.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 310
Hüküm no: 507
Orijinal metin no: [88b-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Rıdvan Hatun bt. Abdurrahman’ın para vakfı kurduğu

Sâhibetü’l-hayrât ve’l-hasenât râgibetü’s-sadakāt ve’l-meberrât Rıdvan Hâtun bt. Abdurrahman kıbelinden âti’z-zikr vakıf ikrârına ve sonra vakıftan rücû‘ da‘vâsına vekâleti Reyhan Ağa b. Abdullah ve Sandal Ağa Abdülmennân’ın şehâdetleriyle sâbit olan Mevlânâ Abdurrahman Efendi Câmi‘i hatîbi Mevlânâ Hasan b. Ahmed şöyle ikrâr ve takrîr-i merâm etti ki, müvekkile-i mezbûre niyet-i hâlisa ve taviyye-i sâfiye ile silk-i mülk-i sahîhinden ayırdığı râyicü’l-vakt yirmi bin akçeyi hâlis-i malından ve mahz-ı menâlinden ifrâz ettikden sonra vakfedip hapsetti ve meblağ-ı mezbûru, tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Kasım b. Abdullah nâm kimesneye teslîm etti. O da tesellüm edip sâir vakıf mütevellîleri gibi tasarrufuna aldı. Vâkıfe-i mezbûre, meblağ-ı mezbûrun senede noksansız ziyâdesiz ona on bir rıbh üzre istiğlâl ve istirbâh edilmesini şart etti. Mu‘amelenin rehn-i kavî ve kefîl-i melî-i bi’l-mâl ile yapılmasını veya haseb-i iktizâ-i hâl bunlardan biri ile iktifâ edilmesini şart etti. Mu‘ameleden Allah’ın rızık verdiğinden hâsıl olacak mikdârın müddet-i hayâtınca kendisi tarafından keyfe mâ yeşâ tasarruf edilmesini şart etti. Sonra, hâsıl olacak rıbhdan yevmî dört akçenin dört kārînin Muhtesib Karagöz mescidinde ictimâ‘ edip ikindi namazından sonra her birinin birer cüz’ olmak üzre Kur’ân-ı azîm ve furkān-ı kerîmden günde dört cüz’ tilâvetine sarf edilmesini şart etti. Yevmî bir akçeyi vakf-ı mezbûra mütevellî olacak kimesneye ta‘yîn etti. Tevliye, tebdîl, tağyîr, taklîl, teksîr ve sâir-i tasarrufât-ı şer‘iyyeyi müddet-i hayâtınca kendisine şart etti. Kendisinden sonra sadece tevliyeyi âzatlı kölesine ve âzatlı kölesinin evlâdına sonra nesilleri kesilinceye kadar âzatlı kölesinin evlâdının evlâdına şart etti. Her sene yüz akçeyi berât gecesi ve diğer leyâlî-i müşerrefede mescid-i mezbûrda kandil yakan kimesneye ta‘yîn etti. Her sene yüz akçeyi onun rakabesine ta‘yîn etti. Hak vâki‘ olup Allah’ın davetine icâbet ettiğinde sülüs-i malının vakfedilmesini ve işbu vakf-ı mezbûra eklenmesini ve nehc-i mezkûr üzre istiğlâl edilmesini şart etti. Kārîlerin ve mütevellînin ücretinin yevmî iki akçeye çıkarılmasını şart etti. Mütevellî-i mezbûr, vâki‘ ikrârı vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Vakıf muamelesi tamamlandığında vekîl-i mezbûr “Vakf-ı nukūd eimme-i selâsemiz indinde bâtıldır.” diyerek vakıftan rücû‘ edip mütevellînin yedinde bulunan asl-ı meblağ-ı mevkūfun istirdâdını taleb etti. Mütevellî-i merkūm da “Vakf-ı nukūd Ensârî’nin rivâyetine göre İmâm Züfer indinde sahîhtir.” diyerek redden ictinâb etti. Hâkim-i muvakki‘, vakf-ı mezbûrun ve şerâitinin sıhhatine hükmetti ve ecr-i misilden ziyâde elinde bulunan mikdârdan mütevellînin berâet-i zimmetine karâr verdi. Sonra vekîl-i mezbûr “Vakf-ı nukūd imâm-ı mezbûr indinde sahîh ise de bu onun indinde lüzûmu îcâb ettirmez.” diyerek istirdâd talebini tekrarladı. Mütevellî de “Hâkimin hükmüyle imâmeyn kavline göre lüzûm ifâde eder… İmâmeyne göre mâlın mütevellîye teslîminden sonra sıhhat-i vakıfta şüphe yoktur.” diye cevâb verip hâkimden imâmeynin kavline tevfîkan hükmetmesini taleb etti. Hâkim-i mûmâ ileyh, eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı bilerek, imâmeyn kavline göre vakfın sıhhatine ve lüzûmuna ve şurût-i vakfiyenin umûmen ve husûsen sıhhatine hükmetti. Böylece vakf-ı mezbûr, hiç kimesne tarafından tebdîli ve tağyîri asla câiz olmayacak şekilde evzâ‘-i şer‘iyye ve kavânîn-i mer‘iyyeye uygun sahîh, lâzım ve müseccel bir vakıf oldu.


Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’t-tâsi‘ aşara min Rebî‘ilevvel sene ihdâ ve seb‘în ve tis‘a mie.


Şuhûdü’l-hâl: Mehmed b. Mehmed el-hatîb, Hüsrev b. Abdullah, Ramazan b. Mehmed, Muslu Çelebi b. İbrahim