.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüp Mahkemesi 175 Numaralı Sicil (H. 1157-1159 / M. 1745-1746)
cilt: 71, sayfa: 313
Hüküm no: 252
Orijinal metin no: [65a-2]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Bakkal Mustafa Beşe’nin vefât etmeden önce bakkal dükkanındaki eşyalarını ortağı Osman’a satmış olduğu

Husûs-ı âti’l-beyânın mahallinde istimâ‘ ve tahrîri için savb-ı şer‘-i enverden Mevlânâ Mustafa Efendi b. Hüseyin irsâl olunup ol dahi medîne-i Hazret-i Ebî Eyyüb el-Ensârî -aleyhi rahmetü rabbihi’l-bârî-’de Şah Sultan Mahallesiʼnde sâkin iken bundan akdem vefât eden Bakkāl Mustafa Beşe b. Ahmed’in hayâtında sâkin olduğu menzile varıp zeyl-i kitâbda muharrerü’l-esâmî Müslimîn huzûrunda akd-i meclis-i şer‘-i Nebevî ettikde müteveffâ-i mezbûrun muʻtıkı işbu râfiʻü’l-kitâb Osman b. Abdullah nâm kimesne meclis-i ma‘kūd-ı mezkûrda müteveffâ-i mezbûrun zî-rahm cihetinden vârisi ve hâlası oğlu olup terekesine bi’l-verâse vâzıʻu’l-yed olan Abdullah Beşe b. Süleyman mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip müteveffâ-i mezbûr Bakkāl el-Hâc Mustafa Beşe b. Ahmed b. Abdullah mahalle-i mezbûrede vâki‘ ticâret eylediği bakkāl dükkânı derûnunda mevcûd mâlik olduğu bakkāl emtiʻasından dört kantar ve dört bakır te[râzi] ve üç buçuk vakıyye tuç dirhem ve bir kebîr ve üç sagīr revgan-ı zeyt küpü ve dört revgan-ı sâde tepsisi [65b] ve beş bâdiye süzgüsü ve yirmi vakıyye teneke ve elli nardenk destisi ve on pekmez destisi, şa‘îr kalburu ve bir kebîr sirke mancanası ve yedi kebîr asel fıçısı ve iki revgan-ı sâde fıçısı ve on beş futun ve on beş sagīr ve kebîr tabla ve dört kofa ve bir demir ve iki şinik ve altı sagīr futun ve iki peynir bıçağı ve üç akçe tahtası ve bir altın veznesi ve iki kebîr nişasta kutusu ve yirmi beş sagīr ve kebîr kazevî ve bir sarımsak havanı ve bir sagīr tencere ve bir sagīr tâbeyi bin yüz elli beş senesi Cemâziyelevvel’inin onuncu günü târîhiyle müverrah yedimde olan mümzâ ve mahtûm temessük nâtık olduğu üzere müteveffâ-i mezbûr Bakkāl el-Hâc Mustafa Beşe safka-i vâhide ile yüz yetmiş guruşa bana huzûr-ı Müslimîn’de beyʻ ve temlîk ve teslîm eylediğinde ben dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabz ve kabûl eylediğimden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr yüz yetmiş guruş mütâlebesinden benim zimmetimi ibrâ ve ıskāt edip ol vechile zikr olunan bakkāl emtiʻası benim mülk-i müşterâm olmuş iken merkūm Abdullah Beşe tereke-i müteveffâ-i mezbûrdan olmak üzere bi-gayr-ı hakkın vaz‘-ı yed murâd eder, suâl olunsun dedikde gıbbe’s-suâl mezbûr Abdullah Beşe cevâbında zikri mürûr eden bakkāl emtiʻasına vaz‘-ı yedini ikrâr lâkin müdde‘î-i mezbûrun ber-vech-i muharrer müddeʻâsını inkâr edicek, müdde‘î-i mezbûrdan müddeʻâsını mübeyyine beyyine taleb olundukda udûl-ı ahrâr-ı ricâl-i Müslimîn’den mahalle-i mezbûrede sâkin eş-Şeyh es-Saʻdi es-Seyyid Abdurrahman Efendi b. es-Seyyid Yusuf ve medîne-i mezbûrede hâlâ Câmi‘-i Kebîr hatîbi fahrü’l-eimme el-Hâc Mehmed Efendi b. Mustafa Efendi ve el-Hâc Mehmed b. el-Hâc Hüseyin ve el-Hâc İbrahim Ağa b. Mehmed ve Ali Beşe b. Hasan ve Bayrakdâr Mehmed Ağa b. İbrahim nâm kimesneler li-ecli’ş-şehâde meclis-i ma‘kūd-ı mezkûra hâzirûn olup isre’l-istişhâd fi’l-hakīka müteveffâ-i mezbûr Bakkāl el-Hâc Mustafa Beşe b. Ahmed b. Abdullah mahalle-i mezbûrede vâki‘ ticâret eylediği bakkāl dükkânı derûnunda mevcûd mâlik olduğu bakkāl emtiʻasından dört kantar ve dört bakır terâzi ve üç buçuk vakıyye tuç dirhem ve bir kebîr ve üç sagīr revgan-ı zeyt küpü ve dört revgan-ı sâde destisi ve beş bâdiye süzgüsü ve yirmi vakıyye teneke ve elli nardenk destisi ve on pekmez destisi ve iki şa‘îr kalburu ve bir kebîr sirke mancanası ve yedi asel fıçısı ve iki revgan-ı sâde fıçısı ve on beş futun ve on beş sagīr ve kebîr tabla ve dört kofa ve bir demir ve iki şinik ve altı sagīr futun ve iki peynir bıçağı ve üç akçe tahtası ve bir altın veznesi ve iki kebîr nişasta kutusu ve yirmi beş sagīr ve kebîr kazevî ve bir sarımsak havanı ve bir sagīr tencere ve bir sagīr tâbeyi bin yüz elli beş senesi Cemâziyelevvel’inin onuncu günü târîhiyle müverrah müdde‘î-i mezbûrun yedinde olan mümzâ ve mahtûm temessük nâtık olduğu üzere müteveffâ-i mezbûr Bakkāl el-Hâc Mustafa Beşe işbu muʻtakı müdde‘î-i mezbûr Osman nâm kimesneye safka-i vâhide ile bizim huzûrumuzda yüz yetmiş guruşa beyʻ ve temlîk ve teslîm eylediğinde ol dahi ber-vech-i muharrer iştirâ ve temellük ve tesellüm ve kabz ve kabûl eylediğinden sonra semeni olan meblağ-ı mezbûr yüz yetmiş guruş mütâlebesinden muʻtıkı müdde‘î-i mezbûr Osman’ın zimmetini ibrâ ve ıskāt edip ol vechile zikr olunan bakkāl emtiʻası müdde‘î-i mezbûrun mülk-i müşterâsı ve hakk-ı sırfı olmuşdur, biz bu husûsa bu vech üzere şâhidleriz, şehâdet dahi ederiz deyü herbiri edâ-yı şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de’t-ta‘dîl ve’t-tezkiye şehâdetleri makbûle olmağın mûcebiyle baʻde’l-hükm vâki‘ hâli mevlânâ-yı mezbûr mahallinde ketb u tahrîr ba‘dehû ma‘an ba‘s olunan ümenâ-i şer‘den Çukadâr Ahmed Ağa ve Muhzır es-Seyyid Ahmed ile meclis-i şer‘a gelip herbiri alâ-vukū‘ihî inhâ ve takrîr etmeğin mâ-vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu.

Fi’l-yevmi’s-sâbiʻ aşer min-Rebîʻi’l-evvel li-sene tisʻa ve hamsîn ve mi’e ve elf.

Şuhûdü’l-hâl: Eş-Şâhidûnü’s-sâbıkūn.