|
Bab Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1077 / M. 1666 - 1667) cilt: 17, sayfa: 236 Hüküm no: 241 Orijinal metin no: [31a-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Fâtıma Hatun bt. el-Hâc Mehmed Ağa’nın para vakfı
Elhamdülillâhi el-vâkıfı alâ külli hâl el-muttali‘i alâ mâ lâhe bi’l-bâl ve’s-salâtü ve’s-selâmu alâ Seyyidinâ Muhammedin azîmi’l-hulkı kerîmi’l-hisâl ammâ ba‘d bâ‘is-i tahrîr-i kitâb-ı şer‘î oldur ki mahmiye-i İstanbul’da Kadı çeşmesi kurbunda Hoca Resmî mahallesi sâkinelerinden umdetü’l-muhadderât sâhibetü’l-hayrât Fâtıma Hâtun bt. el-Hâc Mehmed Ağa tarafından vakf-ı âti’z-zikri ikrâr ve itmâm-ı emrü’t-tescîl ve ihkâm ber tesbîl için da‘vâ-yı rücû‘a vekîl olduğu zâtını ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifân Ahmed Çelebi b. el-Hâc Bekir ve Resul Efendi b. Mustafa nâm kimesneler şehâdetleri ile şer‘an sâbit olan fahrü’l-a‘yân Mehmed Ağa b. Abdüddeyyân meclis-i şer‘-i şerîf-i Ahmedî ve mahfil-i dîn-i münîf-i Muhammedî’de vakf-ı âti’z-zikrde li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ve ta‘yîn olunan umdetü’l-akrân Musli Ağa b. Ahmed mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm edip müvekkilem mezbûre Fâtıma Hâtun târih-i kitâbdan üç sene mukaddem ahlas-ı mal ve etyab-ı menâlinden tâmmü’l-vezn sahîhü’l-ayâr bin iki yüz esedî guruşunu ifrâz ve kemâl-i imtiyâz ile mümtâz kıldıkdan sonra hasbeten lillâhi’l-meliki’l-cemîl vakf ve tesbîl edip şöyle şart eyledi ki meblağ-ı mezbûreye mütevellî ile beher sene onu on bir hesâbı üzre rehn-i kavî ve kefîl-i melî ya ikisinden biri ile hasbe mâ yaktazîhi’l-hâl istirbâh ve istiğlâl olunup hâsıl olan gallesine hayâtda oldukça kendi mutasarrıfe ola vefâtından sonra galle-i vakf-ı mezbûrdan yevmî iki akçesi beher yevm vakt-i subhda bir Yâsin-i şerîf tilâvet edip sevâbını kendi rûhuna ihdâ etmek üzre mahalle-i mezbûrede imâm olanlara verile ve yevmî bir akçesi dahi mescid-i mezbûrda îkād olunacak şem‘-i revgan ve zeyte harc oluna ve yevmî bir akçesi dahi mescid-i mezbûrda müezzin olup îkād-ı kandil ve şem‘ edenlere verile ve günde ikişer akçe vazîfe ile mahalle-i mezbûre mescidinde Kur’ân-ı azîmü’ş-şândan beş nefer kimesneye kendi rûhiyçün beş cüz’-i şerîf tilâvet ettirile ve yevmî ikişer akçe vazîfe ile dahi mahmiye-i mezbûrede Hocapaşa kurbunda vâki‘ Hobyar mahallesi mescidinde beş nefer kimesneye beher yevm rûhiyçün Kur’ân-ı azîmü’ş-şândan birer cüz’-i şerîf tilâvet ettirile ve yevmî beş akçe vazîfe ile bir müstakīm kimesne mütevellî ola ve bir akçe vazîfe ile bir müstakīm kimesne câbî ola ve bir akçe vazîfe ile bir ehl-i kalem kimesne kâtib ola ve hayâtda oldukça vakf-ı mezbûrun tevliyyetine kendi mutasarrıfe ola vefâtından sonra mûmâ-ileyh Musli Ağa mutasarrıf ola ba‘de vefâtihî batnen ba‘de batnin ile’l-inkırâz evlâdının ve evlâd-ı evlâdının esenni mutasarrıf olalar ve kitâbetine mezbûr Ahmed Çelebi b. Ebûbekir mutasarrıf ola ve cibâyetine dahi İbrahim Çelebi b. Osman nâm kimesne mutasarrıf ola zikr olunan Hoca Resmî mahallesi ahâlîsinden umdetü’l-a‘yân Mahmud Ağa b. Receb Efendi ile sâiri hasbî nâzır olup sene-be-sene mütevellînin muhâsebesini göreler ve tevcîh-i cihât nâzır-ı mezbûr Mahmud Ağa’nın re’yine müfevvaz ola deyû meblağ-ı mezbûru târih-i mezbûrda mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahi kabz edip vakfiyyet üzre tasarruf eyledi dedikde mütevellî-i mezbûr dahi vekîl-i mûmâ-[ileyh] Musa cemî‘ kelimâtında tasdîk ve tahkīk ettikden sonra vekîl-i mezbûr da‘vâ-yı rücû‘a şürû‘ edip vakf-ı nukūd ve eğer müteferri‘ olan şurût ve kuyûd inde’l-eimmeti’s-selâse meşrû‘ olmamağla vakf-ı mezbûrdan bi’l-vekâle rücû‘ eyledim mütevellî-i mezbûr meblağ-ı mezbûru bana red ve teslîm eylesin dedikde isre’l-istintâk mütevellî-i mezbûr gerçi hâl inde’l-eimmeti’s-selâse bast olunan minvâl üzredir lâkin-i vakf-ı nukūd hazret-i İmâm-ı Züfer’den Ensârî rivâyeti üzre sahîhdir rivâyet-i mezbûre üzre hüküm taleb ederim deyû red ve teslîmden imtinâ‘ edip ve hâkim-i muvakki‘-i sadr-ı kitâba mürâfa‘a olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh ba‘de ( ) cânib-i vakfı evlâ görüp bu bâbda fetvâ rivâyet-i mezbûre üzre olduğuna binâen sıhhat-i vakf-ı mezbûra hükm ettiğinden sonra vekîl-i mezbûr kelâmını semt-i âhara atf edip eğerçi vakf-ı mezbûr hükm-i mersûm ile sıhhat buldu lâkin inde’l-İmâm-ı A‘zam sıhhat mültezim-i lüzûm değildir ana binâen bâb-ı rücû‘ meftûhdur deyû tekrâr husûmet ve nizâ‘ edip mütevellî-i mezbûr dahi rivâyet-i mezbûre üzre sıhhatine hükm olunmağla sâir eimme kavilleri üzre vakf-ı mezbûr sahîh olup sıhhat ise lâ-siyemâ ba‘de’t-tesellümi’l-mütevellî imâmeyn-i hümâmeyn katlarında müfârık ani’l-lüzûm değildir deyû cevâb verip tekrâr mürâfa‘a olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh imâmeyn kavli üzre vakf-ı mezbûrun lüzûmuna dahi hüküm etmeğin min ba‘d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup tebdîl ve tağyîrine mecâl muhâl oldu fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-inne mâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm.
Cerâ zâlik ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâmin Cumâdelâhire li sene seb‘a ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Mahmud Ağa b. Receb Efendi, Mustafa Efendi b. Müstakīm, Süleyman Efendi b. ( ), İbrahim Çelebi b. Osman, Mustafa Çelebi b. Mehmed.
|