.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Eyüp Mahkemesi 182 Numaralı Sicil (H. 1154-1161 / M. 1741-1748)
cilt: 72, sayfa: 614
Hüküm no: 1001
Orijinal metin no: [114a-1]
Bu defter İBB Kültür A.Ş. ve Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Pîr Ahmed Bey Evkâfı’nın tevliyet görevini yürüten Fâtıma Hatun’a müdâhale edenlerin men edilmesi

İşbu râfiʻu tevkīʻ-i refîʻu’ş-şân-ı Hâkānî Fâtıma Hatun an-evlâd-ı vâkıf Dîvân-ı hümâyûnuma arzuhâl sunup Şeyhü’l-İslâm nezâretinde âsûde olan evkāfdan defterdâr-ı esbak müteveffâ Abdüsselâm Efendi evlâdından müteveffâ Pîr Ahmed Bey nâm sahibü’l-hayrın Havâss-ı refîʻa kazâsı muzâfâtından Sütlüce karyesinde vâkiʻ evkāfının tevliyeti yedinde olan vakfiye-i maʻmûlün-bihâ mûcebince kendi evlâd-ı vâkıfdan ve batn-ı evvelde olup derecede mukaddem ve nevbet-i tasarruf-ı tevliyet kendine münhasıra iken Sâliha ve Habibe hatunlar bilâ-mûcib müdâhale etmeleriyle ol bâbda işbu istidʻâ-yı inâyet etmeğin defterdâr-ı sâbık müteveffâ Abdüsselâm Efendi Vakfı’nın mahâll-i kaydı Harameyni’ş-şerîfeyn muhâsebesinde mastûr olup Sütlüce’de Pîr Ahmed Bey Vakfı’nın kaydı bulunmadığı derkenâr olunmağın mezkûre Fâtıma bt. el-Hâc Ali nâm hatun zâtı taʻrîf-i şerʻî ile muʻarrefe oldukdan sonra meclis-i şerʻde diyâr-ı âharda sâkine Şerife Habibe nâm hatun ile nevbet-i tasarruf kendilerinin olmak zuʻmuyla vakf-ı mezbûrun bi’l-iştirâk mütevellîsi olan zâtı taʻrîf-i şerʻî ile muʻarrefe Şerife Sâliha bt. Seyyid Mustafa ile kız karındaşı mezbûre Şerife Habibe bt. Seyyid Mustafa’nın husûs-ı âtîde vekîli olduğu ber-nehc-i şerʻî sâbit olan zâtı muʻarrefe anası Zeyneb Hatun mahzarlarında vâkıf-ı mûmâ-ileyh Pîr Ahmed tevliyet-i vakf-ı mezbûru batnen baʻde batnin evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına vakf ve şart eylediği yedinde olan vakfiye-i maʻmûlün-bihâda musarrah olup ve mezbûrûn Şerife Habibe ve Şerife Sâliha vâkıf-ı mûmâ-ileyhin oğlu Derviş Mehmed’in oğlu Dede Mehmed’in oğlu Mustafa Bey’in kızı el-Hâce Emine’nin oğlu es-Seyyid Mehmed’in oğlu es-Seyyid Mustafa’nın sulbiye kızları olmağla tevliyet-i mezbûreye nevbet-i tasarruf kendilerinin olmak zuʻmuyla mutasarrıfeler olmuşlar idi hâlâ ben vâkıf-ı mezbûr Pîr Ahmed Bey’in oğlu Derviş Mehmed’in oğlu Dede Mehmed’in oğlu Mustafa Bey’in kızı el-Hâce Emine’nin oğlu el-Hâc Ali’nin sulbiye kızı olup tertîb-i mezkûr üzere ben vâkıf-ı mezbûra intimâda mezbûretân Şerife Habibe ve Şerife Sâliha’dan bir derece mukaddem batn-ı evvelde olmağla hâlâ vakf-ı mezbûra ber-mûceb-i şart-ı vâkıf nevbet-i tasarruf benim olduğuna binâʼen suâl olunup takrîrleri tahrîr ve mezbûre Şerife Sâliha ve Şerife Habibe’nin mutasarrıfe olduğu tevliyet-i mezbûre bana tevcîh buyrulmak matlûbumdur deyü daʻvâ etdikde mezbûre Şerife Sâliha ve vekîl-i mezbûre Zeyneb Hatun dahi cevâblarında vâkıf-ı mezbûr Pîr Ahmed’in tevliyet-i vakf-ı mezbûru ber-mûceb-i şart-ı vakfiye-i maʻmûlün-bihâ batnen baʻde batnin evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart ve taʻyîn eylediğini ve ber-minvâl-i muharrer kendilerin nesebini tertîb-i mezkûr üzere müddeʻiye-i mezbûre Fâtıma’nın dahi kezâlik nesebi tertîb-i mezkûr üzere müddeʻiye-i mezbûre Fâtıma ve vâkıf-ı mûmâ-ileyhe intimâda kendilerden bir derece mukaddem olup batn-ı evvelde olmağla tevliyet-i mezbûreye nevbet-i tasarruf müddeʻiye-i mezbûre Fâtıma’nın olduğunu bi’t-tavʻi’s-sâf bi’l-asâle ve bi’l-vekâle her biri ikrâr ve iʻtirâf etmekle alâ-mûcib-i iʻtirâfihimâ mezbûre Şerife Habibe ve Şerife Sâliha mutasarrıfe oldukları tevliyet-i mezbûreden refʻ olunup ber-mûceb-i şart-ı vâkıf müddeʻiye-i mezbûre Fâtıma Hatun ibnetü el-Hâc Ali’ye tevliyet-i mezbûre tevcîh ve müceddeden Harameyni’ş-şerîfeyn muhâsebesine kayd ve yedine berât-ı şerîf-i âlîşân verilmesi şerʻan iktizâ eylediğin kıdvetü’l-ulemâʼi’l-muhakkıkîn Evkāf Müfettişi Mevlânâ Karabâğîzâde İsmail −zîde ilmuhu− iʻlâm etmekle iʻlâm-ı mûcebince tevcîh olunmak içün aʻlemü’l-ulemâʼi’l-mütebahhirîn efdâlü’l-fudalâʼi’l-müteverriʻîn bi’l-fiʻil Şeyhülislâm olup vakf-ı mezbûr nâzırı olan Mevlânâ Mehmed Esad −edâmallâhu teʻâlâ fezâʼiluhu− işâret etmekle işâretleri mûcebince tevcîh ve mahalline kaydolunmak bâbında fermân-ı âlîşânım sâdır olmağın hakkında mezîd-i inâyet-i Pâdişâhânem zuhûra getirip bin yüz altmış iki senesi Rebî‘u’l-evveli’nin gurresi günü târîhiyle müverrah verilen ruûs-ı hümâyûn mûcebince bu berât-ı hümâyûn-ı saʻâdet-makrûnu verdim ve buyurdum ki; mezbûre Fâtıma Hatun varıp mezbûretânın refʻlerinden ber-mûceb-i şart-ı vâkıf vakf-ı mezbûrun evlâdiyet üzere mütevellîsi olup hizmet-i lâzımesin edâ eyledikden sonra bundan evvel tevliyet-i mezbûre ne vechile mutasarrıf olagelmişler ise mezbûre Fâtıma Hatun dahi ol minvâl üzere mutasarrıfe olup taraf-ı âhardan hiç ferd mâniʻ ve dâfiʻ ve müzâhim olmayıp dahl ü taʻarruz kılmayalar, şöyle bileler alâmet-i şerîfe iʻtimâd kılalar.

Tahrîren el-yevmi’s-sâbiʻ Rebî‘u’l-evvel li-sene isneyn ve sittin ve miʼe ve elf.