|
Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 74 Numaralı Sicil (H. 1072 - 1073 / M. 1661 - 1662) cilt: 28, sayfa: 162 Hüküm no: 151 Orijinal metin no: [32b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
III. Murad’ın kızı Fahrî Sultan’ın vakfiyesi
Elhamdulillahi Rabbi’l-erbâb mâliki’r-rikāb ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ efdalü men ûtiye’l-hikmetin ve fasli’l-hitâb ve alâ âlihî ve ashâbihî hayri’l-âl ve hayri’l-ashâb, ammâ ba‘d bu vakfiye-i sahîha-i şer‘iyyenin sâhibesi ve hayrât ve hasenâtın tâlib ve râgibesi ve kıdvetü’l-muhadderât ve zübdetü’l-muvakkarât tâcü’l-mestûrât aliyyetü’z-zât safiyyetü’s-sıfât Ayşetü’d-dehr Fâtımatü’z-zamân Fahrî Sultan bt. el-merhûm el-mağfûr ed-darrâc ilâ medârici rahmetü Rabbihi’l-gafûr Sultan b. Sultan Murad Hân -eskenallahu te‘âlâ fî gurefi’l-cinân- hazretleri meclis-i şer‘-i şerîfe huzûru müte‘azzire olmağın zikr-i âtî menzil ve bahçeyi vakf eylemek murâd-ı şerîfleri olmağın ikrârını mahallinde ketb ve tahrîr ve terkīm ve tastîr ve hîn-i rücû‘da mütevellî olan da‘vâlarını mahallinde istimâ‘ için kıbel-i şerî‘at-ı mutahharadan mevlânâ Sâlih Efendi irsâl olunup ol dahi zeyl-i vesîkada isimler mastûr olan cemâ‘at-i müslimîn ile belde-i mübâreke-i Hâlidiyye medîne-i Hazret-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî -subbet alâ merkadihî sicâlü rahmeti Rabbihi’l-Bârî-’de Debbâğlar Deresi’nde Sultân-ı müşârün-ileyhâya izâfet ile tahdîd ve tavsîfden müstağnî bahçelerine varılıp akd-i meclis-i şerîf olundukda, müşârün-ileyhâ Sultan hazretleri meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda mukaddemâ olan evkāfına ve hâlâ olan mütevellî nasb ve ta‘yîn eylediği kıdvetü’l-emâcid ve’l-ekârim câmi‘ü’l-mehâmid ve’l-mekârim Sultanzâde Süleyman ibnü’l-merhûm vezîr Davud Paşa mahzarında bi tav‘ihâ ikrâr ve takrîr-i kelâm edip vaktâ ki dünyâ-yı deniyye me’vâ-yı beliyye olup safâsı cefâya gınâsı inâya tebdîl ve tahvîl olduğuna vâkıfe ve azîme oldum ise niyet-i hâlise ve [ta]v‘iyyet-i sâfiye ile hasbeten lillâhi te‘âlâ ve haseneten li rûhi resûlihi’l-mu‘allâ vakf-ı âti’z-zikrin sudûruna değin silk-i mülk-i sahîhimde münselik olan emlâkimden mahmiye-i İstanbul’da Şeyh Süleyman mahallesinde vâki‘ bir tarafdan yine kendi mülküm ve bir tarafdan ba‘zan Abdurrahman Efendi mülkü ve ba‘zan tarîk-i âm ve bir tarafdan Arabzâde mülkü ve bir tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd olup işbu def‘a mahmiye-i mezbûrede vâki‘ olan harîk-i azîmde muhterik olan mülk sarayımın dâhiliyyesini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve âmme-i menâfi‘ ve merâfıkı ve nakzı ile ana muttasıl mülk bostanımı dahi ve medîne-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî -radiye anhu’l-Bârî-’de Debbâğlar Deresi demekle ma‘rûf mahalde vâki‘ bir tarafdan mevkūfâtçı Kâmil Efendi mülkü ve bir tarafdan Ahmed Paşa kethüdâsı ( ) Efendi mülkü ve tarafeyni tarîk-i âm ile mahdûd hâriciyye ve dâhiliyyesi fevkānî ve tahtânî büyût-ı müte‘addideyi müştemil ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire bahçeyi muhtevî mülk menzilimi cemî‘-i tevâbi‘ ve levâhıkı ve âmme-i menâfi‘ ve merâfıkı ile hasbeten li’llâhi’l-azîm ve hereben min ikābihi’l-elîm yevme lâ yenfa‘u mâlün ve lâ benûn illâ men etallâhe bi kalbin selîm malından ifrâz ve vakf-ı sâlih-i muhalled ve haps-i sarîh-i müebbed ile vakf ve haps edip şöyle şart ve ta‘yîn eyledim ki mâdâmki ben libâs-ı hayâtı lâbise ve mesned-i âfiyetde câlise olam menzileyn-i mezbûreyne mutasarrıf olam ve benim vefâtımdan sonra vâlid-i mâcidim sa‘îdü’l-hayât şehîdü’l-memât merhûm Sultan Murad Hân türbe-i şerîfesinde mukaddemâ vaz‘ eylediğim eczâ-i şer[îfenin] mütevellîsi olan mûmâ-ileyh Süleyman Bey yediyle menzileyn-i mezbûreyn hasbemâ cerreti’l-âde îcâr olunup ecr-i mislinden hâsıl olan meblağ re’y-i hâkim ile mikdâr-ı kifâye eczâ-i şerîfe vaz‘ olunup sevâbı rûhiyçün ihdâ oluna. İşbu vakfım benim vefâtımdan sonra ânifen zikr olunan vakfıma mülhak olup tevliyyeti dahi vakf-ı evvel mütevellîsine ve bu iki vakfın tevliyyeti dahi mûmâ-ileyh Sultanzâde Süleyman Bey’e meşrûta olup vakf-ı merkūm şürûtunun tebdîl ve tağyîr ve tekbîr ve tevfîr ve taklîl ve teksîri merreten ba‘de uhrâ yedimde ola deyû fâriğaten ani’ş-şugūl menzileyn-i mezbûreyni mütevellî-i mûmâ-ileyh Süleyman Bey’e bundan akdem def‘ ve teslîm, ol dahi ba‘de’t-tahliyye vakfiyyet üzre kabz ve tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda tasarruf eyledikleri minvâl üzre tasarruf eyledi deyû ikrâr ve i‘tirâf buyurduklarında gıbbe’t-tasdîki’l-mu‘teber vâkıfe-i mûmâ-ileyhâ -tekabbelallâhu te‘âlâ hayrâtihâ- meclis-i mezbûrda mütevellî-i müşârün-ileyh mahzarında takrîr-i da‘vâ edip vakf-ı akār İmâm-ı Evvel Ebû Hanîfe Kûfî Numan b. Sâbit hazretleri katında gayr-ı lâzım olduğundan mâ‘adâ İmâm-ı Sâlis Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî re’y-i şerîfi üzre vâkıf vakfının menâfi‘ini kendiye şart ve ta‘yîn etmekle vakf-ı merkūm sahîh olmayıp vakf-ı mezbûrdan rücû‘ meşrû‘ olmağın vakf-ı mezbûrda rücû‘ eyledim. Mütevellî-i mezbûrun menzileynden kasr-ı yedine tenbîh olunmak taleb eyledim dedikde mütevellî-i mûmâ-ileyh dahi cevâb-ı savâba mütesaddî olup vakf-ı akār hazret-i imâm-ı sânî mezheb-i şerîflerinde sahîh ve meşrû‘ olduğundan mâ‘adâ [33a] vâkıf mücerred vakaftü demekle ve hazret-i İmâm Muhammed mezheb-i şerîfi üzre teslîm ile’l-mütevellî olmak ile vakfa lüzûm ârız olmağın imâmeyn-i hümâmeyn semîn-i kamereyn bedreyn-i münîreyn re’y-i reşîdleri üzre vakf-ı mezkûrdan rücû‘ gayr-ı meşrû‘dur teslîmden imtinâ‘ ederin deyû ismi mezkûr olan mevlânâ-yı muharrirü hâze’l-kitâb tûbâ-lehû ve hüsnü me’âb huzûrunda mürâfa‘a olduklarında, mevlânâ-yı mezbûr dahi cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp âlimen bi’l-hilâf fi’l-hükmi bi’l-evkāf re’y-i imâmeyn üzre lüzûm-ı vakf-ı mezkûra mahallinde hükm-i şer‘î ve vâki‘ü’l-hâli vukū‘u üzre tahrîr, ba‘dehû meclis-i şer‘a gelip inhâ ve takrîr etmeğin sadr-ı kitâb-ı sıhhat-nisâbı tevkī‘-i müstetâbı ile şeref-yâb eden âlim-i rabbânî vâsıl-ı samedânî ve hâkim-i hâsim hazretleri dahi vakf-ı mezkûrun lüzûmuna ve şürût ve kuyûdunun husûs ve umûrun sıhhatine hükm-i şer‘î ve kazâ-i mer‘î edip min ba‘d vakf-ı merkūm vakf-ı sahîh ve lâzım kabîlinden olmağla mecma‘un-aleyh olup naks ve nakzına mecâl muhâl ve tağyîr ve tebdîl mümteni‘ü’l-ihtimâl oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm” ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm cerâ zâlike. Ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâbi‘ min şehri Ramazâni’l-mübârek li sene isneteyn ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Mustafa Ağa b. Ahmed çorbacı, Reyhan Ağa b. Abdullah başağa, Üveys Bey b. Mehmed Kethüdâ-yı teberdârân, Şaban Bey Ser-bölük-i teberdârân, Hasan Bey Ser-oda-i teberdârân, İbrahim Bey b. Yakub ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.
|