.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Balat Mahkemesi 2 Numaralı Sicil (H. 970 - 971 / M. 1563)
cilt: 11, sayfa: 321
Hüküm no: 520
Orijinal metin no: [92b-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


El-Hâc Mehmed b. Abdi evkâfı vakfiyesi

el-Hamdü lillâhi’l-meliki’l-alîm el-gaffâr el-halîm er-rahîm es-settâr ellezî ce‘âle’s-sadakatü’l-câriyetin sebeben li’n-necât mine’n-nâr ve vesîleten ilâ duhûli’l-cennet elletî tecrî min tahtiha’l-enhâr sümme’s-salavât ve’l-fâtihât ve’t-teslîmât alâ eşrâfi’l-birre Muhammed el-muhtâr ve alâ âlihî ve eshâbihî ilâ yevmi’l-haşr ve’l-karâr. Ammâ ba‘d, bu sahîh ve şer‘î bir hüccettir ki, …. el-Hâc Mehmed b. Abdi kıbelinden âti’z-zikr vakıf ikrârına ve rücû‘ da‘vâsına vekâleti fahrü’l-müderrisîni’l-kirâm zahrü’l-musallihîni’l-fihâm müderris Seyfullah Çelebi b. Mahmud ve Mehmed b. Hasan’ın şehâdetleri ile sâbit olan Mevlânâ Abdülkādir b. el-Hâc Sinan nâm vekîl, meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfde hâzır olup müvekkil-i mezbûrunun, niyet-i sâfiye ve taviyye-i vâfiye ile sevâbullâhi’l-azîmi taleb ederek ve şefâat-i resulullâhı umarak Varna kazâsı tevâbi‘inden Balçık kasabasında bir mescid binâ ettirdiğini ikrâr ve itirâf etti. Mescid-i mezbûr civârında ayrıca bâliğ olmayan sıbyân-ı fukarâya ve fukarâ-yı sıbyâna ve eytâm-ı du‘afâ ve mesâkine Kur’ân ta‘lîmi için bir binâ yaptırdı. Bunların mesârifi için ve sâir-i vücûh-i hayrât için de aşağıda zikredilenleri vakfetti. Bu cümleden olarak işbu vakıf ikrârının kendisinden sudûruna kadar mâliki olduğu ve taht-ı tasarrufunda bulunduğu kasaba-i mezbûrede vâki‘, anbarları ile birlikte beş dükkânı ve yine kasaba-i mezkûrede vâki‘ vâkıf-ı mûmâ ileyhe âidiyeti sebebiyle şöhretinden dolayı tahdîdden müstağnî bulunan diğer anbarları, kazâ-yı mezbûrdaki Batuka nehri üzerinde dönen, bir tarafdan kadı Mevlânâ Seyyid Halil mülkü, diğer tarafdan Sinan b. Abdullah değirmeni ve iki tarafdan da arz-ı hâliye ile mahdûd bulunan üç değirmeni ve yine kazâ-yı mezbûrdaki nehr-i mezbûr üzerinde dönen, bir tarafdan Bektaş mülkü, diğer tarafdan Mehmed b. Ali mülkü ve nehr-i mezbûr ile mahdûd bulunan bir binâ içindeki iki değirmenini ve yine kazâ-yı mezbûrdaki nehr-i mezbûr üzerinde dönen, bir tarafdan Değirmenci Seydi Ahmed vakfı, diğer tarafdan vâkıf-ı mezbûr vakfı ve iki tarafdan da arz-ı hâliye ile mahdûd bulunan değirmenini ve yine kazâ-yı mezbûrdaki Balçık nâm mevzi‘de bulunan, üç tarafdan arz-ı hâliye ve bir tarafdan Sinan mülkü ile mahdûd bulunan değirmenin nısf-ı şâyi‘ini ve kazâyı merkūm tevâbi‘inden Konuka nâm nehir kurbunda bulunan, bir tarafdan Mevlânâ Alâaddin mülkü, diğer tarafdan el-Hâc Halil b. İsa değirmeni, öteki tarafdan tarîk-i âm ve diğer tarafdan da arz-ı hâliye ile mahdûd bulunan iki değirmenin sülüs hissesini ve yine kazâ-yı mezbûr tevâbi‘inden Suluca dere mevzi‘indeki, vâkıf-ı mûmâ ileyhe âidiyeti sebebiyle şöhretinden dolayı tahdîdden müstağnî bulunan değirmenin nısf-ı şâyi‘ini ve yine Balçık iskelesi nâm mevzi‘de bulunan, bir tarafdan tarîk-i âm, diğer tarafdan debbâğa âid fevkānî ve tahtânî bir menzil, diğer tarafdan da Nasrânî Fomyanoz mülkü ve ekmek fırını ile mahdûd bulunan sekiz anbarını ve yine bazısı tahtânî bazısı fevkānî olan ve bir tarafdan Kara Mehmed vakfı, diğer tarafdan Nasrânî Kosta anbarı ve iki tarafdan da tarîk-i âm ile mahdûd dört beytini cümle hudûdu ve kâffe-i hukūku, tevâbi‘ ve levâhıkı, tarâik ve mürâfıkı ile vakfetti. Vakıf-ı mezbûr, hâlis-i malından ifrâz edip ve mahz-ı menâlinden ayırıp râyicü’l-vakt elli bin akçesini de vakfetti. Vâkıf-ı mezbûr meblağ-ı mezbûru ve cemî‘ akārât-ı mezkûreyi, tetmîm, tekmîl ve tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Mehmed Ali b. ( )’a teslîm etti. O da tesellüm edip sâir vakıf mütevellîleri gibi tasarruf etti. Vâkıf-ı mezbûr, meblağ-ı mezbûrun senede ona on buçuk rıbh üzre istiğlâl ve istirbâh edilmesini, muamelenin rehn-i kavî ve kefîl-i melî-i bi’l-mal ile yapılmasını veya ribâ şâibesinden ve ziyâ tehlikesinden berî olarak haseb-i iktizâ-i hâl bunlardan birisi ile iktifâ edilmesini şart etti. Tafsîli aşağıda gelecek akārâtın hâricindekilerin icâre-i mu‘tâde ile âdeti üzre kirâya verilmesini şart etti. Rıbh ve galleden hâsıl olacak meblağdan yevmî dört akçeyi mescid-i mezbûrda imâm olacak kimesneye ta‘yîn etti. Dört akçenin üç akçesini imâmet hizmeti için, bir akçesini ise Kur’ân-ı azîmden bir cüz’ tilâveti mukābilinde ta‘yîn etti. Yevmî üç akçeyi mekteb-i mezbûrda mu‘allim olacak kimesneye ta‘yîn etti. Ta‘lîm-i mezbûru da, tilâvet ettiği cüz’ün ve ta‘lîmin sevâbını seyyid-i kevneyn resûlü’s-sekaleyn Muhammed (s.a.v.)’in rûhuna hediye etmesi kaydıyla imâm-ı merkūma şart etti. (93b) İmâm-ı mezbûrun sâlih ve mütedeyyin olmasını şart etti. Yevmî üç akçeyi mescid-i mezbûrda müezzin olacak kimesneye şart etti. Bunun iki akçesinin müezzinlik hizmeti mukābilinde, bir akçesinin ise Kur’ânı azîmden her gün bir cüz’ tilâvet etmesi ve sevâbını vâkıfın ana babasının rûhlarına hediye etmesi mukābilinde olmasını şart etti. Yevmî üç akçeyi Kur’ân-ı azîmden birer cüz’ okuyacak ve sevâbını vâkıf-ı mastûrun rûhuna hediye edicek üç kimesneye ta‘yîn etti. Yevmî yarım akçeyi mekteb-i mezbûrun hasırına ve kilimine ta‘yîn etti. Senede otuz akçeyi de mekteb-i merkūmun hasırına ta‘yîn etti. Cihet-i imâmeti oğullarının en sâlihine, nesilleri kesilinceye kadar oğullarının en sâlihine sonra erkek akrabalarından en sâlihine, sonra nesilleri kesilinceye kadar erkek akrabalarının evlâdından en sâlihine şart etti. Yevmî dört akçeyi vakfa mütevellî olacak kimesneye ta‘yîn etti. Tevliye, tebdîl, tağyîr, taklîl ve teksîri müddet-i hayâtınca kendisine şart etti. Kendisinden sonra ise sadece tevliyeyi oğullarının en sâlihine, sonra nesilleri kesilinceye kadar oğullarının oğullarının en sâlihine, sonra erkek akrabalarından en sâlihine, sonra nesilleri kesilinceye kadar erkek akrabalarının evlâdının en sâlihine, sonra hâkimin münâsib göreceği kimesneye şart etti. Yevmî bir akçeyi ahvâl-i evkāfa nezâret etmesi ve mütevellînin mürtezika mahzarında sene başında yapacağı muhâsebeye bakması şartıyla kazâ-yı mezbûr kadısına ta‘yîn etti. İmâm-ı mezbûr ve sâir mürtezikanın vakfın hasbî nâzırları olmasını şart etti. Rakabenin sâir vezâife takdîmini şart etti. Revaçta bir mahal bulunması hâlinde meblağ-ı mezbûrun onunla tebdîlini şart etti. Bir binâ içindeki iki değirmenin kirâya verilmesini şart etti. Bunların kirâsından hâsıl olan meblağın önce değirmenlerin ta‘mîrine harcanmasını, bundan artandan yevmî iki akçenin mekteb-i mezbûrda mu‘allim olacak kimesneye verilmesini şart etti. Bunun bir akçesinin sabah namazından sonra Yâsîn ve Necm sûrelerini okuyup sevâbını vâkıf-ı mezbûrun rûhuna hediye etmesi mukābilinde, diğer akçesinin her gece akşam namazından sonra Tebâreke ve İhlâs ve mu‘avvizeteyn ve Fâtiha sûreleri ile Bakara sûresinin başından “müflihûn”a kadar okuyup sevâbını vâkıf-ı mezbûrun oğlu Mehmed Çelebi’nin rûhuna hediye etmesi mukābilinde olmasını şart etti. Mesârif-i merkūmeden ziyâdesini müddet-i hayâtınca kendisine ta‘yîn etti. Değirmenlerin mahsûlünü müddet-i hayâtınca kendisine, sonra evlâdına, sonra nesilleri kesilinceye kadar evlâd-ı evlâdına sonra nesilleri kesilinceye kadar akrabalarının zükûruna bi tarîki’l-mirâs taksîm olunması üzerine ta‘yîn etti. Bu taksîm her Cum‘a gecesi dâne diye ma‘rûf pilav pişirilmesi için zevâ’id-i evkāftan nısf-ı rub‘ kile pirinç, beş akçelik et, on akçelik yağ, bir akçelik soğan ve tuz ve buğday aşı pişirilmesi için bir akçelik buğday, hoşaf pişirilmesi için bir akçelik üzüm iştirâ edilmesinden sonra yapılacaktır. Ta‘âm-ı mezbûru sulehânın ve fukarânın yemesini şart etti. Ta‘âm-ı mezbûr için her def‘asında ekmek iştirâsına iki akçe, aşçıya yevmî bir akçe ta‘yîn etti. Aşçılığı nesilleri kesilinceye kadar evlâdının en sâlihine, sonra akrabalarının en sâlihine, sonra nesilleri kesilinceye kadar akrabalarının evlâdının en sâlihine, sonra âzatlı kölelerinin en sâlihine, sonra nesilleri kesilinceye kadar âzatlı kölelerinin evlâdının en sâlihine, sonra hâkimin münâsib göreceği kimesneye şart etti. (94a) Sonra zevâ’idin her cüz’e bir akçe verilmek üzre eczâ-yı şerîfe tilâveti için sarfedilmesini şart etti. Balçık İskelesi kurbundaki anbarların ücret-i mu‘tâde ile kirâya verilmesini şart etti. Bundan hâsıl olan mütevellî tarafından zapt edilip vech-i meşrûh üzre istiğlâl edilmesini şart etti. Rıbhdan hâsıl meblağın vakt-i hâcette mütevellî-i vakf-ı mezbûr tarafından kazâ-yı mezbûr tevâbi‘inden Baba kasabasında vâki‘ Ahmed Ağa Câmi‘inin ta‘mîrine sarf edilmesini şart etti. Bundan artan mikdârın evlâdı arasında nehc-i meşrûh üzre taksîm edilmesini, nesillerinin kesilmesinden sonra da meblağın diğer evkāfa verilmesini şart etti. Mürûr-i eyyâm ile mesârif-i merkūmeye sarf mümkün olmazsa hepsini fukarâya şart etti. Mütevellî-i mezbûr, vâki‘ ikrârı vicâhen ve şifâhen tasdîk etti. Vakıf muamelesi tamamlandığında vekîl-i vâkıf, Ebû Hanîfe indinde vakf-ı akārın adem-i lüzûmuna ve nakid vakfının adem-i sıhhati ve lüzûmuna istinâden vakıftan rücû‘ ederek mütevellî-i mezbûr yedindekilerin ve ecr-i misilden ziyâdenin istirdâdını taleb etti. Mütevellîye sorulduğunda, vakf-ı akār İmâmeyn-i hümâmeyn indinde lâzımdır; vakf-ı nukūd ise Ensârî’nin rivâyetine göre İmâm-ı Züfer’in katında sahîhtir diye cevâb verdi. Hâkim de vakf-ı akārın sıhhatine ve lüzûmuna ve meblağ-ı mezbûrun vakfiyetinin sıhhatine ve mütevellînin berâet-i zimmetine hükmetti. Vekîl-i mezbûr, İmâm Züfer katında sıhhat lüzûmu îcâb ettirmez diyerek rücû‘ da‘vâsını tekrar etti. Mütevellî-i mezbûr da İmâm Züfer katında sıhhat lüzûmu îcâb ettirmez ise de İmâmeyn katında hâkimin hükmüyle sıhhatin lüzûmu îcâb ettireceğini ifâde etti ve hâkimden hüküm taleb etti. Hâkim-i mûmâ ileyh de meblağ-ı mezbûrun vakfiyetinin sıhhatine ve lüzûmuna hükmetti. Zikredilenlerin tamâmı lâzım ve müseccel bir vakıf oldu.


Cerâ zâlike ve hurrire fî evâhiri Şevvâl sene 970.


Şuhûdü’l-hâl: Ahmed b. Süleyman, Mehmed b. Süleyman, Ahmed b. Mustafa, el-Hâc Abdullah b. Abdullah, Nasûh Bey b. Abdullah, Abdi b. Haydar ve gayruhüm mine’l-hâzırîn