|
Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563) cilt: 11, sayfa: 286 Hüküm no: 461 Orijinal metin no: [80a-2] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Can Habib bt. Abdullah’ın muhallefâtının eşine, onun vefatıyla da eşinin kardeşine intikal ettiği
Oldur ki, Mısr-ı Kahire müteferrikalarından Ali b. Yusuf nâm kimesne Dîvân-ı âlî lâ-zâle mehbitan? li’l-feyzi’l-bârîye hâzır olup emâcid-i mükerremeyn-i deftereyn katlarında ve bi’l-fi‘il mahrûse-i İstanbul’da hâssa beytülmâl emîni olan Mustafa Çelebi b. Behmen ve kâtibi Derviş Çelebi b. Lütfi mahzarlarında ikrâr ve takrîr-i merâm edip bundan akdem mahrûse-i İstanbul’da Kâtib Muslihiddin mahallesinde mütemekkin olup ve mahalle-i mezbûrede fevt olup muhallefâtından vasiyyet ettiği sülüs-i malından ve bi hasebi’ş-şer‘i’ş-şerîf verâseti sâbit olan sadriye kızı hissesinden mâ‘adâ yirmi bin iki yüz kırk altı akçesi hâlâ emîn-i mezbûr yedinden sene dokuz yüz altmış bir Saferi’nin dokuzunda Hızâne-i âmireye teslîm olunan Can Habib bt. Abdullah nâm hâtun benim li eb ve üm karındaşım olan dergâh-ı âlî müteferrikalarından Ali b. Çırak nâm kimesnenin menkûhası olup fevt oluncaya değin taht-ı nikâhında idiğini sâbıkan mezbûr karındaşım hâl-i hayâtında emâcid-i mükerremeyn-i mezbûreyn katlarında ve mezbûrân emîn ve kâtib mahzarlarında da‘vâ eyledikde gıbbe’s-suâl ba‘de’l-inkâr mahalle-i mezbûreden Hızır b. Kasım ve Eyne Hâce b. Nasûh nâm kimesneler şehâdetleriyle ve Dîvân-ı âlî kâtiblerinden Mehmed b. Mustafa ve Mahmud b. Abdullah nâm kimesneler tezkiyelikleri ile verâsetini isbât eyleyip mezbûrenin muhallefâtından rub‘ hissesin kabz etmezden evvel vefât edip ben mezbûr karındaşımın Hızâne-i âmirede olan muhallefâtı bahâsını Dîvân-ı âlî’de emâcid-i mükerremeyn-i mezbûreyn katlarında ve merkūmân emîn ve kâtib mahzarlarında isbât-ı verâset edip hüccet-i şer‘iyye ile kabz eyledim deyû husûs-ı kaziyyeyi müştemil ve mazmûnu bimâ hüve tarîki’s-sübût şer‘an sâbit hüccet-i şer‘iyye ibrâz eyleyip hâlâ müteveffât-ı mezbûreden mezbûr karındaşıma âid olan hisse-i şer‘iyyeyi dahi taleb ederim deyû da‘vâ ettikde hüccet-i şer‘iyye mûcebi ile hükm olundu. Fî evâsıtı Saferi’l-hayr sene 971.
Şuhûdü’l-hâl: ( )
|