.:: İstanbul Kadı Sicilleri ::.


Galata Mahkemesi 90 Numaralı Sicil (H. 1073 - 1074 / M. 1663)
cilt: 40, sayfa: 279
Hüküm no: 346
Orijinal metin no: [48b-1]
Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.


Hızır Dede b. Osman’ın vakfiyesi

Hamd-i mevfûr ve şükr-i mahsûr ol vâkıf-ı umûr ve kâşif-i estâr-ı cumhûr hazretlerinin dergâh-ı akdes ve bârgâh-ı mukaddeslerine ref‘ olunur ki Hallâk-ı âlem ve rezzâk-ı benî Âdem’dir ve salâtü u selâm ol seyyid-i enâm ve sened-i hâs u âm hazretlerinin merkad-i mu‘attar ve meşhed-i münevverlerine olsun ki ümmet-i ulü’l-himmetlerine tarîk-i hayrâtı beyân ve sübül-i meberrâtı ayân eyledi ve dahi âl ve evlâd ve ashâb ve ahfâdlarına olsun ki her biri mütevellî-i cihât u dîn ve nâzır-ı şer‘-i mübîn idiler -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în-. Ammâ ba‘d bu kitâb-ı sıhhat nisâbın tahrîrine bâ‘is ü bâdî ve bu hitâb-ı müstetâbın tastîrine sebeb-i âdî budur ki medîne-i Galata’ya tâbi‘ kasaba-i Kasımpaşa’da Piyâle Paşa-yı kebîr mahallesinde sâkin sâhibü’l-hayrât ve’l-hasenât ve tâlibü’l-meberrât ve’s-sadakāt Hızır Dede b. Osman nâm kimesne meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-erkân ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-beyânda vakf-ı âti’z-zikre li ecli’t-tescîl mütevellî nasb eylediği Abdurrahman Çelebi b. Ramazan nâm kimesne mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm edip silk-i mülkümde münselik olup mahalle-i mezbûrede vâki‘ bir tarafdan İsmail Çelebi mülkü ve bir tarafdan kalafatçı Mehmed mülkü ve bir tarafdan tarîk-i âm ve bir tarafdan sahrâ ile mahdûd ve’l-mümtâz bir bâb tahtânî ve bir bâb fevkānî odalarımı ve bi’r-i mâyı ve kenîfi ve zât-ı eşcâr-ı müsmire ve gayr-ı müsmire cüneyneyi müştemil olan mülk menzilimi bi cümleti’t-tevâbi‘ ve’l-levâhık ve kâffeti’l-menâfi‘ ve’l-merâfık hasbeten lillâhi’l-meliki’s-samed vakf-ı sahîh-i müeyyed ve haps-i sarîh-i muhalled ile vakf ve haps edip şöyle şart ve ta‘yîn eyledim ki menzil-i mahdûd-ı mezkûr mütevellî-i mezkûr yediyle icâre-i mu‘accele ve ücret-i müeccele ile îcâr olunup hâsıl olan icâresinden yevmî iki akçe cihet-i tevliyyet ola ve yevmî iki akçe vazîfe ile vakf-ı mezbûra mütevellî olanlar külli yevm Kur’ân-ı azîm ve Furkān-ı kerîm’den huzûrunda bir cüz’-i şerîf tilâvet edip sevâbını rûhuma hibe eyledikden sonra vazîfe-i merkūmeye mutasarrıf ola ve yevmî iki akçe vazîfe ile dahi el-Hâc Hüseyin b. Hasan nâm kimesne kezâlik Kur’ân-ı azîmden huzûrunda bir cüz’-i şerîf tilâvet edip sevâbını rûhuma ihdâ edip, ol dahi vazîfe-i mezkûreye mutasarrıf ola ve mezbûr el-Hâc Hüseyin vefât eyledikde mutasarrıf olduğu cüz’-i şerîfe evlâd-ı evlâd-ı evlâdına meşrût ola ve ba‘de’l-inkırâzi’l-evlâd sâlifü’z-zikr cüz’-i şerîf re’y-i hâkimü’ş-şer‘le bir recül-i sâlihe tevcîh oluna ve vakf-ı mezbûra merkūm Abdurrahman Çelebi mütevellî olup icâleti’l-vakt vazîfe-i merkūmesine mutasarrıf ola ba‘de vefâtihî tevliyyet-i mezkûre Piyâle Paşa-yı kebîr câmi‘-i şerîfinde her kim imâm olursa vazîfe-i mezkûre ile vakf-ı mezbûra mütevellî ola. Mâdâm ki vücûdum kayd-ı hayâtda mevcûd ola vakf-ı mezkûrun cihet-i tevliyyetden mâ‘adâ cemî‘ galle ve rey‘ına ben mutasarrıf olam. Bi emrillâhi te‘âlâ dâr-ı dünyâdan saray-ı ukbâya irtihâl eylediğimde vech-i meşrûh üzre meşrûtun lehümâ mutasarrıf olalar deyû fâriğan ani’ş-şevâgil mütevellî-i mezkûra teslîm ol dahi kabz ve tesellüm edip ve sâir mütevellîlerin evkāfda tasarruf eyledikleri gibi mutasarrıf eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vâkıf-ı ârif inân-ı kelâmını semt-i rücû‘a âtıf olup vakf-ı mezbûr eğerçi muhtâr-ı eimme-i ahyâr olan İmâm-ı a‘zam ve hümâm-ı akdem Ebû Hanife el-Kûfî -cûziye hayre’l-cezâ’ ve kûfîye- hazretlerinin mezheb-i hatîrlerinde sahîh ve gayr-ı lâzımdır lâkin menzil-i mezbûr âriyetde olmağla şeref-i lüzûmu câiz olmayıp husûsan vâkıf menâfi‘-i vakfı nefsine şart etmekle âlim-i Rabbânî İmâm Muhammed el-Hasan eş-Şeybânî re’yi üzre vakf-ı merkūm bâtıl olup rücû‘ emr-i meşrû‘ olmağın vakf-ı mezbûrdan rücû‘ eyledim. Menzil-i mezbûr kemâkân mülküme idhâl olunmak matlûbumdur dedikde gıbbe’l-istintâk mütevellî-i mezbûr cevâb-ı bâ savâba âzim olup eğerçi hâl bast olunan minvâl üzre olduğu câ-yı eşkâl değildir lâkin fâzıl-ı samedânî İmâm Yusuf eş-şehîr bi’l-imâmi’s-sânî re’y-i münîrleri üzre vakf-ı mezkûr şart-ı mezkûre müsâdif olursa vâkıf mücerred vakaftü demekle lüzûm ifâde edip istirdâd muhâl olmuşdur deyû redden imtinâ‘ ve husûs-ı kaziyyede fasl ve hasma tâlibân olduklarında sadr-ı kitâb tevkī‘-i refî‘ ve hat ve hatm-i münîfi vâki‘ olan hâkim-i hâsim-i şerî‘at nisâb -mene‘ahullâhu bi hüsni’l-me’âb- dahi cânib-i vakfa nazar ve mennâ‘un li’l-hayr olmakdan hazer edip alâ kavli men yerâhu vakf-ı mezkûrun sıhhat ve lüzûmuna hükm etmeğin, min ba‘d vakf-ı mezbûr sahîh ve lâzım olup ve ta‘tîli adîmü’l-ihtimâl oldu. “Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm” ve ecrü’l-vâkıfı ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’l-hâmis ve’l-ışrîn min şehr-i Şevvâli’l-mükerrem sene selâse ve seb‘în ve elf.


Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-müderrisîn Abdülgaffâr Efendi b. Abdüssamed el-Kâtib, fahrü’l-müderrisîn Abdülkerim Efendi b. Mehmed el-Kâtib, fahrü’l-kuzât Nasuh el-Kâtib, Ahmed Efendi [b.] Receb el-İmâm, Yusuf Efendi el-Kadı, Mustafa b. Mehmed el-Müezzin, Mustafa b. Receb, kâtibü’l-hurûf Mehmed Yahya Efendizâde.