.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Üsküdar Mahkemesi 84 Numaralı Sicil (H.999-1000/ M.1590-1591)
cilt: 10, sayfa: 106
Hüküm no: 30
Orijinal metin no: [4a-3]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Öldürülen Hüseyin Bey’in, kızına ve karısına kalan mirasın paylaştırılması

Divân-ı hümâyûn kâtiblerinden mukaddemâ mahmiye-i Kostantıniyye’de Tobhâne mahallesinde maktûl olan merhûm Hüseyin Bey b. Abdülmennân’ın sulbîye kızı olup kendiden sonra vefât eyleyen Safiye nâm sagīrenin Fâtıma bt. Sinan nâm vâlidesinin husûs-ı âtîye vekîl-i şer‘îsi olan Mustafa Çelebi b. Kasım meclis-i şer‘-i şerîfde mukaddemâ mezbûre Safiye’nin sâbıkan vasîsi olan Hızır Çavuş b. Abdullah mahzarında takrîr-i kelâm edip mezbûre Safiye babası mezbûr Hüseyin Bey’in muhallefâtından iki yüz otuz bir bin dört yüz yetmiş yedi akçe hisse değip hisse-i mezbûreden yüz bin akçeye takvîm olunmak bir evi bizimdir deyu isbât edip aldıklarından sonra yüz otuz bir bin dört yüz yetmiş yedi akçe kalıp ba‘dehû mezbûre Safiye fevt olup ölünce dört bin beş yüz akçe nafakasına ve fevt oldukda üç bin akçe techîz ve tekfînine gidip yüz yirmi üç bin dokuz yüz yetmiş yedi akçe bâkī kalıp bundan müvekkileme kırk bin dokuz yüz doksan iki akçe sülüs hisse değip ol dahi mezbûr Hızır Çavuş’un kabzında kalıp sonra mezbûre Hızır Çavuş on iki bin akçeye bir câriye alıverip ve on dokuz bin beş yüz akçe dahi mezbûre Safiye’nin hayâtında müvekkile-i mezbûrem karz verip mukābelesinde bir cevherî istifanı almış hâlâ bâkī kalan dokuz bin dört yüz doksan iki akçe ile istifanı vekâleten taleb ederim deyip mezbûr dahi çavuşa suâl olundukda sahîh sagīre-i mezbûrenin iki yüz otuz bir bin dört yüz yetmiş yedi akçe hisse-i şer‘iyyesin kabz eyledim sonra evi isbât edip aldıklarından sonra kabzımda yüz otuz bir bin dört yüz yetmiş yedi akçe kalıp mezbûre Safiye’nin nafakasına dört bin beş yüz akçe ve fevt olduğundan techîz ve tekfînine üç bin akçe harc eyledim fevt oldu vâlidesi mezbûre Fâtıma’ya kırk bin dokuz yüz doksan iki akçe değip evvel ve kadîm kabzımda olup on iki bin akçeye bir câriye alıverip ve safiye-i mezbûre sağlığında on dokuz bin beş yüz akçe mezbûre Fâtıma’ya karz verip mukābelesinde bir mülk istifanın rehin aldım deyu ikrâr eyleyip mezbûr Hızır Çavuş zimmetinde mezbûr ıstifan ile mezbûre Fâtıma’ya ba‘zı esbâbın verdim ol dahi hesâb olsun ona göre ne kalır görelim deyip mezbûre Fâtıma’ya muharrere olmak ile kıbel-i şer‘den haber gönderilip almadım deyu inkâr edip beyyineden âciz olmağın mezbûr çavuş mezbûre Fâtıma’ya almadığına yemîn verip ol dahi da‘vâ eylediği esbâbı almadığına yemîn eyleyip mezbûr Hızır Çavuş’un ikrârı mûcebince ba‘de’l-hesâb dokuz bin dört yüz doksan iki akçe zuhûr eylemeğin merkūm istifan ve dokuz bin dört yüz doksan iki [akçe] hükm olunup mâ vaka‘a bi’t-taleb sicil olundu mükerreren. Fî evâsıtı Rebî‘ilâhir li sene elf.


Şuhûdü’l-hâl: Musli Çelebi b. Yusuf el-kâtib, Hasan b. Abdullah, Mehmed b. İbrahim el-kâtib, el-Hâc Hüseyin b. Mustafa, Hüseyin b. Behrâm, Ahmed b. Kasım, Hasan b. Abdullah, Mehmed b. Ahmed el-cündî, Kurd b. Şükrü el-mütevellî, Vaiz Kasım Efendi, Serçavuş Mustafa Çelebi b. Celal Çelebi ve gayruhüm