.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 90 Numaralı Sicil (H. 1073 - 1074 / M. 1663)
cilt: 40, sayfa: 134
Hüküm no: 130
Orijinal metin no: [17(2)a-4]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Bektaş b. Sefer’in Ali Kapudân’a olan borcuna karşılık ona ödenmek üzere Tatar Mehmed’e verdiği kölesinin bedelinin Tatar Mehmed’in mirasçılarından alınması

Medîne-i Kefe sükkânından işbu râfi‘ü’l-kitâb Bektaş b. Sefer nâm kimesne mahfil-i kazâda mahmiye-i Galata müzâfâtından kasaba-i Kasımpaşa’da Seferikoz mahallesinde sâkine iken bundan akdem vefât eden Tatar Mehmed b. Murtaza nâm kimesnenin sulbî sagīr oğlu Ömer’in tesviye-i umûruna kıbel-i şer‘den mansûb vasîsi olan Ahmed b. ( ) nâm kimesne mahzarında üzerine da‘vâ ve takrîr-i kelâm edip benim gāib ani’l-meclis Ali Kapudân nâm kimesneye dokuz bin akçe deynim olmağla meblağ-ı mezbûrun üç bin akçesini mukaddemâ edâ ve teslîm eyledikden sonra bâkī altı bin akçe deynim mukābelesinde dâyinim mezbûr Ali Kapudân’a vermek için müteveffâ-yı mezbûr Tatar Mehmed’e hâl-i hayâtında Moskoviyyü’l-asl altı bin dört yüz akçe kıymetli Civan nâm abd-i memlûkümü def‘ [ve] teslîm edip ol dahi kabz ve tesellüm etmişidi lâkin müteveffâ-yı mezbûr Tatar Mehmed abd-i mezkûru dâyinim mezbûr Ali Kapudân’a teslîm etmeyip âhara bey‘ ve semenini kendi mesârifine harc ve sarf etmekle hâlâ abd-i mezkûrun kıymet-i şer‘iyyesi olan meblağ-ı mezbûr altı bin dört yüz akçemi müteveffâ-yı mezbûrun tereke-i vâfiyesinden olmak üzre vasiyy-i merkūmdan taleb ederim suâl olunsun dedikde gıbbe’s-suâl ve akībe’l-inkâr müdde‘î-i mezbûrdan takrîr-i meşrûhuna mutâbıka beyyine taleb olundukda udûl-i müslimînden Hüseyin b. Yakub ve Hüseyin b. Osman, ve Receb b. İbrahim nâm kimesneler li ecli’ş-şehâde meclis-i şer‘a hâzırûn olup isre’l-istişhâd fi’l-vâki‘ müdde‘î-i mezbûr Bektaş gāib-i merkūm Ali Kapudân’a deyni olan altı bin akçe mukābelesinde vermek için müteveffâ-yı merkūm Tatar Mehmed’e Moskoviyyü’l-asl Civan nâm abd-i memlûkünü bizim huzûrumuzda def‘ ve teslîm müteveffâ-yı mezbûr dahi tesellüm ve kabz eyledikden sonra abd-i mezkûru gāib-i merkūma vermeyip âhara bey‘ ve semenini kendi mesârifine harc ve sarf etmişdir. Biz bu husûsa bu vech üzre şâhidleriz şehâdet dahi ederiz deyû her biri edâ-i şehâdet-i şer‘iyye eylediklerinde ba‘de ri‘âyeti şerâiti’l-kabûl şehâdetleri hayyiz-i kabûlde vâkı‘a oldukdan sonra abd-i mezkûru müteveffâ-yı merkūme bey‘ veya hibe etmeyip vücûh-i şer‘den bir vechile mülkünden ihrâc etmediğine müdde‘î-i mezbûre yemîn teklîf olundukda ol dahi alâ vefki’l-mes’ûl yemîn billâhi’l-aliyyi’l-a‘lâ etmeğin mûcebiyle abd-i mezkûrun kıymet-i şer‘iyyesini ba‘de’l-isbât müteveffâ-yı merkūmun tereke-i vâfiyesinden olmak üzre müdde‘î-i mezbûre edâ ve teslîme vasiyy-i merkūm Ahmed’e tenbîh birle mâ vaka‘a bi’t-taleb ketb olundu. Hurrire fi’l-yevmi’s-sâmin aşer min şehri Ramazâni’l-mübârek li sene selâse ve seb‘în ve elf


Şuhûdü’l-hâl: Receb Bey b. Mehmed Bevvâb-ı sultânî, Mehmed Çelebi b. Receb Bey, Mustafa Çelebi b. Receb Bey, Musa b. Receb, Muharrem b. Receb, Hüseyin b. Abdullah, Mehmed Beşe b. Mustafa el-Mübâşir, Ahmed Beşe b. Eyüb, (…) ve gayruhüm mine’l-huzzâr.