.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 116
Hüküm no: 118
Orijinal metin no: [23b-2, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Bağdat Hatun Vakfiyesi

Sâhibe-i hayrât ve kâsibe-i meberrât Bağdat Hâtun bt. Seyyid Mehmed kıbelinden âti’z-zikr olan vakıf ikrârına ve rücû‘ da‘vâsına vekâleti Mevlânâ Ali b. Bâli ve Mevlânâ Hamza b. Halil’in şehâdetleri ile sâbit olan vekîl Mevlânâ Cafer b. Mevlânâ Hüsam, müvekkile-i mezbûresinin niyet-i hâlisa ve taviyye-i sâfiye ile mahmiye-i Kostantıniyye mahallâtından merhûm-i mebrûr Mevlânâ Ahî Yusuf mahallesinde kâin cemî‘ binâ-i menzilini habs edip vakfettiğini ikrâr etti. Menzil-i mezbûr, tahtânî iki beyti, üstünde oda bulunan bir selâmlığı, bahçeyi, su kuyusunu, fırını ve mezbûr Mevlânâ Ahî Yusuf’un senelik mukāta‘a-i arzını müştemil olup bir tarafdan Mevlânâ Mustafa Çelebi b. Derviş mülkü, diğer tarafdan Ahi-zâde diye ma‘rûf fahrü’l-ulemâ’i’l-izâm fahrü’l-fudalâi’l-fihâm umdetü’l-müderrisîn usvetü’l-muhakkikīn mahmiye-i Kostantıniyye’deki Hakaniye medreselerinden birinde müderris olan Mevlânâ Mehmed Çelebi b. Mevlânâ Nurullah mülkü, öteki tarafdan Mevlânâ Hüsrev medresesinde müderris olan Mevlânâ Mehmed Çelebi b. Mustafa mülkü ve diğer tarafdan da Ümmi Hâtun bt. Mevlânâ Ahî Yusuf Vakfı ile mahdûddur. Vâkıfe-i mezbûre, menzil-i merkūmu müddet-i hayâtınca evvelâ kendi nefsine sonra yaşadıkları müddetçe Ayşe bt. Atâullah’a ve annesi Rukiyye bt. Mustafa’ya sonra merkūme Ayşe’nin evlâdına, sonra mezbûr Mevlânâ Ahî Yusuf’un oğullarına ve oğullarının oğullarına, sonra ilim sâhibi fukarâ-yı müslimîne, her gün üç def‘a İhlâs sûresini, iki def‘a muavvizeteyni, iki def‘a Fâtiha sûresini, okuyup sevâbını vâkıfenin rûhuna, her Cum‘a gecesi iki def‘a sûre-i Yâsîn’i okuyup sevâbını rûh-i seyyidi’l-kevneyn ve resûli’s-sakaleyn Muhammed (s.a.v.)’e hediye etmeleri üzre şart etti. Vâkıfe-i mezbûre, başka bir menzil mahalli bulunursa mütevellînin istibdâl etmesini şart etti ve menzil-i merkūmu ba‘de’t-tahliyeti’ş-şer‘iyye, tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Mahmud b. Süleyman’a teslîm etti. O da andan teslim aldı. Mütevellî-i mezbûr vâki‘ ikrârı vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Vekîl-i mezbûr, vakf-ı mastûrdan rücû‘ edip mütevellî yedindeki akārı İmâm-ı A‘zam’ın vakfın adem-i lüzûmu ictihâdına binâen geri istediğinde mütevellî-i mezbûr imâmeynin lüzûm kavlini delil gösterip i‘âdeden ictinâb etti. Hâkim de bu mevzûdaki eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı da bilerek vakf-ı mezbûrun sıhhat ve lüzûmuna hükmetti. Böylece vakıf, mîrâsa konu olmaz, hibe edilemez ve temlîk edilemez şekilde lâzım ve müseccel oldu. “fe-men beddelehû ba‘de-mâ sem‘ihî”.


Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Receb sene 970.


Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-ulemâ’i’l-izâm Mevlânâ Mehmed Çelebi b. Nurullah el-ma‘rûf bi Ahi-zâde, umdetü’l-müderrisîni’l-kirâm Mevlânâ Mustafa Çelebi b. el-merhûm el-mebrûr Mevlânâ Davud Efendi, Mevlânâ Mehmed Çelebi b. Nasûh, Mevlânâ el-Hâc Muhyiddin b. Mehmed el-imâm, Üveys b. Halil el-imâm, Mustafa b. Hüseyin, Abdülkerim b. Bayram, Mehmed Çelebi ve Mustafa Çelebi ibney Nureddin, Mehmed Çelebi ve Hasan Çelebi ibney Mustafa Çelebi ve gayruhüm mine’l-hâzırîn Derkenâr: Bağdat Hâtun Vakfiyesi