|
Eyüb Mahkemesi (Havass-ı Refia) 90 Numaralı Sicil (H. 1090 - 1091 / M. 1679 - 1680) cilt: 31, sayfa: 176 Hüküm no: 142 Orijinal metin no: [23a-4] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Âişe bt. Halil’in vefat eden kocası Mehmed b. Piyâle’de alacağı olduğu
Medîne-i Hazret-i Ebâ Eyyûb-i Ensârî -radiye anhu Rabbühü’l-Bârî-’de el-Hâc Hüsrev mahallesi sükkânından iken bundan akdem fevt olan Mehmed b. Piyâle nâm müteveffânın terekesinin rub‘u zevcesi Âişe bt. Halil nâm hâtuna ve selâse erbâ‘ı zâhirde vâris-i ma‘rûfu olmamağla cânib-i beytülmâle âid olduğu şer‘an zâhir ve mütehakkik oldukdan sonra işbu râfi‘atü’l-vesîka mezbûre Âişe Hâtun mahfil-i kazâda medîne-i mezbûrede vâki‘ olan beytülmâli kabza memûr olmağla tereke-i müteveffâ-yı mezbûra vaz‘-ı yed edip hâlâ hazret-i müşârün-ileyh evkāfına mütevellî olan fahrü’l-emâsil ve’l-akrân Yusuf Ağa b. ( ) tarafından husûs-ı âti’l-beyâna vekîl-i sâbitü’l-vekâlesi olan Mehmed Bey b. Mehmed mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip zevcim müteveffâ-yı mezbûrun hayâtında zimmetinde mütekarrir ve ma‘kūdun-aleyh olan üç bin akçe mehr-i müeccel hakkım ile cihet-i deyn-i şer‘îden on iki bin akçe dahi ki cem‘an on beş bin akçe hakkım olup kable’l-istîfâ vefât etmek ile zimmetinde kalmışdı hattâ zevcim müteveffâ-yı mezbûr bana ber vech-i muharrer on beş bin akçe deyni olduğunu hâl-i hayâtında huzûr-ı müslimînde kirâren mirâren ikrâr dahi etmişdir hâlâ tereke-i vâfiyesinden bana edâya vekîl-i mezbûra tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde gıbbe’s-suâl vekîl-i mezbûr tereke-i müteveffâ-yı merkūma vaz‘-ı yedini ikrâr lâkin müdde‘iyye-i mezbûrenin zevci müteveffâ-yı mezbûrun üzerinde minvâl-i muharrer üzre on beş bin akçe hakkı olduğunu inkâr edicek müdde‘iyye-i mezbûrede da‘vâsını mübeyyine beyyine taleb olundukda udûl-i ahrâr-ı ricâlden olup mahalle-i mezbûre sükkânından Mustafa Efendi b. Hüseyin el-İmâm ve Mustafa Çelebi b. Hüseyin ve Ahmed b. Abdullah nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde makām-ı kazâya hâzırûn olup istişhâd olunduklarında fi’l-hakīka müteveffâ-yı mezbûr hâl-i hayâtında zevcesi müdde‘iyye-i merkūmeye vech-i meşrûh üzre meblağ-ı mezkûr on beş bin akçe zimmetinde lâzımü’l-kazâ deyni olduğunu bizim huzûrumuzda kirâren ve mirâren ikrâr ve bizi işhâd eyledi biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyû her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iyye eylelediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiyye şehâdetleri makbûle oldukdan sonra zikr olunan on beş bin akçeden müteveffâ-yı mezkûrdan hayâtında ba‘zan ahz ve istîfâ veya hibe veya âhara havâle ve yahud taraf-ı şer‘iyyeden bir tarîk ile zimmetini ibrâ eylemediğine müdde‘iyye-i mezbûre Âişe’ye yemîn teklîf olundukda ol dahi alâ vefki’l-mes’ûl yemîn billâhi’l-aliyyi’l-azîm etmeğin mûcebiyle meblağ-ı mezkûru müteveffâ-yı mezbûrun tereke-i vâfiyesinden müdde‘iyye-i merkūmeye edâ ve teslîme vekîl-i mezbûr Mehmed Bey’e tenbîh birle mâ vaka‘a bi’t-taleb kayd olundu. Fi’l-yevmi’t-tâsi‘ ve’l-ışrîn min Şa‘bâni’l-mu‘azzam li sene tis‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Mehmed b. Eyüb, Mehmed b. Mahmud, Hüseyin b. Ali, Ali b. Abdullah, Hasan b. Abdullah, Dilâver b. Abdullah.
|