.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 311
Hüküm no: 508
Orijinal metin no: [89a-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Muslihiddin b. Şemseddin evkâfı vakfiyesi

el-Hamdü lillâhi ve’s-salâtü alâ nebiyyihi Ammâ ba‘d, …. İşbu mecelle-i şer‘iyye-i dîniyye ve vesîka-i mer‘iyyenin sâhibi olan fahrü’l-kuzât ve’l-hükkâm umdetü vülâti’l-enâm el-mahsûs bi inâyeti’l-meliki’l-mu‘în Mevlânâ Muslihiddin b. merhûm Şemseddin, Kağıthâne mevzi‘inde bânîsine nisbetle şöhretinden dolayı tahdîdden müstağnî olan on odalı bir zâviye binâ etmiş ve bir tarafdan mekābir-i müslimîn, diğer tarafdan tarîk-i âm, bir cânibden Receb mülkü ve cânib-i âhardan da Mehmed mülkü ile mahdûd olan bir de mescid inşâ ettirmiştir. Vâkıf-ı mûmâ ileyh, bu ebniyenin ve âti’l-beyânın mesâlihi için birkaç evkāf tesis etti. Vâkıf-ı mezbûr, meclis-i şer‘î şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfde hâzır olup niyet-i sâfiye ve taviyye-i vâfiye ile işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar silk-i mülk-i sahîhinde bulunan râyicü’l-vakt üç yüz bin akçesini hâlis-i malından ve mahz-ı menâlinden ifrâzla vakfedip hapsettiğini ikrâr ve itirâf etti. Yine mahmiye-i Kostantıniyye’de vâki‘ Kırk çeşme kurbunda kâin, fevkānî ve tahtânî büyût-i müte‘addideyi müştemil olan, iki tarafdan Hüsam Bey Vakfı, diğer tarafdan Sinan Bey mülkü ve cânib-i âhardan da tarîk-i âm ile mahdûd bulunan cemî‘ menzilini vakfetti. Yine kazâ-yı havâss-ı mahmiye-i Kostantıniyye tevâbi‘inden Kağıthâne nâm mevzi‘de vâki‘, sâhibine nisbetiyle şöhretinden dolayı tahdîdden müstağnî olan bir hamam ile, bir tarafdan sipâhi İsmail Bey b. Abdullah mülkü, diğer tarafdan tarîk-i âm ve diğer tarafdan da Osman b. Davud mülkü ile mahdûd olan bostanı vakfetti. Yine mahrûse-i Edirne’de vâki‘ Kurşuncular Tekkesi kurbunda kâin, fevkānî ve tahtânî birer beyti müştemil olan ve bir tarafdan tarîk-i âm, diğer tarafdan vâkıf-ı mezbûrun kardeşi Mevlânâ Muhyiddin Vakfı, bir cânibden Ahras mülkü ve cânib-i âhardan da Kamer Hâtun bt. Bâli mülkü ile mahdûd cemî‘ menzilini vakfetti. Yine menzil-i mezbûr kurbunda vâki‘, tahtânî bir beyti, iki dükkânı müştemil, bir tarafdan el-Hâc İlmüddin Vakfı, iki tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd cemî‘ menzilini cümle hudûdu ve kâffe-i hukūku ile ve ikisi büyük ikisi küçük dört kaliçe, dört seccâde, on kilim ile birlikte vakfetti. Vâkıf-ı mezbûr, meblağ-ı mezbûrun mahmiye-i Kostantıniyye’de senede ona on bir ve çeyrek rıbh üzre istiğlâl ve istirbâh edilmesini şart etti. Mu‘amelenin hıyânetten berî olan emîn kimesnelerle yapılmasını şart etti. Mu‘amelenin zenginliği ma‘lûm olan, ödemeye kādir kimesnelerle yapılmasını, medyûnlardan rehin ve kefîl-i melî-i bi’l-mâl alınmasını veya haseb-i iktizâ-i hâl birisiyle iktifâ edilmesini şart etti. Vâkıf-ı mezbûr sonra, zâviye-i mezbûre için nâsih bir vâ‘iz ve ilmi, takvâsı, zühd ve vera‘ı ile ma‘rûf bir şeyhin mezheb-i Nu‘mân üzre hucurât-ı mezbûrede kalan talebeye tefsir ve hadis dersleri vermesi ve Cum‘a günleri Cum‘a namazından sonra ve leyâlî-i şerîfede cemâ‘ate va‘z ü nasihat etmesi için hucurât-ı mezbûrede kalarak yevmî on beş akçe ücretle vazifelendirilmesini şart etti. Öğle namazından sonra kārîlerin, müyesser olursa zâviye-i mezbûre kurbunda vâki‘ olacak vâkıf-ı mezbûrun kabri başında toplanıp bin def‘a ecele etmeden usûlüne göre tesbîh etmelerini ve sevâbını vâkıf-ı mezbûrun rûhuna hediye etmelerini ve bu kimesnelere yevmî bir akçe verilmesini şart etti. (89b) Zâviye-i mezbûrede kalanların ta‘âmı için yevmî on beş akçe ta‘yîn etti… Mescid-i mezbûrda ilm, salâh, hilm ve rüşd ile mevsûf bir imâmın, her gün sabah namazından sonra bir def‘a Yâsîn sûresini, üç def‘a İhlâs sûresini, üç def‘a mu‘avvizeteyni, üç def‘a Fâtiha sûresini ve bir def‘a Âyete’l-kürsîyi okuyup tilâveti Âmene’r-resûlü’yü okuyarak bitirmesi ve öğle namazlarından sonra Mülk sûresini, ikindi namazlarından sonra Nebe sûresini, akşam namazlarından sonra Mülk sûresini okuması kaydıyla yevmî beş akçe ile vazifelendirilmesini şart etti. Mescidde ayrıca, minârenin en üst şerefesinden ezân okuyacak olan güzel sesli bir müezzinin, akşam namazından sonra İzâ vaka‘ati’l-vâkı‘a sûresini okuyup tulû‘-i fecrden önce vech-i mu‘tâdı üzre temcid etmesi ve zâviye-i mezbûrede kalması kaydıyla yevmî dört akçe ile vazifelendirilmesini şart etti. Mescid-i mezbûrda yevmî bir akçe ile ayrıca sâlih bir kayyım ve kandilleri yakacak bir kimesne vazifelendirilmesini şart etti. Yevmî on akçeyi kārîlerin her gün işrâk namazından sonra eğer müyesser olursa zâviye-i mezbûre kurbunda, orada müyesser olmazsa mescid-i mezbûr bitişiğinde vâki‘ olacak vâkıf-ı mezbûrun kabri başında toplanıp her birinin acele etmeden usûlüne göre birer cüz’ olmak üzre on cüz’ okumalarına ta‘yîn etti. Cüz’ün birinin şeyh-i mezbûr, diğerinin imâm, diğerinin müezzin, diğerinin kayyım tarafından okunmasını, kalan cüz’lerin ise zâviye-i mezbûrede kalan sâlih kimesnelerce tilâvetini şart etti. Vâkıf-ı mezbûr, tevliye, tebdîl, tağyîr, taklîl ve teksîri müddet-i hayâtınca kendisine şart etti. Kendisinden sonra sadece tevliyeyi âzatlı kölelerinin en sâlihine sonra hâkimin münâsib göreceği kimesneye şart etti. Vakf-ı mezbûrda mütevellî olacak kimesneye yevmî sekiz akçe, kâtibe üç akçe, câbiye üç akçe ta‘yîn etti. Âzatlı kölelerinden ve âzatlı kölelerinin evlâdından yukarıda sayılan vazifelere müstahık bir kimesne varsa evleviyetle onların tercîh edilmesini şart etti. Mahmiye-i Kostantıniyye’de münâsib bir mahalde mülâzimîn-i fukarânın oturması için on oda inşâ edilmesini ve inşâsı müyesser olacak hucurât-ı mezbûre kurbundaki mescidde öğle namazından sonra bir araya gelip noksansız ve acele etmeden Kur’ân-ı azîmden bir cüz’ okumaları kaydıyla her birine yevmî birer akçe ödenmesini şart etti. İçlerinden birisinin kırâ’atını tâm edâ etmemesi hâlinde ücretin ve hucurât-ı mezbûredeki süknâsının kendisine harâm olmasını şart etti. Mescid-i mezbûrun hasırı, mumu ve Ramazan-ı mübârek gecelerinde minârede yakılacak kandillerin yağı için yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Her sene Rebî‘ulevvel ayında aş verilmesi ve mevlid kırâatı edilmesi, ayrıca regâib ve berât gecelerinde aş pişirilip mescid-i mezbûrda yenilmesi için üç yüz akçe harcanmasını şart etti. Bu sayılan yerlere sarf edilmesi mümkün olmazsa meblağın tamâmının fukarâya harcanmasını şart etti. Vâkıf-ı mezbûr, vakfettiklerinin tamâmını, tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Abdülkerim b. Abdullah’a teslîm etti. O da sâir vakıf mütevellîleri gibi tesellüm edip tasarruf etti. Mütevellî-i merkūm, vâki‘ ikrârı vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Vakıf muamelesi tamamlandığında işbu vakfiyenin üzerinde imzâsı bulunan hâkim, akārât ve menkūlât ve nukūd-i mezbûrenin vakfiyetinin sıhhatine Ensârî’nin İmâm Züfer’den naklettiği kavle tevfîkan hükmetti… Hâkim-i mûmâ ileyh, vakıftan rücû‘, istirdâd ve redden ictinâb gibi şerâit-i hükme ri‘âyetten sonra, İmâmeyn-i hümâmeynin kavline göre de vakfın lüzûmuna hükmetti.


Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri evveli’r-rebî‘ayn sene ihdâ ve seb‘în ve tis‘a mie.


Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Süleyman, Mehmed Çelebi b. Süleyman, Bâli Bey b. Abdullah, Ahmed b. Mustafa el-muhzır, el-Hâc Abdullah b. Abdullah el-muhzır, Abdi b. Ahmed el-muhzır, Mehmed b. Süleyman el-kâtib ve gayruhüm