.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 19 Numaralı Sicil (H. 1028 - 1030 / M. 1619 - 1620)
cilt: 24, sayfa: 430
Hüküm no: 574
Orijinal metin no: [95a-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Laskari’nin el koyduğu Sultan Bayezid Han Evkâfından olan tarlanın tasarruf hakkının Hüseyin ve Kurd’a ait olduğuna dair ferman sureti

[Akzâ kuzâti’l]-müslimîn evlâ vülâti’l-muvahhidîn mevlânâ Hâslar kadısı -zîdet fezâilühû- tevkī‘-i refî‘-i hümâyûn vâsıl olıcak ma‘lûm ola ki iftihârü’l-ulemâ’i’l-muhakkikīn muhtâcü’l-fuzalâ’i’l-müdakkikīn bi’l-fi‘l Haseki Sultan müderrisi mevlânâ Seyyid Şeyh Mehmed -zîdet fezâilühû- südde-i sa‘âdetime âdem ve arzuhâl gönderip kazâ-i mezbûra tâbi‘ Karaahmedli nâm karye sınırında merhûm Sultan Bayezid Hân -tâbe serâhu- evkāfından bir kıt‘a tarla Hüseyin ve Kurd nâm kimesnelere babaları Mehmed’den intikāl eylemiş mezra‘a iken Laskari nâm zimmî fuzûlî koyun ağılı eyleyip içine binâ ihdâs eyledikde zikr olunan tarlanın hakk-ı tasarrufun mütevellî-i vakıf ma‘rifetiyle mezbûrân Kurd ve Hüseyin mevlânâ-yı müşârün-ileyhe tefvîz eylemekle tasarruf etmek istediğimde mezbûr zimmî tasarrufuma mâni‘ olup müderris-i mûmâ-ileyhin vesîle ile Dîvân-ı hümâyûn’umda sâbıkan Rumeli kazaskeri olan a‘lemü’l-ulemâ’i’l-mütebahhirîn Abdülganîzâde mevlânâ Mehmed huzûrunda mürâfa‘a olup mezbûr zimmî zikr olunan tarla mezkûr Hüseyin ve Kurd’un olduğunu inkâr eyleyip mevlânâ-yı müşârün-ileyhin vekîli şuhûd-ı udûl ile isbât eyledikde ba‘dehû zikr olunan tarlanın hudûdunu dahi inkâr edip üzerinde fasl olunmak lâzım geldikde müşârün-ileyh kazaskeri tarafından kuzâtdan mevlânâ İbrahim -zîde fazluhû- nâib nasb olunup üzerine varıldıkda zimmî-i mezbûrun yüzüne zikr olunan tarla mezbûrân Hüseyin ve Kurd’un olduğu şuhûd ve udûlle sâbit olup zikr olunan tarla bu takdîrce mevlânâ-yı müşârün-ileyhe hükm olunup yedine hüccet-i şer‘iyye verilip mûcebince mezbûr zimmînin hilâf-ı şer‘-i şerîf eylediği binâsı kal‘ olunup kasr-ı yed eylemen bâbında mukaddemâ emr-i şerîf verilmiş iken mezbûr zimmî yine nizâ‘dan hâlî olmadıkda bundan akdem bin on dört senesinde bir def‘a dahi mezbûr tarlayı zikr olunan Hâslar kadısı mevlânâ Mehmed mezbûrân Hüseyin ve Kurd’a hükm edip yedlerine hüccet-i şer‘iyye verip hak bunların olduğu birkaç def‘a hükm olunup mûcebince amel olunup min ba‘d dahl olunmamak bâbında emr-i şerîfim recâ eylemeğin buyurdum ki ( ) vardıkda bu bâbda sâdır olan fermân-ı celîlü’l-kadrim üzre amel edip bir def‘a şer‘le görülen da‘vânın istimâ‘ı memnû‘dur emîr-i husûs-ı mezbûra kendi tarafından nâib ve adam koşup yedinde hüccet-i şer‘iyye ve emr-i şerîfim mûcebince mezbûr zimmînin alâkasın zikr olunan tarladan kat‘ edip ve hilâf-ı şer‘-i şerîf ihdâs eylediği binâsını ma‘rifet-i şer‘le def‘ edip zikr olunan tarlayı mezbûr es-Seyyid Şeyh Mehmed’in adamlarına zabt ve tasarruf ettirip min ba‘d zimmî-i mezbûra dahl ve ta‘arruz ettirmeyip tekrâr bu husûs için emrim varmalı eylemeyesin şöyle bilesin alâmet-i şerîfe i‘timâd kılasın. Tahrîren fi’l-yevmi’s-sâmin aşer min şehri Ramazâni’l-mübârek li sene tis‘a ve ışrîn ve elf. Be makām-ı Kostantıniyye el-mahrûse.