|
Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 37 Numaralı Sicil (H. 1047 / M. 1637 - 1638) cilt: 25, sayfa: 333 Hüküm no: 418 Orijinal metin no: [68a-1, Arapça] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Sâliha Hatun bt. Hüsrev’in para Vakfı tesis ettiği
Bi zikri’l-meliki’l-hayy ve hüve’l-vâkıf alâ külli şey. Ammâ ba‘d, işbu mazmûnunda vakıf ikrârından bahseden sahîh şer‘î bir hüccettir. Medîne-i Hazret-i Ebî Eyyûb el-Ensârî -radiyallahu te‘âlâ anhu- mahallâtından Süleyman Subaşı mahallesinde sâkine olan Sâliha Hâtun bt. Hüsrev nâm hâtun meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfde -el-masûn ani’t-tağyîr ve’t-tahrîf- hâzıre olup atyeb-i malından ve mahz-ı menâlinden ifrâz edip niyet-i sâfiye ile hasbeten lillâhi te‘âlâ ve taleben li merzâtihî râyicü’l-vakt dokuz bin akçesini vakf edip haps ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Vâkıfe-i mezbûre meblağ-ı merkūmu, tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Mustafa Çelebi b. Himmet nâm kimesneye teslîm etti. O da tesellüm etti. Vâkıfe-i mezbûre, meblağ-ı merkūmun mütevellî-i mesfûr yediyle vech-i şer‘î üzre senede ona on bir buçuk ribh üzre istirbâh edilmesini şart etti. Ribhden senevî hâsıl olandan ki bin üç yüz elli akçedir müddet-i hayâtınca vâkıfe-i mezbûrenin kendi nefsine sarf etmesini şart etti. Vefâtından sonra ribh-i mezbûrdan yevmî bir buçuk akçenin mahalle-i mezbûre mescidi imâmına, mescid-i mezbûrda sabah namazının sünnetinden sonra farzından önce sûre-i Fâtiha-i kitâbı bir def‘a sûre-i İhlâsı üç def‘a cehren kırâat etmesi ve sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin ve evlâdının rûhlarına hediye etmesi kaydıyla verilmesini şart etti. Yevmî bir buçuk akçenin de mescid-i mahalle-i mezbûre müezzinine, mescid-i mezbûrda her gece yatsı namazının sünnetinden sonra farzından önce Fâtiha-i kitâbı bir def‘a sûre-i İhlâsı üç def‘a cehren kırâat etmesi ve sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin ve evlâdının rûhlarına hediye etmesi kaydıyla verilmesini şart etti. Her sene otuz akçenin muhâsebe-i vakf-ı mezbûra verilmesini şart etti. Bundan artan miktarın ki iki yüz kırk akçedir vakf-ı merkūmun mütevellîsine verilmesini şart etti. Tevliyyeyi, müddet-i hayâtınca kendisine, sonra mescid-i mezbûrda kayyım olacak kimesneye şart etti. Nezâret-i hasbiyyeyi ahâlî-i mahalle-i merkūmeye ve medîne-i mezbûre hâkimine şart etti. Meblağ-ı mezbûrun ahâlî-i mahalle-i mezbûreden kimesneye istirbâh için verilmemesini şart etti. Hâl bu minvâl üzre iken mütevellî-i mezbûr ile vâkıfe-i merkūme arasında hakk-ı rücû‘ ve imtinâ‘ husûsunda nizâ‘ vâki‘ oldu. Hâkim, vakf-ı nukūd husûsunda eimme-i eslâf beynindeki ihtilâfı da bilerek ve hüküm için lâzım gelen husûsâta ri‘âyet ederek evvelâ İmâm Ensârî’nin rivâyetine istinâden İmâm Züfer’in kavli üzre vakfın sıhhatine, sâniyen imâmeyn-i hümâmeynin re’yi üzre vakfın lüzûmuna hükm etti. Meblağ-ı mezbûr bu sûretle sahîh, şer‘î, lâzım, müebbed ve muhalled bir vakıf oldu. Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’l-hâmis aşere min Şevvâli’l-mükerrem sene seb‘a ve erba‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: İmâm Hüseyin Efendi b. Mehmed, Bayram Halîfe b. Ebûbekir, Musa Çelebi b. Abdullah, Mehmed Çelebi b. Mustafa, Receb Efendi b. Abdi, İbrahim Çelebi b. Hasan, Mehmed Çelebi b. Hasan, Ahmed Bey b. Mustafa, Süleyman b. Mustafa, Mustafa b. Lütfi, Hüseyin Çelebi b. Abdullah, İsmail Çelebi b. Sefer, Mehmed Çelebi b. Mustafa, kâtibü’l-hurûf Abdülkādir el-Eyyûbî ve gayruhüm
|