.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Bab Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1077 / M. 1666 - 1667)
cilt: 17, sayfa: 267
Hüküm no: 289
Orijinal metin no: [37a-2]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Istabl-ı âmire kethüdası iken vefat eden Mehmed Ağa’nın vârislerine kalan evinin rikâbdar Musli Ağa’ya satıldığı

El-emru kemâ rukime fîh nemekahû el-fakīru ileyhi sübhânehû ve te‘âlâ Ahmed el-müvellâ hilâfeten bi medîneti Kostantıniyye el-mahmiyye ufiye anhu. Mahmiye-i İstanbul’da Akbıyık mahallesi sükkânından olup Istabl-ı âmire kethüdâsı iken bundan akdem vefât eden Mehmed Ağa b. Osman’ın verâseti zevce-i metrûkesi Fâtıma Hâtun bt. İbrahim ile kız karındaşı oğlu Ali Ağa’ya münhasıra olduğu şer‘an mütehakkik oldukdan sonra mezbûr Ali Ağa kendi tarafından asâleten zikri âtî bey‘a ve kabz-ı semene vekîl olup mezbûreyi ma‘rifet-i şer‘ ile ârifân olan Mehmed Çelebi b. Mustafa ve Mehmed Çelebi b. Mehmed şehâdetleri [ile] hasm-ı şer‘î-i câhid mahzarında ve vekâleti sâbite oldukdan sonra vekâleten meclis-i şer‘-i hatîrde işbu kitâb-ı sıhhat nisâbın sâhibi hâlâ rikâbdâr olan fahr-i erbâbü’d-devleti’l-izzi …? ashâbü’z-zînetü’l-ulyâ ve merci‘ü’l-ekârim ve’l-e‘âlî menba‘ü’l-mekârim ve’l-me‘âlî Musli Ağa b. Süleyman tarafından zikri âtî husûsu tasdîka vekîl olup bimâ hüve nehcü’s-sübût şer‘an vekâleti sâbite olan umdetü’l-a‘yân Musli Bey b. Hızır mahzarında ikrâr ve i‘tirâf edip mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafı Aynî Hâtun mülkü ve bir tarafı Zibâ Hâtun mülküne ve bir [tarafı] Şâmî Ahmed Ağa mülküne ve bir tarafı tarîk-i âma müntehî senede dört yüz elli akçe merhûme Neslişah Sultan vakfı mukāta‘ası …? …? …? hâriciyyesinde iki odayı ve tabaka-i vustâda iki odayı ve tahtında ahırı ve iki kenîfi ve dâhiliyyesinde fevkānî üç oda ve iki sofayı ve tahtânî bir matbah ve bir hamam ve camekân ve bir kileri ve hamamına muttasıl bir sagīr odayı ve mahzen ve mahtabı ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bahçeyi ve su kuyusunu müştemil mülk menzil ile’l-vefât mezbûr Mehmed Ağa’nın mülkü ve hakkı olup ba‘de vefâtihî irsen bize intikāl etmişidi, hâlâ ebniye-i memlûke-i mezbûreyi cemî‘ tevâbi‘ ve levâhıkı ve kâffe-i menâfi‘ ve merâfıkı ile müvekkil-i mûmâ-ileyh Musli Ağa’ya asâleten ve vekâleten dört bin kıt‘a riyâlî guruşa bey‘-i bâtt-ı sahîh-i şer‘î ile bey‘ ve teslîm edip ol dahi iştirâ ve tesellüm ve kabûl ve kabz ettikden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr dört bin riyâlî guruşu asâleten ve vekâleten bi’t-tamâm ahz ve kabz eylediğinden sonra arsasının dahi hakk-ı tasarrufunu izn-i mütevellî ile müvekkil-i mûmâ-ileyhe ferâğ ve tefvîz ve teslîm ol dahi tefevvuz ve kabûl ve tesellüm ettikden sonra ebniye-i mezbûre mülk-i müşterâsı ve arsa-i mezbûre hakk-ı müfevvazıdır hak ve alâkam kalmadı dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Fi’l-yevmi’l-hâdî ve’l-ışrîn er-Rebî‘ayn li sene sitte ve [seb‘în] ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Veliyyüddin Çelebi b. Hasan el-Müezzin, Mehmed b. Ömer, Fahri Ağa b. Mustafa, Osman Çelebi b. Rıdvan, Yusuf b. Abdullah, Muharrem [b.] Eyüb, umdetü’l-vâkıfîn b. Ahmed Efendi.