|
Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599) cilt: 35, sayfa: 330 Hüküm no: 430 Orijinal metin no: [63a-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
El-Hâc Nurullah b. Hüseyin’in evini vakfettiği
Hamdü ve sipâs ve şükr-i bî-kıyâs ol cenâb-ı rabbü’l-erbâb ve mâlikü’r-rikāb hâlik-ı bî-misâl ve râzık-ı bî-zevâl üzerine olsun kim kâffe-i kâinâtı nizâm-ı bedî‘ üzre ibdâ‘ ve âmme-i masnû‘âtı üslûb-ı menî‘ üzre ihtirâ‘ eyledi. Celle celâlühû ve âmme nevâlüh. Ve sıla-i salavât-ı nâ-mahdûd ve hediyye-i tahiyyât-ı gayr-ı ma‘dûd ol cenâb-ı risâlet-penâh ve nübüvvet-destgâh efdalü evlâd-ı beşer şefî‘ rûz-ı mahşer pîşvâ-yı enbiyâ ve mürselîn muktedâ-yı evvelîn ve âhirîn Ahmed-i müctebâ ve Muhammed Mustafâ üzerine olsun kim erkân-ı dîn-i mübîn mümehhid-i ebvâb-ı şer‘-i metîni müşeyyed edip sâlikân-ı edviyeyi tâlib olanları levâmi‘-i envâr-ı şer‘-i mübîn ile sübül-i selâmete hidâyet ve tarîk-i hakka da‘vet eyledi. Ve tahiyyât-ı firâvân ve tekrîmât-ı bî-pâyân âl ve ashâb ve ahbâbının ervâh-ı tayyibelerine olsun ki tarîk-i hakka hâdîler ve şer‘-i mübîn ile münâdîlerdir -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în ammâ ba‘d sebeb-i tahrîr-i sahîfe-i şer‘iyye ve bâ‘is-i tahrîr-i makāle-i mer‘iyye oldur ki mahmiye-i Galata’da Emekyemez mahallesinden hâccü’l-haremeyn zâirü’s-Safâ ve’l-Merveteyn el-Hâc Nurullah b. Hüseyin nâm kimesne vaktâ ki mecârî-i ahvâlinde tefekkür ve mebâdî-i umûr-ı mâlından tedebbür edip Cenâb-ı Vehhâb-ı Hakk’dan ve cânib-i feyyâz-ı mutlakdan kendiye vâsıl olan ni‘amâ-i mütevâfirenin hamdine tâkat ve âlâ-i mütekâsirenin şükrüne mecâl ve miknet müyesser ve makdûr-ı beşer değil idiğin ilme’l-yakīn bilip bu cihân-finâsında fenâ nişânı a‘yân ve gınâsı ile ınâsı tev’emân cefâsı vefâsından evfer belâsı safâsından ekser idiğin ayne’l-yakīn görüp sa‘âdet-i ilhâm ve müsâ‘adet-i in‘âm gayrı mütenâhiye mazhar düşüp ol kerîm ilâh hazretinin “ve mâ tükaddimû li enfüsiküm min hayrin tecidûhu indallâhi” âyet-i kerîmesi da‘vetine icâbet ve Resûl-i ekrem sallallâhu aleyhi vesellem hazretinin “İzâ mâte ibnü Âdeme inkata‘a amelühû illâ an selâsin ilmin yüntefe‘u bihî ve veledin sâlihin yed‘û lehû ve sadakatin câriyetin beyne yedeyhi elâ ve hiye’l-vakf” hadîs-i şerîfinin işâret-i münîfesine mütâba‘at edip meclis-i şer‘-i şerîfeye hâzır olup vakf-ı lâhiku’l-beyânı tescîl ve emr-i itmâmı tekmîl için mütevellî nasb eyledikleri el-Hâc İbrahim b. Nureddin nâm kimesne mahzarında ikrâr-ı sahîh-i şer‘î ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer‘î eyleyip emlâkimden mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir cânibi merhûm Hâfız Kethüdâ veresesi mülkü ve bir cânibi dahi Musli veresesi mülkü ile Adalyalı Mehmed Reis mülkü ve iki cânibi tarîk-i âm ve mahalle-i mezbûrenin vakıf odaları ile mahdûd olan fevkānî ve tahtânî sekiz bâb odaları ve bahçe ve kenîf ve su kuyusunu müştemil olan mülk menzilimi hasbeten lillâhi’l-azîm ve ibtigāen li vechihi’l-kerîm bi niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâfiye ile vakf haps ve tahlîd ve tasadduk ve tesbîl ve te’bîd eyleyip ba‘de’t-tahliyyeti’ş-şer‘iyye mütevellî-i merkūm el-Hâc İbrahim teslîm mezbûr dahi vakf için kabûl ve tesellüm eylediğinden sonra şöyle şart eyledi kim zikr olunan menzilin süknâsı mâdâmki kayd-ı hayâtda olam bana meşrût ola bi irâdeti’llâh ben icâbet-i da‘vet-i irci‘î ilâ rabbike eylediğimden sonra menzil-i merkūmun cümlesi ümm-i evlâdım olan Fâtıma Hâtun bt. Abdullah mâdâmki kayd-ı hayâtda [ola] hakk-ı meşrûtu olup sâkine ola. Mezbûreden sonra Hâfız Kethüdâ’dan bana olan fevkānî ve tahtânî iki evin fevkāniyyesinde mu‘takam olan Râziye Hâtun bt. Abdullah sâkine ola. Ba‘demâ evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı neslen ba‘de neslin ve fer‘an gıbbe aslin sâkin olalar. Ve tahtâniyyesinde dahi mu‘takam Zamâne Hâtun bt. Abdullah sâkine ola ba‘de mâ evlâdı ve evlâdı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı neslen ba‘de neslin ve karnen ba‘de karnin sâkin olalar. Ve bu zikr olunan odaları kurbunda olan fevkānî ve tahtânî iki bâb evlerin birinde mu‘takım olan Hasan b. Abdullah evli olduğu hâlde sâkin ola ba‘de evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı karnen ba‘de karnin ve fer‘an ba‘de aslin ile’l-inkırâz sâkin olalar. Mezbûr Hasan mücerred olduğu hâlde mezbûr evde hakkı olmaya ve birinde dahi mu‘takım Nasuh b. Abdullah evli olduğu hâlde sâkin ola. Ba‘dehû onun dahi evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı batnen ba‘de batnin ve fer‘an gıbbe aslin ile’l-inkırâz sâkin olalar. Mezbûr Nasuh’un dahi ergen olduğu hâlde vakf-ı mezbûrda hakkı olmaya. Ve Murad Reis cânibinde olan fevkānî ve tahtânî dört bâb evlerde karındaşım oğulları evli oldukları hâlde ki biri Mustafa ve biri Mehmed ve biri Osman’dır mâ dâmû ihyâen sâkinler ola, ba‘dehû her birisinin evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdı neslen ba‘de neslin ile’l-inkırâz sâkin olalar. Zikr olunan üç nefer karındaşım oğullarının dahi mücerredîn oldukları hâlde ol evlerde hakları olmaya. Ve zikr olunan bahçe beyninde müşterek olup timar ederlerse iştirâken mahsûlünü alalar ve illâ her kim timar ederse mahsûlünü ol ala ve su kuyusunu dahi iştirâken cümlesi mutasarrıf olalar. Ve kapı üzerinde olan odamı karındaşım oğullarının ve utekānın mücerredlerine şart eyledim ve müsâfirleri geldikde ol odada iskân edeler ve her birisi sâkin olduğu odanın meremmeti lâzım oldukda kendi mallarından edeler ve vefât edenlerin hissesi hayâtda olanlara meşrût ola, cümlesi vefât eyleyip biri kaldıkda cümlesini mutasarrıf ola. Cümlesinin inkırâzından sonra Hâfız Kethüdâ cânibinde olup Râziye ve Zamâne’ye meşrût olan evler icâreye verilip sâirin meremmetine sarf oluna mâ‘adâ olan evler Medîne-i münevvere fukarâsına vakf ola. Zikr olunan mevkūfun-aleyhim zamânlarında kendiler sâkin olalar, odalardan biri icâreye verildiğine rızâm yoktur. Ve zikr olunan vakfı mezbûr mütevellîye teslîm eyledim, mezbûr dahi vakfiyet üzre tesellüm eyledi dediğinde mukırr-ı mezbûru ikrâr-ı meşrûhunda mezbûr el-Hâc İbrahim vicâhen tasdîk ettikden sonra vâkıf-ı mezbûr mütevellî-i merkūm mahzarında takrîr-i kelâm edip vakf-ı mezbûr mücerred mütevellîye teslîm olunmağla İmâm-ı A‘zâm hazretleri katında vakf lâzım olmamağın vakfiyetten rücû‘ eyledim, mülküme istirdâd için dediğinde mezbûr mütevellî imâmeyn-i hümâmeyn katlarında lâzım olmağın onların re’y-i sedîdleri üzre sıhhatine ve lüzûmuna hükm olunmak taleb ederim deyû redden imtinâ‘ eyledikde hâkim-i şer‘-i muvakki‘-i sadr-ı kitâb, cânib-i vakfı evlâ görüp vakf-ı mezbûrun sıhhat-i vakfiyetine ve imâmeyn-i mezbûreyn re’yleri üzre lüzûmuna hükm eyleyip mütevellî-i mezbûr yedinde ibkā etmeğin vakıf sahîh lâzım oldu Fe-men beddelehu ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne ve yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâili Cumâdelûlâ sene sitte ve elf mine’l-hicreti’n-nebeviyye.
Şuhûdü’l-hâl: İbrahim b. İlyas, Mehmed b. İbrahim, Hacı Resul b. Oruc yaycı, Mehmed Kâtib b. Silahî, Murad Reis b. Abdullah, an İmâm Murad Reis Hacı Mehmed, el-Hâc Piyâle b. Abdullah, Mehmed b. Hacı Piyâle, Yusuf b. Abdullah, Receb b. Abdullah, yarakçı Mehmed b. Ahmed, Ahmed b. Şaban el-Müezzin, Mehmed Efendi b. Abdullah el-Hatîbü Rüstem Paşa, Hacı Süleyman b. Mehmed, Mahmud Çelebi b. İslâm el-Müezzin, Abdülkādir b. Hacı el-Müezzin, Yahya Çelebi b. el-Müezzin, Hızır b. Murtaza el-İmâm ve gayruhüm mine’l-hâzırîn
|