|
Galata Mahkemesi 90 Numaralı Sicil (H. 1073 - 1074 / M. 1663) cilt: 40, sayfa: 303 Hüküm no: 378 Orijinal metin no: [55b-1] Bu defter İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı ve İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ortaklığı ile hazırlanmıştır.
Rahime Hanım bt. Mahmud Efendi’nin Para vakfı
Elhamdülillâhi el-vâkıfı alâ külli hâl el-muttali‘i me‘âlî hâli fi’l-bâl âlimi’l-gaybi ve’ş-şehâdeti’l-kebîri’l-müte‘âl ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma‘în ve alâ men tebi‘ahüm bi ihsânin ilâ yevmi’d-dîn. Ammâ ba‘d işbu kitâb-ı sıhhat-nisâbın tahrîr ve inşâsına bâ‘is ü bâdî oldur ki mahrûsa-i Galata müzâfâtından kasaba-i Kasımpaşa’da Tahtakadı mahallesinde sâkine sâhibetü’l-hayrât ve’l-hasenât ve tâlibetü’s-sadakāt ve’l-meberrât Rahime Hanım bt. el-merhûm Mahmud Efendi’nin menziline varılıp zeyl-i vesîkada muharrerü’l-esâmî olan müslümanlar ile akd-i meclis-i şer‘-i kavîm olundukda mezbûre Rahime Hanım meclis-i şer‘-i ma‘kūd-ı mezbûrda vakf-ı âti’z-zikre li ecli’t-tescîl mütevellî nasb ve ta‘yîn olunan fahrü’l-a‘yân Zeynü’l-ârifîn Çelebi b. Hüseyin Efendi mahzarında ikrâr-ı tâm ve ta‘bîr ani’l-merâm edip etyab-ı mâl ve ahsen-i menâlimden yüz elli kıt‘a esedî guruş ifrâz ve imtiyâz-ı tâm ile mümtâz edip vakf-ı sahîh-i müeyyed ve haps-i sarîh-i muhalled ile vakf ve haps edip şöyle şart ve ta‘yîn eyledim ki meblağ-ı merkūm onu bir ve iki pul hesâbı üzre rehn-i kavî ve kefîl-i melî ile alâ vechi’l-helâl istirbâh ve istiğlâl olunup bi fazlihî te‘âlâ hâsıl olan ribhinden kasaba-i merkūmede ( ) mahallesinde sâkin Mahmud Çelebi nâm kimesneye yevmî ikişer akçe vazîfe verilip ol dahi mukābelesinde huzûrunda beher yevm bir sûre-i Mülk-i şerîf tilâvet edip sevâbını rûhuma hibe eyleye ba‘de vefâtihî re’y-i mütevellî ile kırâate kādir bir kimesneye vazîfe-i merkūme verilip ol dahi vech-i muharrer üzre tilâvet edip savâbını rûhuma hibe eyleye ve iki akçesi sâlifü’z-zikr Tahtakadı mahallesinde vâki‘ lede’l-ahâlî ve’l-cîrân ma‘lûmü’l-hudûd olup mukaddemâ vakıf eylediğim menzilin lede’l-ihtiyâc mütevellî yediyle meremmetine harc ve sarf oluna ve iki akçesi mütevellî-i mezbûra hizmeti mukābelesinde verile ve zikr olunan vezâifden fazla kalan meblağ her ne olursa yine mütevellî-i merkūm yedinde olup ol dahi fukarâ-yı müslimînden ba‘zı kimesnelere tasadduk eyleye. Mâdâm ki vücûdum kayd-ı hayâtda mevcûde ola, vakf-ı mezbûrun galle ve tevliyyetine ben mutasarrıfe olam. Vefâtımdan sonra tevliyyet-i mezkûre mezbûr Zeynü’l-ârifîn Çelebi’ye meşrût olup ol dahi vech-i meşrûh ta‘yîn olunan vezâifi mahalline edâ ve teslîm eyleye ba‘de vefâtihî evlâdının erşedine ve evlâd-ı evlâdına ve evlâd-ı evlâd-ı evlâdının erşedine meşrûta ola ba‘de inkırâzi’l-evlâd tevliyyet-i mezkûr re’y-i hâkimü’ş-şer‘le hizmet-i tevliyyet uhdesinden gelmeğe kādir bir müstakīm recül-i sâlihe tevcîh oluna deyû fâriğan ani’ş-şevâgil meblağ-ı mezbûru mütevellî-i merkūma teslîm edip ol dahi kabz ve tesellüm ve sâir mütevellîler evkāfda tasarruf eyledikleri gibi tasarruf eyledi dedikde gıbbe’t-tasdîki’ş-şer‘î vâkıfe-i mezbûre semt-i vifâkdan cânib-i şikāka âzime olup vakf-ı nukūd inde’l-eimmeti’s-selâse mefkūd olduğundan mâ‘adâ vâkıf menâfi‘-i vakfı nefsine şart etmesi mubtıl-ı vakıf olmağın vakfımdan rücû‘ eyledim, meblağ-ı mezbûru istirdâd ederim dedikde mütevellî-i mezbûr cevâba mütesaddî olup fi’l-vâki‘ kaziyye bast olunan minvâl üzredir lâkin hazret-i İmâm Züfer -aleyhi rahmetü’l-meliki’l-ekberden- alâ mâ revâhü’l-Ensârî -aleyhi rahmetü’l-Bârî- vakf-ı nukūd ve ona müteferri‘ olan şurût ve kuyûd sahîh olup imâm-ı efdal tilmîz-i evvel İmâm Ebû Yusuf hazretleri katında şart-ı mezkûr mubtıl-ı vakıf olmadığına binâen meblağ-ı mezbûru red ve teslîmden imtinâ‘ edip hâkim-i muvakki‘-i sadr-ı kitâb tûbâ lehû ve hüsnü-me’âb huzûrunda müterâfi‘ân olup her biri mübtegāsınca fasl ve hasma tâlibân olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh -efâzallâlu sicâle eltâfi[hî] aleyh- mennâ‘un li’l-hayr olmakdan hazer edip cânib-i vakfı evlâ ve ahrâ görüp İmâm Züfer hazretlerinin re’y-i münîrleri üzre vakf-ı mezbûrun sıhhatine hükm edicek vâkıfe-i mezbûre semt-i âhardan nizâ‘ edip eğerçi hükm-i mezbûr ile vakıf sahîh oldu, lâkin İmâm-ı A‘zam ve hümâm-ı akdem Ebû Hanife el-Kûfî -cûziye hayre’l-cezâ ve kûfîye- katında sıhhat-i vakıf müstelzim-i lüzûm olmamağın benim için bâb-ı rücû‘ meftûh olmağın rücû‘ ve istirdâd ederim dedikde mütevellî-i mezbûr cevâb verip fi’l-hakīka imâm-ı müşârün-ileyh katında sıhhat müstelzim-i lüzûm değildir lâkin inde’l-imâmeyni’l-hümâmeyn sıhhat-i vakıf müstelzim-i lüzûm olduğuna binâen meblağ-ı merkūmu red ve teslîmden imtinâ‘ ederim deyû tekrâr hâkim-i müşârün-ileyh huzûrlarında murâfa‘a ve fasl-ı hasma tâlib olduklarında hâkim-i mûmâ-ileyh lâ-zâle müşârün-ileyh bi’l-beyân tarafeynin kelâmında fikr-i dakīk ve te’emmül-i enîk edip cânib-i vakfı ahrâ görmeğin âlimen bi’l-hilâf ve mürâ‘iyyen li mâ yecibü mürâ‘âtühû fî tescîli’l-evkāf vakf-ı mezbûrun lüzûmuna alâ kavli men yerâhu mine’l-eimmeti’l-müctehidîn hükm-i şer‘î ve kazâ-i mer‘î etmekle hükm-i sâbıkı ihkâm edip habl-i hısâlimizi insirâm buldu. cerâ zâlike ve hurrire fi’l-yevmi’l-hâmis min Zilka‘deti’ş-şerîfe li sene selâse ve seb‘în ve elf.
Şuhûdü’l-hâl: Fahrü’l-kuzât ve’l-islâm Mehmed Beşe b. ( ), mahalle-i merkūme imâmı Mehmed Efendi b. Hamza, ve Müezzini Ömer Çelebi b. Ahmed, Mehmed Efendi b. Ahmed, Ali Kapudân b. Nasrullah, Abdullah Çelebi b. Abdurrahman, el-Hâc Hüseyin b. Mehmed, Ahmed Çelebi b. Mehmed, el-Hâc Süleyman b. Abdullah, Mehmed Çelebi b. Cafer, Mustafa Çelebi b. Ali, el-Hâc Ramazan b. Ahmed ve gayruhüm.
|