.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 90 Numaralı Sicil (H. 1090 - 1091 / M. 1679 - 1680)
cilt: 31, sayfa: 172
Hüküm no: 137
Orijinal metin no: [22b-2]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Âişe bt. Mehmed’in parasını vakf etmesi

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn ve’s-salâtü ve’s-selâm alâ Muhammed seyyidi’l-mürselîn ve alâ âlihî ve ashâbihî ve alâ men‘ tebi‘ahüm bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbın tahrîr ve inşâsına bâ‘ise ve bâdiye oldur ki medîne-i Hazret-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî -radiye anhu Rabbühü’l-Bârî- mahallâtından Düğmecibaşı mahallesi sâkinelerinden sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât ve tâlibetü’s-sadakāt ve’l-meberrât fahrü’l-muhadderât Âişe Hâtun bt. Mehmed tarafından vakf-ı âti’t-tafsîli ikrâra vekîl olup hasm-ı câhid mahzarında mezbûrenin zâtına ma‘rifet-i şer‘iyye ile ârifân olan Hasan Çelebi b. İbrahim ve Mehmed Çelebi b. Mustafa nâm kimesneler şehâdetleri ile şer‘an vekâleti sâbite olan Abdülganî Çelebi b. Hüseyin mahfil-i kazâ ve mahfil-i hükm ve imzâda vakf-ı câ’i’z-zikre li ecli’t-tescîl ve’l-itmâm mütevellî nasb ve ta‘yîn olunan Abdullah Efendi b. Murad mahzarında bi’l-vekâle ikrâr-ı tâm ve takrîr-i kelâm edip müvekkilem mezbûre Âişe Hâtun ahlas-ı mâl ve etyab-ı menâlimden yüz kıt‘a esedî guruş ifrâz ve hasbeten lillâhi’l-meliki’s-samed vakf-ı sahîh-i müebbed ile vakıf ve haps edip şöyle şart ve ta‘yîn eyledi ki meblağ-ı mezkûr yed-i mütevellî ile beher sene onu on bir buçuk hesâbı üzre ale’l-vechi’ş-şer‘î istirbâh ve istiğlâl olunup hâsıl olan gallesinden medîne-i mezbûrede Câmi‘-i Kebîr mahallesinde vâki‘ merhûm Sadeddin Efendi zâviyesi’nde hâlâ şeyh olup müvekkile-i mezbûrenin veled-i uhrevîsi olan umtedü’l-meşâyih eş-Şeyh Yahya Efendi b. el-merhûm Şaban Efendi’ye beher ay birer keyl pirinç alıverile ve galle-i mezkûreden fazla kalan meblağa müvekkile-i mezbûre hayâtda oldukça mutasarrıfe olup fevtinden sonra mûmâ-ileyh Yahya Efendi mutasarrıf ola ve vakf-ı mezkûra müvekkile-i mezbûre hayâtda oldukça kendi mütevelliye ola ba‘de vefâtihâ mûmâ-ileyh Yahya Efendi mütevellî olup galle-i mezkûreden bâkī kalan fazlaya mutasarrıf ola ve müşârün-ileyh Yahya Efendi’nin vefâtından sonra tevliyyet ve galle-i mezkûreye mûmâ-ileyh Yahya Efendi’nin evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı batnen ba‘de batnin mutasarrıf olalar ba‘de’l-inkırâz zâviye-i mezkûrede şeyh olanlar ber vech-i muharrer tevliyyet ve galle-i mezkûreye mutasarrıf olalar ve mürûr-ı eyyâm ile şurût-ı mezkûreye ri‘âyet müte‘azzir olursa gallesi mutlaka fukarâ-i müslimîne sarf oluna deyû meblağ-ı mezkûru mütevellî-i merkūma târih-i kitâbdan üç ay mukaddem teslîm ol dahi tesellüm edip sâir mütevellîler evkāfda tasarruf eyledikleri gibi mutasarrıf oldu dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vekîl-i mezbûr kelâmını semt-i âhara sarf edip vakf-ı nukūd ve ana müteferri‘a şurût ve kuyûd eimme-i selâse-i nehârîr katlarında gayr-ı sahîh olmağın nukūd-ı mezbûrenin vakfiyyetinden vekâletim hasebiyle rücû‘ eyledim ve ribhinden üç ayda cihet-i tevliyyet deyû mezbûr Abdullah Efendi’nin olduğu doksan akçeden ecr-i mislinden ziyâde ahz eylediği kırk beş akçeyi taleb ederim suâl olunsun dedikde gıbbe’s-suâl mütevellî-i mezbûr cevâbında fi’l-hakīka hâl bast olunan minvâl üzredir, lâkin İmâm Züfer -aleyhi rahmetü’l-meliki’l-ekber-den İmâm Ensârî rivâyeti üzre vakf-ı nukūd ve ana mübteniye şurût ve kuyûd sahîh ve câizdir deyû redden imtinâ‘ ve kadr-i zâidden berâat-i zimmet iddi‘â edip hâkim-i muvakki‘-i kitâba mürâfa‘a olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh rivâyet-i merkūme üzre vakf-ı mezbûrun sıhhatine ve mütevellî-i mezbûrun meblağ-ı müdde‘â-bîhden berâat-i zimmetine hükm ettikden sonra vekîl-i mezbûr bu vechile merâmına vâsıl olması için semt-i âhara sâlik, eğerçi vakf-ı nukūd İmâm Züfer katında sahîh ve meşrû‘dur fe-ammâ imâm-ı müşârün-ileyhden lüzûm mervî olmadığından İmâm Ebû Hanîfe -radiyallâhu anh- hazretleri katında sıhhat lüzûm ifâde etmediği bî-şekdir, bu takdîrce meblağ-ı merkūmun vakfiyyetinden rücû‘a mâni‘ yokdur deyû deyip meblağ-ı menkūdu ve ecr-i mislinden ziyâde ribhden aldığı kırk beş akçeyi tekrâr istirdâd edicek mütevellî-i mezbûr cevâb verip çünkü vakf-ı nukūd bi’l-hükmi’l-mezbûr sıhhat üzre mukarrer olucak İmâm Ebû Yusuf hazretleri katında vâkıfın mücerred vakaftü kavli ile ve İmâm-ı Rabbânî Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî hazretli katında mütevellîye teslîm ve zikr-i teb‘îdden sonra sıhhat müstelzim-i lüzûm olmağın anların kavli üzre lüzûmuna dahi hüküm taleb eylerim dedikde hâkim-i mûmâ-ileyh ba‘de’t-te’emmül cânib-i vakfı evlâ görüp alâ re’yi’l-imâmeyni’l-müşârün-ileyhimâ vakf-ı mezbûrun lüzûmuna dahi hükm etmek ile vakf-ı merkūm sahîh ve lâzım oldu. Cerâ zâlik ve hurrire fi’l-yevm ( ) min Şa‘bâni’l-mu‘azzam li sene tis‘în ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Mehmed Efendi b. Nasuh, Abdüsselâm Efendi b. Nasuh, es-Seyyid Ârif Çelebi b. Mustafa, Mehmed b. Eyüb, Mehmed b. Mahmud, Hasan b. Abdullah, Ali b. Abdullah.