.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 20 Numaralı Sicil (H. 1005 - 1007 / M. 1596 - 1599)
cilt: 35, sayfa: 332
Hüküm no: 431
Orijinal metin no: [63b-1, Arapça]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hatice Hatun bt. Nurullah’ın evini vakfettiği

Bismillâhi’l-vâkıfi alâ serâiri el-vâkıf fî mevâkıfi’l-hayrâti’l-hamîdeti’l-âsar. Ve’l-hamdü lillâhi’l-muttali‘i mâ fî zamâiri’l-ârifi’s-sârifi sa‘yehû fî istikmâli’l-a‘mâl es-sâlihâti’l-celîleti’l-envâr. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ âlihî ve ashâbihi’l-lezîne hüm hazînetü’l-meânî ve nakkalehü’l-ahyâr aleyhim rıdvânullahi’l-meliki’l-gaffâr ammâ ba‘d işbu mazmûnunda vakıf kurma irâdesinden bahseden sahîh ve şer‘î bir hüccet ve sarîh ve mer‘î bir vesîkadır. Sâhibetü’l-hayrât ve’l-hasenât Hatice Hâtun bt. Nurullah kıbelinden âti’z-zikr vakıf ikrârına ve rücû‘ da‘vâsına vekâleti Mustafa Halîfe b. Mehmed el-İmâm ve İlyas b. Hızır nâm kimesnelerin şehâdetleri ile sâbit olan Ahmed b. Abdullah nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf ve mahfil-i dîn-i münîfe hâzır olup, müvekkile-i mezbûresi Hatice Hâtun’un bundan akdem bin dört senesi Cumâdelâhire ayında hâric-i Galata mahallâtından Kuloğlu mahallesinde kâin, iki beyt-i ulvîyi, bir beyt-i süflîyi, selâmlığı, kileri, kendisi ile Âişe bt. Nurullah arasında müştereken kullanılan su kuyusunu, eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmireyi hâvî bahçeyi müştemil olan ve bir tarafdan Marziye Hâtun bt. Abdullah mülkü, öteki tarafdan Âişe bt. Nurullah mülkü, öteki tarafdan Mustafa b. Abdullah mülkü ve diğer tarafdan da tarîk-i âm ile mahdûd olan cemî‘ mülk menzilini cümle tevâbi‘ ve levâhıkı ve kâffe-i hukūk ve merâfıkı ile hasbeten lillâhi’l-kerîm ve haseneten li rûhi Resûlihi’l-halîm ve hereben mine’l-azâbi’l-elîm yevme lâ yenfa‘u mâlün ve lâ benûn illâ men etallâhe bi kalbin selîm, niyet-i hâlisa ve taviyyet-i sâdıka ve vâfiye ile haps ve vakf ettiğini ikrâr ve i‘tirâf etti. Vâkıfe-i mezbûre menzilde süknâyı müddet-i hayâtınca evvelâ kendisine, sonra Marziye Hâtun bt. Abdüsselâm nâm anasına, sonra ana baba bir erkek karındaşı Mehmed b. Nurullah’a, sonra Âişe bt. Nurullah nâm kız karındaşına sonra Mehmed ve Âişe’nin zükûr ve inâsdan evlâdına, evlâd-ı evlâdına, neslen ba‘de neslin ve fer‘an gıbbe aslin evlâd-ı evlâd-ı evlâdına şart etti. Nesilleri kesildikden sonra -ne‘ûzü billâh min kahri’l-feyyâz- süknâyı mahalle-i mersûmede imâm ve müezzin olacak kimesnelere, imâmın her gün öğle namazından sonra Tebâreke sûresini, müezzinin ise her gün ikindi namazından sonra Amme sûresini tilâvet edip sevâbını vâkıfe-i mezbûrenin rûhuna hediye etmeleri kaydıyla şart etti. Vâkıfe-i mezbûre böylece menzil-i merkūmu tescîl maksadıyla mütevellî nasb ettiği Abdi b. Mustafa’ya teslîm etti ve kendisini bu husûsda nefsine nâib kıldı. Sonra ahâlî-i mahalle-i mersûmeyi hasbî mütevellî seçdi. Mütevellî-i mersûm menzil-i merkūmu tesellüm ve kabz edip mâliklerin emlâkde tasarruf ettikleri gibi tasarruf etti. Vâki‘ ikrâr mütevellî-i mezkûr tarafından vicâhen ve şifâhen tasdîk edildi. Hâl bu minvâl üzre iken vekîl-i mezbûr, İmâm-ı A‘zâm ve hümâm-ı akdem Hazret-i Ebû Hanîfe el-Kûfî indinde vakf-ı akārın adem-i lüzûmuna mütemessiken vakıfdan rücû‘ etti ve menzilin müvekkile-i mezbûresinin mülküne i‘âdesini taleb etti. Mütevellî-i mezkûr ise hâkimden imâmeyn-i hümâmeyn imâm-ı sânî Ebû Yusuf ve imâm-ı sâlis İmâm Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî’nin -rahmetullâhi’l-meliki’l-Bârî- re’yleri mûcebince hükmetmesini taleb etti. Hâkim-i muvakki‘-i a‘lâ hâze’l-kitâb, eimme-i eslâf beyninde vakıf husûsunda cârî ihtilâfı da bilerek, vakıf cânibini evlâ ve ahsen görüp vakfın husûsan ve umûmen sıhhat ve lüzûmuna hükm etti. Vakıf bu sûretle ahkâm-ı şer‘iyye ve kavânîn-i mer‘iyyeye göre kimesne tarafından tebdîl ve tağyîri câiz olmayacak şekilde müebbed, müseccel, muhalled ve lâzım bir vakıf oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû innallâhe semî‘un alîm ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm”. Cerâ zâlike ve hurrire fî evâsıtı şehri Şevvâl sene sitte ve elf. Şuhûd: Mustafa b. Ali el-Cündî, Ali Bey b. Abdullah el-Cündî, Veli Reis b. Abdullah, Hasan Reis b. Abdullah, Ali Bey b. Abdullah, Hüsrev b. Abdullah el-Muhzır ve gayruhüm mine’l-hâzırîn