıver dediler kodular gittiler ben Sitti Hâtun’un câriyesiyim demeğin mezbûr Hüsrev’in hâtunu beni mezbûre Sâime’ye bu makūle câriye bana gerekmez deyu verip beni Saime aldı gitti deyip ve Üsküdar ahâlîsinden suâl olundukda Mehmed b. Bayram ve Ahmed Bey b. Abdullah ve Müstecâb b. Mustafa ve Süleyman b. Abdullah ve Yakub [b.] Murad ve Şeyh Hüseyin b. Hüseyin ve Ahmed b. Abdi ve Bâli Halîfe ve el-Hâc Murad b. Abdullah ve Hacı b. Abdullah ve Yusuf Bey b. Abdullah ve Süleyman Bey b. Abdullah ve Mehmed Reis b. Hüsam ve Mustafa b. Habîb ve Yahya Bey b. Mehmed el-Hamzavî ve gayrı Müslümanlardan cemm-i gafîr edâ-yı şehâdet edip mezbûr Hüsrev kendi hâlinde iyi ve müstakim adamdır hâşâ ki ondan yaramaza mü’eddî ola veya câriyeye tama‘ eyleye deyu tezkiye eylediklerinde mezbûr Hüsrev’e mezbûre Sitti Hâtun’un câriyesini ayartanlara mü’eddî olmayıp ve geldiklerinde gittiklerinde hâzır değil idim gene yemîn virilip ne onlara mü’eddîyim ve ne de geldiklerinde ve gittiklerinde hâzır değildim deyu yemîn billâh eyleyip aslâ mezbûr Hüsrev’in günâhı olmadığı ilm-i küllî sâhib olmağın töhmetden berâ’at-i zimmetine hükm olundu. Fî evâsıtı Rebî‘ilâhir li sene elf.
Şuhûdü’l-hâl: Şeyh Seyyid Maksud Basri, İmâm Ali Hoca b. Mahmud, Murad Efendizâde Abdullah el-hatîb, Ahmed Çelebi el-imâm be-mescid-i Gülfem, Musli Çelebi b. eş-Şeyh Sinan, Mehmed b. Behrâm ve gayruhüm
|