|
Galata Mahkemesi 90 Numaralı Sicil (H. 1073 - 1074 / M. 1663) cilt: 40, sayfa: 290 Hüküm no: 362 Orijinal metin no: [51b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Râbia Hâtun b. Hüseyin’in vakfiyesi
Mâ hurrire mine’l-vakfi’l-müseccel ve’l-hapsi’l-mükemmel sahha indî ve vadaha ledeyye ve hakemtü bi sıhhatihî ve lüzûmihî âlimen bi mevâzı‘i’l-hilâfi’l-cârî beyne’l-eimmeti’l-eslâf ve ene’l-abdü’l-fakīr ilellâhi’l-kadîr Atâullah b. Hüsameddin el-müvellâ hilâfeten bi medîneti Galata el-mahmiyye humiyet an külli âfâtin ve beliyyetin ufiye anhu. Hamd-i fâik ve senâ-i muvâfık cümle-i mevcûdâtı hâlik ve kâffe-i mahlûkâtı râzık olan kādir-i ber kemâl ve melik-i zü’l-celâl ve sultân-ı lâyezâl celle mülkühû ve sultânehû ve âmme birruhû ve ihsânühû hazretlerine lâyıkdır ki nüsha-i insânı ibdâ‘-ı üslûbda imlâ ve ahseni takvîmde inşâ edip mesâlik-i me‘âşı ta‘lîm ve menâhic-i me‘âdı tefhîm eyledi ve dürûd-ı huceste-i vürûd ol hâce-i câr-sûy-ı vücûd gencîne-i metâ‘-ı şer‘-i mübîn ve hazîne-i cevâhir ve hayy-i Rabbü’l-âlemîn mihr-i sipihr-efrûz mihterî ve bahr-i dürer-endûz-ı peygamberî vâsıl-ı kābe kavseyn maksûd ve îdâ‘-ı kevneyn-i rasûl-i cem‘-i sakaleyn akrab-i mukarrebîn âlihî sâhib-i sırr-ı li ma‘allâh tûtî-i nevâ ve mâ yentıku ani’l-hevâ mu‘ciz-nümâyı in hüve illâ vahyün yûhâ müstenid-i mesned-i ıstafâ Ebü’l-Kasımi’l-Mustafâ salavâtullâhi te‘âlâ aleyhi ve selâmühû. Mâdâme şer‘uhü’ş-şerîf nizâmü’l-âlem ve intizâmuhû cenâbının rûh-ı münevver ve kabr-i mu‘attarlarına sezâdır ki tafsîl-i sıfât-ı kemâlinin ikmâli muhâl ve tavsîf-i envâr-ı cemâlinin icmâlinde akl-ı küll-i ehl-i kemâl bî-mecâldir ve cümle-i âl-i ferhunde-hâl-i huceste fâllerine ki furû‘-ı asâlet fürûğ-ı külbe-i sa‘âdet ve gusûn-ı celâlet-füzûn derece-i siyâdetdirler ve zümre-i ashâb-ı izzet-nisâb-ı iffet intisâblarına usûl-i hakīkat-nümâ-yı riyâz-ı rivâyet ve nücûm-ı şerî‘at-nümâyı semâ-i hidâyetdirler. -rıdvânullâhi te‘âlâ aleyhim ecma‘în- Ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat nisâbın tahrîrine bâ‘is budur ki Mahmiye-i Galata müzâfâtından kasaba-i Fındıklı’da Molla Çelebi mahallesinde sâkine fahrü’l-muhaddarât zübdetü’l-muvakkarât sâhibetü envâ‘i’l-hayrât ve’l-hasenât ve râgıbetü esnâfi’l-meberrât ve’s-sadakāt Râbia Hâtun bt. el-merhûm el-mebrûr ed-dâric ile’l-medâric rahmeti rabbihi’l-gafûr Hüseyin Efendi ve vaktâ kim ayn-ı i‘tibâr ve dîde-i bî-dâr ile hâl-i âlem bî-karâr ve kâr-ı bâr-ı dehr pür karîb-i mekkâre nazar edip dehr-i pür kahrın işi hîle ve âl ve devr-i pür-cevrin kârı mekr ve ihtiyâl mâlî melâl ile malı ve câhının zevâli mütevâlî olup kazâ-i ezele ne dârû ve devâ nâfi‘ ve inkızâ-yı eceli ne âb-ı hevâ dâfi‘ cenk-i ecelden cenk ü cidâl ile mecâl-i halâs muhâl ve melekü’l-mevt elinden mülk-i mâl ü menâl ile eferr ü menâs müstahîlü’l-hâl olduğuna vâkıf olup bu dünyâ-yı denînin hâlin ve âfitâb-ı ömrün zevâlin ve sipihr-i feleğin âlın ve fânus-ı çarhın hayâlin ve döne döne müşâhede edip ahvâl-i ber ahvâl-i cihâna ârife oldu ise intihâ-yı fırsatı ganîmet bilip ırzâ-yı rabbü’l-izzete azîmet ve nazm-ı ahvâl-i âhiret ve iddihâr-ı zâd-ı menzil-i âkıbete mübâşeret edip "mâ indeküm yenfedü ve mâ indallâhi bâkin" mefhûmu şerîfi tab‘-ı pâk-i serî‘ü’l-idrâkine münsâk ve "mâ tükaddimû li enfüsiküm min hayrin tecidûhu indallâh" mantûk-ı münîfinde zihn-i serî‘ü’l-intikāli âgâh olup "izâ mâte ibnü Âdeme tenkati‘u amelühû illâ an selâsin veledin sâlihin yed‘û lehû ve ilmin yüntefe‘u bihî ba‘de mevtihî ve sadakatin câriyetin" fehvâsı sa‘âdet intimâsı muktezâsınca envâ‘-ı sadakātın ekmeli ve esnâf-ı hasenâtın emselî vakıf idiğin bildi ise a‘mâlimin müdedi münkatı‘ ve mededi müntehâ olmayıp sicâl-ı en‘âfı eşhâs-ı enâma şâfî ve şâmil ve nevvâl-i birr-i âfı havâss u avâma kâfî ve kâfil olup safahât-ı rüzgârda zuhûr bulan âsâr-ı hayr halef mesâbesinde fi’l-etrâf ve’l-aktâr sebeb-i zikr-i cemîl ve lede’l-meliki’l-gaffâr, bâ‘is-i ecr-i cezîl olacak amele azîmet edip meclis-i şer‘-i şerîf-i şâmihü’l-imâd ve mahfil-i dîn-i münîf-i râsihü’l-evtâdda vakf-ı âti’l-beyâna li ecli’t-tescîl mütevellî nasb eylediği umdetü’l-a‘yân el-Hâc Süleyman Ağa b. Abdullah mahzarında ikrâr ve takrîr-i kelâm edip hâlâ silk-i mülk-i sahîhimde münselik kasaba-i mezbûrede Avni Efendi mahallesinde vâki‘ bir tarafdan merhûm Hüseyin Efendi vakfı olan odalar ve bir tarafdan kendi tasarrufumda olan arsa-i hâliye ve ba‘zan es-Seyyid Musa Efendi tasarrufunda olan arsa-i hâliye ve iki tarafdan tarîk-i âm ile mahdûd arsasının cennet mekân firdevs âşiyân merhûm ve mağfûrun leh Sultan Bayezid Hân -tâbe serâhu- vakfı’na yılda altmış akçe mukāta‘a-i kadîmesi olup üzerine ma‘rifet-i mütevellî ile taksîm için mülküm olmak üzre malım ile müceddeden binâ eylediğim on sekiz bâ tahtânî mülk odalarımı cemî‘ levâzım ve müştemilâtı ile hasbeten lillâhi te‘âlâ ve haseneten li rûhi rasûlihi’l-mu‘allâ [52a] bi niyetin sâfiyetin vâfiyetin ve musîbetin li ecr-i azîm ve taviyyetin hâlisatin kâfiyetin mûsılatin ilâ dâri’n-na‘îm vakf-ı sahîh-i şer‘î ve haps-i sarîh-i mer‘î edip şöyle bilesiz. Mesârif ve ta‘yîn-i şart eyledi ki mâdâm vücûdu kayd-ı hayâtda mevcûde ola vakf-ı mezbûrun tevliyyet ve cümle galle ve rey‘ına ben mutasarrıfe olam. Bi emrillâhi te‘âlâ dâr-ı dünyâdan saray-ı ukbâya irtihâl eylediğimde tevliyyet-i mezkûre karındaşım Abdülkādir Çelebi’nin oğlu mefharü’l-a‘yân Feyzullah Çelebi’ye meşrût olup ba‘dehû birâderi Mehmed Emin Çelebi’ye meşrûta ola ba‘dehû kezâlik birâderi Sunullah Çelebi’ye meşrût ola ba‘de vefâtihim tevliyyet-i mezkûr ve re’y-i hâkimü’ş-şer‘le bir müstakīm ve sâlih mütedeyyin ve emâneti ve diyâneti müte‘ayyin sâhib-i fehm ve firâset ve ehl-i kifâyet ve kiyâset muhâsebe vermeğe kādir ve kāim ve levâzım ve merâsim-i tevliyyete ârif ve âlim kimesneye tevcîh oluna ve zikr olunan odalar mütevellî yediyle icâre-i mu‘accele ve yevmî her bir oda birer akçe ücret-i müeccele ile îcâr olundukdan sonra mütevellî-i vakf-ı mezbûr levâzım-ı tevliyyeti temşiyet ve itmâm ve sa‘y-i kifâye ve merâsim-i tevfîye ve tetimmeye de ihtimâm edicek nevbet-i tasarruflarında hâsıl olan ücret-i mezkûreden yevmî iki akçe vazîfeye mutasarrıf olalar ve Medîne-i münevvere -şerrefehallâhü te‘âlâ alâ münevvirihâ-’da sulehâdan altı nefer kimesneye Kur’ân-ı azîm ve Furkān-ı kerîm’den yevmî altı cüz’-i şerîf tilâvet olunup ervâh-ı cemî‘-i enbiyâ ve mürselîn ve evliyâ ve sâlihîn husûsan sultân-ı kātıbe-i risâlet-i sadr-ı nişîn serîr-i izzet kutb-ı felek risâlet merkez-i dâire-i asâlet rasûl-i güzîn makbûl-i rabbü’l-âlemîn rûh-ı pür fütûh ve sadr-ı meşrûhları ve ecille-i erbâb-ı siyâdet ü celâl ve e‘izze-i ashâb-ı sa‘âdet iclâl olan âl-i ashâbın ervâh-ı tayyibelerine ve vâkıfe-i müşârün-ileyhânın rûhiyçün du‘â edip hâtime-i Fâtiha-i İhlâs ile tamâm edip ücret-i mezkûreden her birine Âsitâne-i sa‘âdetde râyic olan akçe ile yevmî ikişer akçe verilip sâl-be-sâl surre emîni olanlar ile irsâl eyleyeler ve vakf-ı mezkûre sulehâdan bir müstakīm kimesne câbi olup merâsim-i hizmeti edâ edicek yevmî iki akçe vazîfeye mutasarrıf ola ve sultân-ı a‘zam ve hâkān-ı ekrem mâlik-i rikâbü’l-ümem mevlâ-yı mülûkü’l-arab ve’l-acem sultânü’l-berreyn ve’l-bahreyn hâdim-i Haremeynü’ş-şerîfeyn pâdişâh-ı muharrem zıllullâhi fi’l-âlem hazretlerinin harem-i hâss-ı şerîflerinde her kim dârü’s-sa‘âde ağası olursa vakf-ı mezbûra nâzır olup Medîne-i münevvere’ye irsâl olunan vezâif ve vakf-ı merkūma olan mesârif cem‘an müşârün-ileyh Ağa hazretleri ma‘rifetiyle olup mütevellînin ber vech-i ihtimâm muhâsebesin görüp senede altı yüz elli dört akçe vazîfeye mutasarrıf ola ve senede altmış altı akçe mukāta‘a-i merkūme için Sultan Bayezid mütevellîsine verilip edâ oluna ve vefâtımdan sonra mahlûkât vâki‘ olursa şehr-i Rebî‘ülevvel’de rasûl-i asfiyâ Muhammed Mustafa sallallâhu te‘âlâ aleyhi ve sellem hazretlerinin rûh-ı tayyibeleriyçün mütevellî-i vakf-ı mezkûr olanların sâkin olduğu menzilde mevlid-i şerîf tilâvet ettirilip harc ve sarfına vâki‘ olan mahlûkâtdan beş bin akçe verilip fazla kalırsa fazlası sâdât-ı kirâm-ı zevi’l-ihtirâmdan olanlara tasadduk oluna ve zikr olunan odalar mâbeyninde vâki‘ olan bi’r-i mâyı her bir odaya mutasarrıf olanlar ale’l-iştirâk tasarruf edip isti‘mâl edeler ve sâlifü’z-zikr şurût ve kuyûd ve mesârifin mâdâm ki kayd-ı hayât ile mukayyedim tebdîl ve tağyîri merreten ba‘de uhrâ yedimde ola deyû fâriğan ani’ş-şevâgil sâlifü’z-zikr odaları mütevellî-i mezbûre teslîm ol dahi tesellüm ve kabz edip sâir mütevellîler evkāfda tasarruf ettikleri gibi tasarruf eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vâkıfe-i müşârün-ileyhâ vakf-ı meşrûh-ı meşrû‘undan rücû‘a şürû‘ edip tevkī‘-i refî‘-i sadr-ı kitâbda vâki‘ ve nefâz-ı hükmü bi hasebi’ş-şer‘i’ş-şerîf sâtı‘ olan hâkim-i hâsim-i nâfizü’l-hükm cenâb-ı fezâil-nisâbına mütevellî-i mezbûr ile murâfa‘a ve mürâca‘at edip vakf-ı akār İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem pîşvâ-yı kül ve reh-nümâ-yı sübül a‘lem-i eimme-i dîn ve üstâd-ı ecille-i müctehidîn sirâc-ı ümmet ve nâzım-ı millet ellezî beyne’l-eimmeti’l-kirâm ve’l-ecilleti’l-fihâm ke’s-süreyyâ beyne’s-sâbit imâmünâ ve imâm-ı ekserü’l-müslimîn Ebû Hanife Numan b. Sâbit -radıyallâhu anhu- mezâhib-i hatîrlerinde gayrı lâzımdır. Belki vâkıf menâfi‘-i vakfı nefsine şart edicek âlim-i Rabbânî ve bahr-i me‘ân-ı imâm-ı sânî Muhammed b. el-Hasan eş-Şeybânî re’yi üzre vakf-ı mezbûr bâtıldır. Binâen alâ zâlike vakf-ı mezbûrdan rücû‘ [52b] câiz ve râci‘i emr-i şer‘de gayr-ı mütecâviz olmağın vakf-ı mezbûrdan rücû‘ edip kemâkân silk-i mülküme idhâl ve mütevellî-i merkūmun kasr-ı yedine tenbîh olunmak matlûbumdur dedikde mütevellî-i merkūm -sellemallahu’l-melikü’l-kayyûm- cevâb-ı bâ savâblarına âzim olup fi’l-vâki‘ hâl bast olunan minvâl üzre olduğu câ-yı işkâl değildir lâkin fâzıl-ı samedânî Ebû Yusuf eş-şehîr bi’l-imâmi’s-sânî re’y-i münîrleri üzre vakf-ı mezbûr şart-ı mezkûre meşrût-ı mezbûra müsâdif olursa vâkıfın mücerred vakaftü kavli ile vakıf sahîh ve lâzım olup ve şart-ı mezkûr dahi onun katında sahîh olmağın mubtıl-ı vakıf olmaz deyû red ve teslîmden imtinâ‘ edip hâkim-i hâsim-i mûmâ-ileyh huzûrlarında murâfa‘a olunup her biri bast olunan minvâl üzre hükm-i şer‘î ve kazâ-i mer‘î taleb edip eylediklerinde hâkim-i müşârün-ileyh -dâmet fezâiluhû- tarafeynin kelâmında fikr-i dakīk ve te’emmül-i enîk edip temhîd-i kavâ‘id-i hayrı evlâ ve teşyîd-i vakfı ahrâ görüp âlimen bi’l-hilâfi’l-cârî beyne’l-eimmeti’l-eslâf ve mürâ‘iyyen li mâ yecibü mürâ‘âtihî fi’t-tescîli’l-evkāf vakf-ı mezbûrun sıhhat-i lüzûmuna alâ re’yi men yerâhu hükm-i şer‘î ve kazâ-i mer‘î etmeğin vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup "Fe-men beddelehû ba‘de mâ semi‘ahû fe-innemâ ismuhû ale’llezîne yübeddilûnehû inna’llâhe semî‘un alîm” ve ecrü’l-vâkıfeti ale’l-hayyi’l-cevâdi’l-kerîm. Cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’s-sâmin aşer min Şevvâli’l-mükerrem li sene selâse ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: A‘lemü’l-ulemâ’i’l-izâm efdalü’l-fuzalâi’l-fihâm Feyzullah Efendi b. Ebû Said Efendi necli’l-merhûm, umdetü’l-ulemâ’i’l-mütehakkikîn zübdetü’l-fuzalâi’l-müdakkikīn İshak Efendi b. el-merhûm Yahya Efendi, umdetü’l-müderrisîni’l-kirâm Mehmed Sâdık Efendi b. el-merhûm Feyzullah Efendi, umdetü’l-müderrisîni’l-kirâm es-Seyyid Mustafa Efendi b. es-Seyyid Musa Efendi, mefharü’l-müderrisîni’l-kirâm Abdülkerim Efendi b. Mehmed Efendi, fahrü’l-küttâb es-Seyyid Musa Efendi b. Habib Kâtib-i Dîvân-ı hümâyûn, mefharü’l-eimme Resul Efendi b. Mehmed İmâm-ı mahalle-i mezbûr, Zübdetü’l-eimme Mustafa Efendi b. el-İmâm, Şaban Efendi b. Abdülkerim, İbrahim Ağa b. Eyüb, Halil Ağa b. Ali, Ali Efendi b. Ahmed, Ali Çelebi b. Hüseyin el-Bevvâbü’s-sultânî, Hüseyin Çavuş b. Abdullah, Mahmud Çelebi b. Mustafa, Mustafa Çelebi b. Receb, Ahmed Yazıcı b. Mehmed, el-Hâc Kenan b. Abdullah, Ebûbekir Beşe b. Şaban Çukadâr.
|