.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 74 Numaralı Sicil (H. 1072 - 1073 / M. 1661 - 1662)
cilt: 28, sayfa: 391
Hüküm no: 411
Orijinal metin no: [89a-2]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Kaya bt. İsmail’in mirası hususunda oğlu Eyüb Çelebi’nin kardeşi Mehmed Çelebi ile sulh olması

Medîne-i Hazret-i Ebâ Eyyûb el-Ensârî -dâme fî rıdvâni’l-Bârî-’de Ali Paşa mahallesinde sâkine iken bundan akdem vefât eden Kaya bt. İsmail nâm hâtunun verâseti, sadrî kebîr oğulları Mehmed Çelebi ve Eyüb Çelebi ibney Hasan nâm kimesnelere münhasıra olduğu şer‘an zâhir ve müte‘ayyin oldukdan sonra mezbûr Eyüb Çelebi meclis-i şer‘-i şerîfde li ebeveyn karındaşı işbu hâmilü’l-kitâb mezbûr Mehmed Çelebi mahzarında tav‘an ikrâr ve takrîr-i kelâm edip vâlidemiz müteveffât-ı mezbûrenin emlâkinden olup mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan Hatice mülkü ve tarafeyni Rahime Hâtun mülkü ve bir tarafdan dayımız merhûm İbrahim Çelebi veresesi mülkü ve ba‘zan tarîk-i hâs ile mahdûd olan mecmû‘-ı menzil ber mûceb-i defter-i kassâm karındaşım mezbûr ile bi’l-irsi’ş-şer‘î bana isâbet ve intikāl edip lâkin ben ol zamânda sagīr olmağla menzil-i mezbûr beynimizde tevzî‘ ve taksîm olunmayıp ilâ hâze’l-ân beynimizde müşterek kalmışdı el-hâletü hâzihî menzil-i mahdûd-ı mezkûrdan irsen bana isâbet ve intikāl eden nısf hisse-i şer‘iyye-i şâyi‘amı, menzil-i mahdûd-ı mezkûrun mecmû‘una vâzı‘ü’l-yed olan karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi’den taleb ve da‘vâ eylediğimde karındaşım mezbûr menzil-i mahdûd-ı mezkûru babamız olup vâlidemizden sonra fevt olan mezbûr Hasan hâl-i hayâtında bana hibe ve temlîk ve teslîm ve ben dahi ittihâb ve temellük ve tesellüm eylemişimdir deyû cevâb vermeğin beynimizde münâza‘ât-ı kesîre cereyân etmişdi el-hâletü hâzihî beynimizde muslihûn tavassut edip menzil-i mahdûd-ı mezkûr bi’l-irsi’ş-şer‘î bana isâbet ve intikāl eden nısf hisse-i şâyi‘am da‘vâsından karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi ile beni on üç bin fıddî nakd-i râyic fi’l-vakt akçe üzerine inşâ-i akd-i sulh eylediklerinde karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi menzil-i mahdûd-ı mezkûr vâlidemiz müteveffât-ı mezbûreden kendisi ile bana irsen isâbet ve intikāl eylediğini huzûr-ı hâkimde ikrâr edip ikrârı sicil ve hüccet olundukdan sonra ben dahi sulh-i mezbûru kabûl ve bedel olan mezbûrü’n-na‘t on üç bin akçeyi karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi yedinden tamamen alıp kabz edip menzil-i mahdûd-ı mezkûrdan bana isâbet eden nısf hisse-i şer‘iyye-i şâyi‘am da‘vâsından karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi’nin zimmetini ibrâ ve iskāt eyledim min ba‘d karındaşım mezbûr Mehmed Çelebi ile vechen mine’l-vücûh menzil-i mezbûra müte‘allik da‘vâ ve nizâ‘ım yokdur, zuhûr dahi ederse lede’l-hükkâmi’l-kirâm mesmû‘a olmasın deyicek gıbbe’t-tasdîki’l-mu‘teber mâ hüve’l-vâki‘ bi’t-taleb kayd şüd. Fi’l-yevmi’s-sâbi‘ aşer min Zilhicceti’ş-şerîfe li seneti isneteyn ve seb‘în ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Receb Çavuş el-Mübâşir, Ali Çelebi b. Hızır, Mehmed Efendi el-İmâm, Ahmed Ağa b. İslâm, Halil Çelebi b. Hüdâverdi, Ali Çelebi el-Yesârî, el-Hâc İvaz Çelebi er-Râcil, Mehmed Çelebi b. Musli, Sâlih Efendi b. Mehmed, Ali Beşe Çukadâr, Hüseyin muhzır ve gayruhüm mine’l-hâzırîn.