|
Bab Mahkemesi 3 Numaralı Sicil (H. 1077 / M. 1666 - 1667) cilt: 17, sayfa: 268 Hüküm no: 290 Orijinal metin no: [37b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Bayezid Camii bitişiğindeki Lala Hüseyin Paşa Vakfı’na ait olup yangında zarar gören ev ve arsasının İstanbul kaymakamı Yusuf Paşa’nın kethüdası Mustafa Ağa’ya üzerine ev yapmak üzere verildiği
Dârü’l-hilâfeti’l-aliyye Kostantıniyye el-mahmiyye’de bi’l-fi‘l kāimmakām-ı sadâret-i uzmâ ve nâib-i menâb-ı vekâlet-i kübrâ olan düstûr-ı ekrem müşîr-i efham nizâmü’l-âlem menâzımü’l-ümem Yusuf Paşa -dâme birruhû ve feşâ- hazretlerinin kethüdâları olan umdetü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim sâhibü’l-mefâhiri’l-aliyye hâviyyü’l-me’âsiri’s-seniyye Mustafa Ağa b. Ferhad meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-imâd ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-evtâdda takrîr-i kelâm ve ta‘bîr ani’l-merâm edip mahmiye-i mezbûrede Sultan Bayezid Hân -aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân- medresesi kurbunda vâki‘ merhûm Lala Hüseyin Paşa evkāfı’ndan olup iki tarafdan vakf-ı mezbûr ve bir tarafdan Sultan Bayezid aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân câmi‘-i şerîfi ve ma‘bed-i latîfinde müezzin olanlara meşrûta odalar ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd yevmî üç akçe icâre-i müecceleli menzil bin yetmiş senesi Zilka‘detü’l-harâmında vâki‘ harîk-i kebîrde muhterik olup arsayı ve bir mikdâr nukzu kalıp üzerine binâya mevkūf bir nesne dahi olmayıp mu‘accelesine olmak üzre üzerine binâya tâlib bir kimesne dahi bulunmayıp nice eyyâm şöyle hâliye ve mu‘attala kalmağın vakf-ı mezbûrun bi’l-fi‘l mütevellîsi olan Ahmed Ağa arsa-i mahdûde-i mezbûreyi müeccelesine yevmî buçuk akçe zam ve ilhâk olunup yevmî üç buçuk akçe icâre-i müeccele ve üzerine edeceği binâ mülkü olmak üzre izin vermek üzre tâlibine arz ve müzâyede ettirdikde icâre-i mezbûre ile benim üzerimde karâr edip tâlib-i âhar bulunmamağın mütevellî-i mezbûr arsa-i mezkûreyi re’y-i hâkim ile icâre-i mu‘accele-i ma‘lûme ve yevmî üç buçuk akçe icâre-i müeccele ile bin yetmiş iki senesi Muharremü’l-harâmı’nın gurresinde bana îcâr ve teslîm ben dahi istîcâr ve tesellüm ettiğimden sonra arsa-i mahdûde-i mezkûrenin üzerinde olan nukz-ı mevcûdu dahi târih-i mesfûrda semen-i misli olan dört bin nakid râyic fi’l-vakt akçeye bana bey‘ ve teslîm ben dahi iştirâ ve kabûl ve kabz ve tesellüm eylediğimden sonra semeni olan meblağ-ı mezkûr dört bin akçeyi tamâmen yedimden alıp kabz edip arsa-i mahdûde-i mezkûre üzerine malım ile nefsim için mülküm olmak üzre binâya bana izin verip vakt-i hâcette müzekkir mâ cerâ olmak için işbu temessükü ba‘de’t-tahrîr yedime vermişdir nazar olunup mûcebince istihkâmen kıbel-i şer‘-i enverden yedime hüccet verilmek matlûbumdur deyû târih-i mezbûr ile müverrah ve mütevellî-i mezkûr Ahmed Ağa’nın imzâ ve hatmi ile mümzâ ve mahtûm temessük ibrâz edip nazar olundukda min külli’l-vücûh takrîr-i meşrûhuna muvâfık bulunmağın mûcebince taraf-ı şerî‘at-ı garrâdan li ecli’l-istihkâm işbu hurûf ketb ve imlâ olunup yedlerine def‘ ve i‘tâ olundu. Fi’l-yevmi’s-sânî ve’l-ışrîn min Cumâdelâhire li sene seb‘a ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-akrân Şaban Ağa Ser-muhzırân, fahrü’l-eşbâh Mehmed Çelebi b. Abdullah Kethüdâ-yı muhzırân, Şükrullah Bey b. Mustafa, Abdi Çelebi b. Hüseyin ve gayruhüm mine’l-huzzâr.
|