|
Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 37 Numaralı Sicil (H. 1047 / M. 1637 - 1638) cilt: 25, sayfa: 351 Hüküm no: 444 Orijinal metin no: [72b-2] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Çatalca’ya bağlı Şeyh Sinan köyünden Osman Ağa’nın 15 bin akçe parasını vakfetmesi
Hamd-i müebbed ve şükr-i muhalled ol vâkıf-ı zamâyir ve kâşif-i serâyir hazretlerinin dergâh-ı izzet-destgâhına ref‘ olunur ki Hallâk-ı âlem ve rezzâk-ı benî âdemdir ve dürûd ü selâm ol seyyidü’l-enâm ve seyyid-i hâss u âm hazretlerinin merkad-i münevver ve meşhed-i mutahharlarına ihdâ olunur ki şefî‘-i usât-ı ümmet ve kıble-i erbâb-ı himmetdir ve âl ü ashâb ve ahbâb-ı zevi’l-ihtirâmın merâkıd-i aliyyelerine îsâr olunur ki her biri tarîk-i hayrâta dâ‘î ve hasenâta sâ‘îdir -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în- a[mmâ] ba‘d işbu kitâb-ı hâlî ani’l-irtiyâb ketb ve tahrîre dâ‘î ve bu sakk-i ârî ani’ş-şekki tesvîd ve tastîre bâ‘is ve bâdî budur ki Havâss-ı Kostantıniyye el-mahmiyye müzâfâtından Çatalca nâhiyesine tâbi‘ karye-i Şeyh Sinan sükkânından olup müşârün-ileyh Şeyh Sinan evlâdından olan Fahrü’l-a‘yân usvetü’l-akrân, makbûlü’l-ahâlî manzûrü’l-e‘âlî Osman Ağa meclis-i şer‘-i şerîfde vakf-ı âti’l-beyâna mütevellî nasb eylediği oğlu Mehmed Ağa mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î edip târih-i kitâbdan bir sene mukaddem hasbetenlillâh ve taleben li merzâtihî atyeb-i malımdan on beş bin fıddî râyic fi’l-vakt akçeyi mümtâz ve li ecli’l-vakf ihrâc ve mütevellî-i mezbûra teslîm edip şöyle şart eylemiş idim ki meblağ-ı mevsûf-ı merkūm senede onu bir buçuk ziyâde olmak üzre vech-i helâl ve tarîk-i mübâh üzre istiğlâl ve istirbâh olunup rehn-i kavî ve kefîl-i melî yahud ikisinden biri olmayınca kimesneye verilmeyip bi’l-cümle mazanna-i ziyâ‘-ı mâl olan kimesneler ile mu‘âmele olunmayıp bi fazlillâhi te‘âlâ hâsıl olan galleden karye-i merkūmede vâki‘ câmi‘-i şerîfde imâm olan kimesne ba‘de salâti’l-fecr sûre-i Yâsîn-i şerîf tilâvet edip ve ba‘de salâti’z-zuhr karye-i merkūmede vâki‘ mu‘allimhânede aşr-ı Âmenerresûlü tilâvet eyleye ve câmi‘-i mezbûrede müezzin olan kimesne dahi evkāt-ı hamsede câmi‘-i şerîfde üçer İhlâs-ı şerîf ve mu‘allimhâne-i mezbûrede ba‘de’s-salâti’l-fecr bir cüz’-i şerîf tilâvet edip her biri sevâbını ben hayâtda oldukça vâlideynim rûhlarına ve vefâtımdan sonra benim ve vâlideynim rûhlarına ihdâ edip yevmî ikişer akçe vazîfeye mutasarrıf olalar ve tevliyyetini aslah-ı evlâdım ve evlâd-ı evlâdım batnen ba‘de batnin mutasarrıflar olup yevmî bir akçe vazîfeye mutasarrıf olalar ve her sene zikr olunan mesârifden fazla kalanı câmi‘-i mezbûrun sirâcına harc eyleyeler dedikde vâkıf-ı mezbûru sâdır olan cemî‘ kelimât-ı meşrûhasında mütevellî-i mezbûr Mehmed Ağa bi’l-muvâcehe tasdîk ve nehc-i sudûr üzre meblağ-ı mezbûru târih-i kitâbdan bir sene mukaddem vakfiyyet üzre kabz eylediği tahkīk edip emr-i vakf ve teslîm ikmâl ve tetmîm oldukdan sonra vâkıf-ı müşârün-ileyh vakf-ı mezbûrdan rücû‘ ve mukaddemât-ı nizâ‘a şürû‘ edip vakf-ı derâhim ve denânîr eimme-i selâse-i nehârîr re’y-i münîrleri ve mezheb-i hatîrlerinde bâtıl ve ana müteferri‘ olan şurût ve kuyûd dahi hilye-i sıhhatde âtıldır ve mütevellî-i mezbûrun bir senede vazîfe-i tevliyyet için aldığı üç yüz altmış akçenin yüz altmış akçesi ecr-i mislinden zâyid olmağla lâzımü’l-istirdâddır. Binâen-aleyh asl-ı mâl-ı mezbûr[dan] mütevellî-i merkūmun ziyâde aldığı mikdâr-ı mesfûr bana red olunmak taleb ederin dedikde mütevellî-i mezbûr dahi ba‘de’l-istintâk cevâb verip fi’l-hakīka vakf-ı mezbûr inde’l-eimmeti’s-selâse hilye-i sıhhati fâkıd ve meblağ-ı mezbûr ecr-i mislinden zâyiddir lâkin vakf-ı nukūd ve zımnında olan şurût ve kuyûd imâ[m]-ı mu‘teber ve hümâm-ı cennet-makar Hazret-i İmâm Züfer -nevverallâhu madce‘ahû bi’l-miski’l-ezfer-den dâric-i medâric-i rahmet-i Bârî merhûm İmâm Ensârî rivâyeti üzre sahîh ve câiz ve şeref-i sıhhati hâiz olup fî zamâninâ kuzât-ı İslâm ve vülât-ı enâm ol rivâyet üzre hükme müvellâ oldukları tuğrâ-yı garrâ-yı sultânî -dâme merci‘an li’l-e‘âlî- ile mücellâ olan menşûrlarında müsarrah ve mastûrdur deyû redden imtinâ‘ ve husûmet ve nizâ‘ edip a‘lâ-yı kitâbı tevkī‘-i müstetâbı ile muvakki‘ olan hâkim-i hâsim huzûrunda müterâfi‘ân ve hükme tâlibân olduklarında hâkim-i müşârün-ileyh cânib-i vakfa nazar ve mubtıl-ı hayr olmakdan hazer edip re’y-i imâm-ı mezbûr üzre vakf-ı nukūd-ı ma‘hûdun ve zımnında olan şurût ve kuyûdun sıhhatine hükm edicek vâkıf-ı kesîrü’l-avârif inân-ı kelâmını semt-i âhara âtıf olup eğer ki hükm-i mezbûr ile vakfa sıhhat hâsıl oldu, lâkin İmâm-ı A‘zam hümâm-ı akdem katında sıhhat lüzûmu müstelzim olmayıp kābil-i rücû‘ olmağın tekrâr rücû‘ eyledim meblağ-ı merkūm ve ecr-i mislinden zâyid ahz olunan mikdâr-ı ma‘lûm bana red olunmak taleb ederim dedikde mütevellî-i mezbûr tekrâr cevâb verip eğer ki İmâm-ı A‘zam katında sıhhat müfârık ani’l-lüzûm olduğu meşhûr-ı ma‘lûmdur âlim-i Rabbânî İmâm Ebî Yusuf eş-şehîr Bi’l-imâmi’s-sânî mezheb-i şerîflerinde [vâkıf] mücerred vakaftü demekle ve fâzıl-ı samedânî imâm-ı sâlis Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî re’y-i münîfinde teslîm ile’l-mütevellî olmağın lüzûm ârız olup mezheb-i imâmeyn üzre lüzûm-ı vakfa ve ecr-i mislinden ziyâde aldığım vazîfe-i ma‘lûme mütâlebesinden zimmetimin berâatine hükm [73a] olunmak taleb ederin dedikde hâkim-i mûmâ-ileyh dahi temhîd-i kavâ‘id-i hayrı evlâ görüp re’y-i imâmeyn üzre vakf-ı mezbûrun lüzûmuna ve vazîfe-i merkūm mütâlebesinden mütevellî-i mezbûrun berâat-i zimmetine hükm edip min ba‘d vakf-ı mezkûr vakf-ı sahîh-i lâzım ve haps-i sarîh-i mütehattim olup nakz ve tahvîli muhâl ve tağyîr ve tebdîli adîmü’l-ihtimâl oldu. Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Şevvâli’l-mükerrem li sene seb‘a ve erba‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-kuzât Mehmed Efendi eş-şehîr Pazarbaşızâde, Fahrü’l-kuzât Mahmud Efendi b. Mehmed Efendi, Mahmud Halîfe el-Hatîb, İbrahim Beşe b. Abdullah er-Râcil, el-Hâc Memi el-Müezzin, Ahmed Bey b. Mehmed el-Cündî, Rıdvan Beşe er-Râcil, Hasan Bey el-Cündî, Mustafa Halîfe b. Ali, Hamza Bey b. Musli el-Muhzır, Fahrü’l-akrân Mustafa Ağa b. Mehmed Çavuş el-Üskübî, Piyâle Bey b. Abdülmennân el-Cündî, Mehmed Bey b. Lütfullah, Abdurrahman Çelebi er-Râcil.
|